melihkagan

part97


Nurgül ve kaan ellerinde tepsilerle geldiler,

Koltuklardan yere indik, yuvarlak oluşturduk..votkaları kanımıza karıştırmaya, muhabbeti de en birinci meze yapmaya başladık, hasan arada mesajlaşıp duruyor, 

“manita mı bu saatte hayırdır? ” diye takıldım..

Aq..ben de ebruyla iki kere konuşmak zorunda kalmıştım telefonda bu gece..o aradığında ben tuvaletteydim..ben ise, bilerek ayşen tuvalete gittiğinde aradım..rezillik şu düştüğüm durumlar..

“pek bir resmisin? Hayırdır” deyip gülüyor telefonun öbür ucunda, ben sevgi sözcüklerinden kaçınınca..

Ben de masadakiler çakmasın diye elli türlü kıvırıyordum..telefonu kapattıktan sonra da, “kardeşimdi” diyorum..

Çok üzgünüm ebru…inan utanıyorum..ciddi anlamda utanıyorum..

“aynen abi, rapor veriyoruz” dedi hasan yayvan yayvan gülerek..vay amk, seninde mi manitan var lan üşengeç? (: nasıl oldu da enerji harcayabildin bu işe :p

“hmm kapıp getirseydin sen de?” dedim elimi ayşenin omzuna atıp sarmalayarak..

“gel dedim de üşendi yeaa gelmeye x)” deyince hepimiz gülmeye başladık..eh, hasanın sevgilisi de hasan gibi olurdu zaten, aksi beklenemez..

Kaan ın sorgulayan bakışları ve bıyık altından imalı gülüşü yüzümü dolaşıp durdu..umarım alkolün etkisiyle saçmalamaz..

“siz ne zamandır berabersiniz abi?” dedi hasan,

“oldu biraz” dedim sırıtarak, ayşenle göz göze geldik, gülümsedi..

“yok mu bir tarihi, süresi :p”

Lan sıkıştırma işte amk..

Ayşen lafa girdi,

“biraz karışık bir durum aslında bizim ki..uzatmalı sevgiliyiz diyelim, net bir tarihi yok cidden :p”

Gülüştük gene..

“allah bozmasın” dedi kaan ima ile, iç geçirir gibi..

Sus amk..

Bir saat kadar sonra, bizim kafalarımız nihayet bulanmaya başlamış, kendimi, tatlı bir sallantıyla ilerleyen teknedeymiş gibi hissetmeye başlamıştım..

Kaan, “kanka bu sefer sen gel şu tabakları boşaltalım” dedi bana, güç bela, birbirimize tutunarak ayağa kalktık, kızlar gülüştüler, ikisi de hidayete ermiş durumda..şöyle 15-20 dakika yalnız, sessiz kalsalar sızarlar o derece..

Kaanla mutfağa vardık, tabakları boşaltırken, bu koridora doğru bir göz attı ne olur ne olmaz diye ve beklenen sorusunu sordu,

@tipsiz cingene cocugu, bütün yorum ve düşünceler benim için değerlidir panpam, senin söylediğinin de doğruluk payı var, kabul edilmeyecek bir şey değil yani, gayet makul bir eleştiri.

@bartelmow jojo, oraya hakkıyla(erkek ismi olan değil) gelebilmemiz için 2 geceye daha ihtiyacım var gibi görünüyor panpam, ama yazıyorum işte gördüğün gibi

“abi hayırdır ne ayaksın sen ya?” dedi kuşkuyla..

“uzun hikaye kardeşim.. aman gözünü seveyim çaktırma bir şey..”

“olm senin kızın ismi ebru değil miydi? Facebookta (bu da yeni türedi amk) filan da fotolarınız var?

“öyle abi..”

“ee o zaman bu kız ne ayak anlamadım yani?” dedi biraz sitem eder gibi, 

“ayşen işte bu” dedim fısıltıyla..

“nerden hatırlıyorum ben bu ismi?” dedi dalgın dalgın..

“şu birinci sınıfta götüme kazığı sokan hatun işte” dedim yine fısıldayarak, yeniden koridoru kontrol ettim..

“hassikt…oha..ee şimdi ne oldu peki?”

“pişman oldu, geri dönüş yaptı bana” dedi sırıtarak..

“onca yıl sonra ha? olm bırak ya, kesin bir ayak vardır, manyak mısın sen, nasıl yedin aq?”

“ayak var kardeşim zaten, var da, ben yapıcam o ayağı işte..”

“nasıl..”

“kaan.. sana da görkeme de her şeyi anlatıcam abi, yani sizden bir gizlim saklım olamaz kesinlikle zaten, donuma kadar biliyorsunuz yani (: ama senden çok kritik bir şey isteyeceğim..” dedim.

Ben böyle deyince iyice kıllandı bu, gözlerini kıstı,

“söyle?”

“bizim ayşenle aynı odada kalmamız lazım, baş başa.. çok kritik abi ciddiyim..”

“yuh ya..intikam ayağına kızı mı götürceksin..olm ne adamsın lan…amına koyim…iyi tamam ben de nurgülle kalırım o zaman…vay amk..”

“o kadar basit değil kanka.. götürmek filan değil amaç…sen sadece aynı odada kalmamızı sağla yeter..”

“tamam tamam.. kalırsınız..allahtan diğer çocuklar yok da…ben nurgülü de gönderecektim normalde, komple sap sapa takılcaktık ama sen 
kızı getirince kalsın, arkadaş olur dedim..”

“eyvallah kardeşim iyi düşünmüşsün..”

“hadi gidelim içeri..”

içeri geçtik, hasan bir şeyler anlatıyor, bizim kızlar baygın baygın gülüyorlar..

5-10 dakika kadar sonra kaan ayaklandı,

“gelmiş bizimkiler, kapıyı açıyim”

Ayşen artık komple üzerime abanmış bir şekilde kendi kendine mırıldanarak uyukluyor.

Çocuklar salona geldi, görkem,

“vay ibneler.. bizsiz mi içtiniz laaan?”

“ee olm kızları bırakmaya gitmeyeydiniz sizde ..yatıcaz biz, votka var iki tane daha 50 lik, yalnız biri yarım galiba ama içmek isterseniz için..ama yarın öğlene kadar uyumayalım yani, o yüzden siz de yatsanız iyi olur”

“iyi ya..napalım beyler? ..lan bak belki uyuyan vardır diye zile bile basmadım, o kadar düşünüyorum ben sizi, siz bensiz içiyorsunuz..” dedi görkem yarı şaka yarı ciddi..

“aabi biz siz, kızlarda kahve içmeye filan kalırsınız diye düşündük, dönmezsiniz dedik ne bilelim” dedi hasan sarhoş sarhoş sırıtarak.. gülüştü millet..

“hee güzel içtik kahveyi.. arkadaşım olm zaten onlar..iş çıkmaz yani (:”

Kaan görkemi bir ara kenara çekti, benim durumu söyledi her halde, görkem uzaktan “seni seniii” der gibi kafa salladı, sırıttım..

“beyler nasıl yapalım, bizim diğer ev arkadaşımızın odasına iki, salona iki şeklinde de yatabiliriz, hepimiz salonda da yatabiliriz, size bakar?”

“fark etmez” dedi çocuklar..

Dördü birden salona yayılmaya karar verdiler, çarşaflar, yastıklar battaniyeler taşındı..

Yatma hazırlıklarının ardından, ayşenle birlikte sendeleye sendeleye görkeme ait odaya girdik..

Kız kendini direkt yatağa devirdi.. ben de baş ucuna oturdum,

“iyi misin?”

“yanıyor her tarafım.. abarttım galiba biraz.. fazla kaçırdım gaza gelip..”

“kalk bir daha yüzünü yıkayalım?”

“gerek yok..” dedi miyavlayarak..

Işığı kapattım, yastığın tekini alarak ben de yatağın çaprazında kalan iki kişilik koltuğa kıvrıldım.. biraz küçük ve rahatsız edici geldi ama olsun daha iyi, uyumak, şu an en son yapmam gereken şey.. kalbim, yeniden hızla çarpmaya başladı heyecan ile..

Bir an için telaşlanmış ve planımın suya düşeceğini sanmıştım ama so good so far çok şükür…

http://fizy.com/#s/3xvl3h 

Ben koltuğa geçince ayşen,

“napıyosun?”

“iyiyim? Sen napıyon?” (:

“gelsene böyle ne işin var orda?”

“boş ver be yavrum..bu gece hem yorgunsun hem kafan kötü..” dedim çekinceyle..vay vay..düşünceli erkeğe bak hele..yedi mi acaba?

“olsun gel..sarılırım..” dedi mayışık mayışık..

“iyi..ama fazla hareket etmeyelim de..mideler karışık, yatağa kusarız valla (:”

Bir inilti geldi cevap olarak..yatağa çıktım, yanına uzanıp çarşafın altına girdim..hemen kollarını doladı üzerime..bir de bacağını attı, komple hegemonyasına aldı beni..ben de, rahatsızlığımı gizlemek için gülerek, bir elimi beline doladım..ateş gibi vücudu..

Lan bu salak ölmesin bir de alkol komasına filan girip? Allahııım allahım…üstüme başıma kalır bir de, sonra kime, neyi, nasıl açıklarsın görelim bakalım tsigalko efendi..öl-sıç-geber-yok ol yani o an..sen de kendini camdan at yani..gerçi ikinci kat, atlasam da ölmem gibi..

Hişt..ayşen…komaya filan girme lan..

Ben sabit durmaya çalışıyorum ama kız devamlı fıkır fıkır oynayıp duruyor..çarşafı bir atıyor, bir kapıyor..başı boynuma gömüldü..nefesi, yüzü cayır cayır yanıyor..elimi yanağına, alnına koydum,

“ayşen..iyi misin yavrum istersen bir soğuk duş al ben kana söyleyeyim, ateşin var baya baya senin?..

“iyiyim ya..yorgunluktan biraz da…ellerini tutsana öyle..hıh..seninkiler soğuk..boynuma koysana..”

Avuçlarımı yüzünde, boynunda, ensesinde gezdirmeye başladım..benimkilerin soğuk olduğu filan yok da, kendisi aşırı ısındığı için ona öyle geliyor işte, neyse..rahatlasın da biraz, önemli değil..

Hayır hayır..kesinlikle erotik bir durum yok…bayrağı yarıya bile çekmedi jr. tsigalko..o bile sanki utanıyor, iç güdüsel olarak hareket edemiyor bu durumda..

Oof of..of ebru..gene sıçtım ben..gene ne halt ettim?... 

Ben ellerimi gezdirirken, biraz daha yaklaştı bana, epeyce temas sağladık..elektrikli battaniye gibi olmuş hatun her yanı sıcacık..üzerime biraz daha kaykılınca, bacaklarının arası, bir bacağımın bacağımın üzerine kapandı..”gavur amı gibi yanmak” değiminin şimdi ne ifade etmek istediğini anlayabiliyorum sanırım..oha..sanki fanı bozuk bir laptobu kucağıma almış gibi yaktı dizlerimi kasıkları..bana da sıcak bastırdı..

Başını yine boynuma gömdü..tam dudakları yapışkan öpücüklerini mühürlemeye başlamıştı ki, ani bir refleksle ittirdim üzerimden..afalladı..

“ayşen..kızım ne diyorum..hareket etmemen lazım..” dedim heyecan içinde..

“zaten yanıyorsun, iyice arttırma sıcaklık katsayını..hem miden de dolu, kusarsın bak fazla hareket edersen..hah..yat öyle sırt üstü..tamam..hadi..uyumaya çalış..kapat gözlerini bakayım?”

iyi kıvırmıştım..

http://fizy.com/#s/1ah03d 

Boynumdan, alnımdan akan teri sildim..yataktan kalktım, oturur pozisyona geçtim..ucuz atlatmıştım..

Aslında deliler gibi istiyorum ayşenle birlikte olmayı, bunun çok matah bir şey olduğundan değil ama..sırf pislik olsun diye..hunharca, dibine kadar…kolunu bacağını boynunu morarta morarta, bacaklarını ayırıp yırtarcasına..göğüs kafesini presleyip ezercesine..hem, zaten ne zamandır sevişmemişim..tam anlamda sevişmemişim diyelim daha doğrusu..jr. tsigalko, son Ceyda-ve kerhane maceralarından bu yana sıcak ve ıslak bir yuvaya muhtaç..karşımdaysa, muhtemelen bu güne kadar karşılaştığım en ateşli olanı var (hem gerçek, hem mecaz anlamda)..

Ama yapamıyorum..pipim bile kalkmıyor lan?..hala pipi durumunda şu an..sik bile olamadı bak yemin ediyorum..hatta sanki kalkmaya zorlarsam,görevinden istifa edip düşecekmiş gibi bir hali de var..elimle kontrol ettim yerinde mi diye..o derece..

Yatakta, başımı ellerimin arasına alıp oturdum…şu meşhur, üzgün kaslı, iktidarsız kaslı resimlerindeki gibiyim lan..tam aynı pozisyon..aynı duygular..sadece “kaslı” kısmı hariç..geri kalan her şey, tam da posta gazetesindeki “cinsel sorunlar” köşesine koymalık bir fotoğraftaki gibi..

Fotoğraf…fotoğraf dedim de..ayşen..bir an önce sızsan iyi olur artık..

Yatak yeniden kıpraştı..başımı arkaya döndürdüm, gözlerimin alıştığı karanlığın içinde, ayşenin üzerindeki body i çıkarmaya uğraştığını gördüm,

“napıyorsun?”

“sıcak bastı dayanamıyorum..”

“e çarşafı aç?”

“üşüyorum o zaman..terledim..bunu çıkarıp çarşafı örtücem..”

Yardım ettim soyunmasına..body i üzerinden çekip aldım..omuzlar, sutyeninin altındaki göğüslerinin üst kısımları karanlığın içinde inci gibi parıldadı..beyaz tenin karşı konulamaz çekiciliği..gayri ihtiyari, omuzlarını tuttu ellerim..

“gezdirsene ellerini biraz yine” dedi baygın baygın..

Yanına sokuldum, ellerim, omuzlarında, küçük bir masaj seansının ardından, bir bacağımı, diğer tarafına atarak, dizlerinin üzerine oturdum fazla abanmadan..yatağa doğru iteleyip sırt üstü yatırdır yeniden..hemen boynuma saldırdı yine dudakları..engelledim..kulağına fısıldadım..”şişşt…sakin..”

Ellerim omuzlardan kollara kaydı..oradan çıplak göbeğe geçti..sonra sutyenin üzerinden, göğüslere..ve boyna..
O da kollarını doladı sırtıma..tişörtümü sıyırmaya çalıştı..yine izin vermedim..üzerine biraz abanınca inledi..ellerini yakalayıp yatağa indirdikten sonra, tekrar vücudunun çıplağıyla baş başa bıraktım avuçlarımı..

@bartelemow jojo,

daha önce neden başladığıma dair bir şeyler gevelemiştim spoiler niyetine, pek çok nedeni var, insanlar bilsin istiyorum, bazı davranışların altında yatan nedenlerin o kadar da basit olmadığını anlasın istiyorum.

milyarlarca farklı hayat var, bugün ben anlatıyorum diye dinliyor, takip ediyorsunuz, kim bilir sen anlatsan, bir başkası anlatsa daha ne hayatlar, ne acılar ve ne sapkınlıklar vardır.

biraz klişe olacak ama, çölde bir kum tanesiyiz işte, fazlası değil.

Hiçbir şey hissetmiyorum.. sanki play-doh, ya da kilden bir hamuru ovuşturur gibiyim.. zaten karanlık.. midem bulanıyor.. pişmanlık öyle bir ele geçirmiş ki zihnimi, normal şartlarda beni çıldırtması gereken bu sahnelerden nedeyse hiç zevk alamıyorum..

Bir süre öyle, masaj yapar gibi dokunup durdum her yanına.. kesik kesik inliyor.. arada eli kolu hareketleniyor.. yeniden bastırıyorum..

Biraz sonra, ellerimi aşağılara indirmeye başladım.. dizlerinin üzerinden yatağın ayak ucuna doğru kaydım.. pantolonunun düğmesini açtım, fermuarını indirdim.. bacaklarının üzerinden yavaş yavaş sıyırıp çekiştirmeye başladım, biraz sonra da tamamen çıkarıp yatağın yanına bıraktım.. parmak boyası yapan bir çocuk şevkiyle , ayak bileklerinde, kasıklarına kadar yürüttüm avuçlarımı.. yukarılara çıktıkça yandı ellerim..

Sonra tekrara aşağı…tekrar yukarı…yanlara…baldırlara.. kalçalara..ayak bileklerine.. eklemlere, dizlere.. bacakların iç tarafına..

Altımda inleyip kasılıyor.. bacakları kah sıkışıyor kah gevşiyor..

“rahatladın mı biraz?” diye fısıldadım..

“süper.. devam et..” diye fısıldadı nefes nefese…

Hay hay..

Üzerinden kalkıp yanına uzanınca itiraz edecek gibi oldu,

“gel şöyle şimdi” dedim elimi belinin altına sokmaya çalışarak, hemen hareketlenip üzerine kapanmaya kalkıştı,

“hayır öyle değil.. ters..aynen.. sırt üstü uzanacaksın gene…ne oldu?”

“başım döndü biraz..bi saniye..” dedi..

E salak aniden fırlarsan döner tabi..

Az sonra, üzerime, sırt üstü uzanmış, ben bir nevi deniz yatağı, masajlı koltuk görevi görür vaziyetteyim..

Başını, başımın yanına bıraktı.. sırtı göğsümün üzerinde.. kalbinin, sırtına yansıyan gümbürtüsünü, kendi göğsümün içinde atıyor gibi.. beli göbeğime, kalçası kasıklarıma yapışmış, iki yana ayırdığı bacakları, benimkileri ortaya almış..

Jr. tsigalko, emekliye ayrılmadığına dair ilk ciddi belirtiyi, bu pozisyona geçtikten birkaç saniye saniye sonra gösterdi.. bunda, ayşenin kalçasını oynatıp durması ve junioru kıçının dilimleri arasına, post makinesinin kredi kartını sıkıştırdığı gibi sıkıştırmaya çalışmasının da etkisi var tabi..

Böyle kıpraşmaya devam ederse birkaç dakika içinde infilak ederim ben..

“sabit dur şimdi, yerleş artık” dedim kulağına üfleyip..

Hareketi kesti..

Yeniden benim hareket sıram başladı böyle.. önce, az öncekinden farklı olmayan dokunuşlar, sonra yerini külotun ve sutyenin altına giren parmaklara bıraktı..

Bu arada ben de fırına girmiş gibiyim.. keşke üzerimi çıkarsaydım, alttan kendi terim, üstten ayşeninki derken sırılsıklam oldum..

Sağ elimin parmakları, yarım yamalak sıyırdığı sutyenin altında, nişasta paketi yumuşaklığı ve gıcırlığındaki göğüslerin üzerinde geziniyor.. ayşenin meme uçlarının etrafında daireler çiziyor.. nihayet arada bir o uca dokuyor, hafifçe sıkıyor..sol elim, külotun içinde, bacağın iç taraflarını, malum bölgenin dış taraflarını ve klitorisi yokluyor.. arada içeriye meylediyor.. küçük keşifler yapıp yeniden yüzeye dönüyor..

Kız ise mütemadiyen sesli soluklar ve kasılmalarla, neredeyse ritmik bir şekilde kasılarak onların temposuna ayak uyduruyor..

Süper bir şey lan bu…ebruyla kesin denememiz lazım..bu zaman kadar nasıl oldu da yapmadık..

Uzunca bir süre , vücudunda dokunulmadık yer bırakmadıktan sonra, parmaklarımı ikili üçlü kombinasyonlar şeklinde gire çıka sırılsıklam olduğu bacak arası, o ana kadarki en şiddetli titremelerle kasıldı..

Geliyor..

Diye umuyorum..

Kadın orgazmı hakkında hala bilmediğimiz çok şey var…gördüklerimizin %90 ı genelde rol ya da alışkanlık icabı yapılan hareketler..

Yine de ayşen epey kontrolü yitirmiş gibiydi.. üzerimden kalkar gibi oldu.. bacaklarını kapamaya çalıştı..

Önce yan, sonra da yüzüstü devirdim bunu.. küçük neredeyse sessiz bir çığlık koyup, kalçasıyla beni tepinceye kadar da parmaklarımla git gel yapmaya devam ettim..

Ben üzerinde yana kaykıldıktan sonra birkaç saniye daha trans halinde kaldı..

Ben de, burnundan çıkardığı sümüğü inceleyen sürücü misali, ıslak parmaklarımı, sanki karanlıkta bir şey görebilecekmişim gibi gözümün önüne getirdim salak salak..

Ayşen inlemeyi bırakıp, derin iç çekişlerle kendini salınca yanlamansa döndüm..

“daha rahat uyursun şimdi” dedim gülerek..

Önce cevap vermedi.. sonra, elini jr. tsigalkonun üzerine bodoslama atarak,

“sen?” dedi..

“iyi ben de..ben de halloldum o arada..”

Güldük..

Gene dona boşaldım lanet olsun..ama o tempoya ve baskıya dayanmak imkansızdı neredeyse..”benim” diyen ferrestarı getir yine bir yere kadar tutabilir kendini.. yani benim erken boşalma gibi problemlerim yok..yok abi.. valla bak :/

Önce bir on-on beş dakika tavana bakarak yattım olduğum yerde.. ayşenin uyumasını bekliyordum.. ağlamamak için zor tutuyorum kendimi.. nefesim göğsümden taşıyor.. gözlerim yaşarıp duruyor..

son iki part panpalar

Bedbaht bir halde kalktım yataktan.. spor çantamdan bir tane bokser aldım..bol yedek vardı yanımda neyse ki..günde bir don- atlet değiştiririm zaten ben, bir yere giderken, yanıma aldığım eşyalarımın yarısına yakınını iç çamaşırı oluşturur.

Banyoya gittim..ter içindeyim.. saçım, yüzüme gözüme yapışmış…elimi yüzümü yıkadım.. suratıma su çarptım.. çamaşırlarımı değiştirdim..

Kendimi sikilmiş, tecavüze uğramış gibi hissediyorum.. biraz da orada zaman geçirip nefeslendim.. yeterince sakinleştikten sonra odaya döndüm..

“ayşen?”

Cevap yok..

Biraz daha yüksek sesle..

“kız.. ayşen!!!”

Cevap yine yok.. dalmış..

Odanın ışığını yaktım..

“ayyyşen?”

Cık.. ölü gibi uyuyor.. alkol+yorgunluk+ sahte ya da gerçek bir orgazm= ölü uykusu..

Kendimden biliyorum, top atsalar duymam..

Cep telefonumu çıkardım…saat beşe geliyor..

Ayşenin yüzü koyun, yarı çıplak yattığı yatağa baktım..

Yanına gidip, uyandırmadan, ağır hareketler yüzüstü çevirdim..

Sırt çantamdan fotoğraf makinemi çıkardım…

Sonrası hiç hoş değil..

http://fizy.com/#s/3y6aed 

…pazartesi öğleden susurluktaki dinlenme tesislerinde mola vermişti otobüsümüz..

Geçirdiğim bu hafta sonu ve yaptığım şeyleri ömrüm boyunca unutamayacağım sanırım…şu siktiğimin tuvalet aynasında bile, o gece 

Kaanların evinde aynaya bakan terli, incin saçlı, ölü bakışlı adamı görüyorum..makineyi tutmaya çalışan titrek parmaklarım mı bu gözümdeki çapağı silmeye çalışanlar?

“o şeyleri yok etmezsen beni sonsuza kadar kaybedersin!” demişti melek..

“mümkün değil..onlar benim tek kozum ve dayanağım olacak..ayrıca geç kalmış intikamım..”

“son kez söylüyorum tsigalko..ya şimdi siliyorsun onları, ya da bir daha asla göremezsin beni..mahşere kadar belki..”

Cevap veremedim..

“silmiyor musun?!”

Konuşamadım..

“iyi…senin..kurtarılabilir olduğunu sanmıştım..ve bir an için seni bile buna inandırdım..ama sen..sen şeytanın kendisinden bile daha zavallı haldesin..umarım bu huy, bu karakter ve bu günahlarla ölmezsin..” dedi..

Ve gitti..

Melek, beni sonsuza değin terk etti..

Çorbalarımızı içerken, ayşen tatlı bir ses tonuyla,

“valla harikaydı hafta sonumuz..arkadaşların da çok iyi çocuklarmış..”

Bir şey demedim yine..sanki konuşma yetimi tümden kaybetmiştim..beynim, söylenenleri algılıyor, ancak bir karşı cevap üretemiyordu..

“niye dalgısın bu kadar?”

Nihayet konuşabildim..

“…kötü şeyler yapmak zorunda kalacağım..”

“bak..ben, senin yanındayım tamam mı?..gerekirse ebruyu birlikte karşımıza alır, açıklarız her şeyi..tek başına yapmak zorunda değilsin..”

“hı hı…sağ ol..”

“sen ne zaman hazır hissedersen kendini, o zaman konuşuruz..acele etme..söyleyeceklerine iyice karar ver..ben de üzülüyorum ama olması gereken bu tsigalko..en başından beri zaten olacak olan buymuş…gülümse biraz..” ellerini yanaklarıma koydu..tüylerim diken diken oldu..

Yüzleşmem gereken kişinin ebru değil, aslında kendisi olduğundan habersiz, hayatının mutlu-mesut son birkaç gününü geçiriyordu..

Zor olmuştu..çok şeyi riske atmak zorunda kalmış ve aslında pek çok şeyi de kaybetmiştim (ebruya olan sadakatimi ve koruyucu meleğimi) ama değmişti be..

Değmiş miydi?..

Gerçekten tüm bu zahmete ve entrikaya, bu kadar yüksek adrenaline değer miydi?

Aslında pişman oldum…

Kozum, her türlü işe yarayacaktı ama, yine de pot a ebrunun mutluluğu ve güvenini koyabilmiş olmak, bana kendimi berbat hissettiriyordu..

Ama belki de, ben buydum?

Hayatını hep kendi eliyle zorlaştıran, kendi kendini yokuşa süren, gerilimsiz yaşayamayan, hasta ruhlu bir ucube..

Neyse..

Her neyse..

Yapmam gereken sıkı bir görüşme var şimdi..bu intikam..teorik olarak alındı belki ama, pratikte bunun nasıl işleyeceğini bilemiyorum henüz..

Ayrıca çok ciddi bir suç işlemiş durumdayım..ucu hapse kadar varabilecek ağırlıkta bir suç..zira artık çocuk değiliz..bu yaptıklarım da, hiç çocukça değil..

Ne yapacağım, ne bok yiyeceğim ben allahım..yoksa, kurtuluyorum, eski defterleri kapıyorum filan derken, iyiden iyiye boka mı batıyorum?..

bu gecelik benden bu kadar panpalar, yarın gece yine gelmeye çalışacağım bir aksilik olmadığı takdirde, hepinize iyi geceler, öpüyorum

hikayenin yazılış amacı bu zaten panpalar aslına bakarsanız, iyice uzatıp, yeterince insanı haberdar ettikten sonra capsler ile finali yapmak,

asıl intikamı o zaman almış olacağım, on binler görecek o fotoğrafları... 
* * * * * *

@zenginpicoz, sen var ya sen, sinekten yağ çıkarırsın amk (:

eğer becerebilirsem önümüzdeki iki gece de üst üste gelerek konuyu nihayete erdireceğim, çünkü saptırılmaya açık durumda şu an. artık şu son 15-20 partta ne kadar hünerim varsa göstermeye çalışacağım size hikayeye ve kalemime dair, allah yardımcım olsun, şimdi olanları düşünüp yazmak,en az o zaman içinde yaşıyor olmak kadar zor, ama kotarıcam inşallah..

herkese iyi akşamüstüler (:

bu gece normalde şampiyonlar ligi maçı sonrası gelecektim 00.00 gibi, ama misafirlerim olacağı için maçtan itibaren gece komple yalan oluyor.

o yüzden iki seçenek var şu an elimde, 

ya maçtan evvel, erken saat gelip, 1 saat kadar yazıp günü noktalayalım ya da yarın gece iki günün birleşimini yapıp, hikayenin baloya kadar olan kısmını komple bitireyim.

yani ya iki-üç adet kısa parça

ya da tek parça uzun bir gece.

20.00 a kadar tercihinizi yazarsanız ona göre hareket edeyim panpalar. ben olsam ikinci şıkkı seçerdim

panpalar yarın geleyim ben en iyisi, bir boka benzemez aceleye getirirsem..

yarın gece epey uzun bir gece olur, şimdiden söyleyeyim, 20 part civarı olacaktır diye düşünüyorum en az.

hikayenin finalini de 23 şubat cumartesi yaparız diye düşünüyorum. o güne kadar fırsat buldukça gün içlerinde yazıp, cumartesi gecesine hazır hale getireceğim.

asıl duyurumu yarın gece yapacağım ama büyük bir aksilik olmazsa 23 şubat cumartesi son gecemiz olacak (:

yarın gece görüşmek üzere, sevgiler.

biriken mesajları da hikaye finalinden sonra cevaplayacağım bu arada, aklıma gelmişken onu da yazayım, siklemiyor demeyin, kalbimi kırmayın (:

selamlar herkese (:

5 dakikaya gecenin ilk partıyla başlıyorum panpalar

http://fizy.com/#s/1aiorg 

Gene fenalardayım..

Anlıyorum ki, ben,beni gerip, stres-sinir katsayımı arttıracak bir şey olmadan yaşayamıyorum. Rahat, her seferinde götüme batıyor..huzur, mutluluk, sevgi, şefkat fazla geliyor..bünyeme ters..

O gece bir türlü uyuyamadım yine..vicdan azabı, pişmanlık her yandan hücum ediyor, odanın duvarları üzerime abanıyor..nefesim, göğsüm sıkışıyor..

Kafam korkunç şekilde karışık, ne yapacağımı, nasıl yapacağımı bir türlü kestiremiyorum..aslında belli yapılması gereken, ayşen ile konuşup, onu keklediğimi, onunla oynadığımı anlatmak, olası bir misilleme fikrini aklından çıkarması adına da elimdeki şeylerle tehdit etmek, şantaj yapmak..

Ama nedense, yolun bu noktasına kadar gelmeme rağmen, bir türlü son adımı nasıl atacağıma karar veremiyor, emin olamıyorum..o son basamağı çıkamıyorum..bir şeyler beni olduğum yerde tutuyor, dizlerimi kilitliyor..

Anlaşılan, bir başkasının daha fikrine, görüşüne, desteğine ve onayına ihtiyacım var benim..

Meleğe yalvardım gece boyunca..gelmedi..artık bana yardım eli uzatabilecek varlıklardan biri değil..seçeneklerimden sonsuza kadar çıkmış görünüyor..

Başka kimden yardım isteyebilirdim ki? Kime, neyi sorabilirdim…normalde, başka bir durumda aklıma ilk gelen isim ebru olurdu, ama bu konu da onu direkt ilgilendirdiği için, onu da eliyoruz ihtimaller arasından…
Okan desen..uzakta..çok uzakta..hem benden, hem konudan çok uzakta..

Tolga var sadece elimde…evet..böyle bir şeyi konuşabileceğim tek insan o gibi duruyor. Ama onun da beni yaftalamasından, azarlamasından korkuyorum..faydadan çok zararı dokunacakmış gibi bir his var içimde eğer ona bir şeyler anlatır ve danışırsam.

Salı okulda ebruyla buluştuk..dün gelmedi yorgun olurum diye, düşünceli sevgilim..

Gün boyu hasret giderdik, bu gece bana gelmek istedi müsaitsem..

Aslında değildim..yani zihnen, hiçbir şeye müsait değilim aslında…ona özel bir durum değil..

Yine de kabul ettim..ayşen, birkaç kaçamak bakış haricinde sessizdi bugün. Ama eğer 2-3 gün içinde harekete geçip, onun sandığı gibi, ebruyu def etmezsem, o da rahatsızlık çıkarmaya başlayacaktır…bu da demek oluyor ki, en geç 3 gün içinde onu halletmem gerek..yani en kötü cumaya kadar filan..

Salı gecesi, davam adına hiçbir bok yiyemeden geçti..ebru, bendeki dalgınlığı ve durgunluğu anladı..anlaşılmayacak gibi değil zaten, beynimin içinde yine savaş var..

Sorup sıkıştırmak yerine, anlayış gösterip “bir sıkıntım varsa onunla paylaşabileceğimi” söyledi sadece..ellerini, yanaklarını, alnını öperek karşılık verdim..onlarca kez teşekkür ettim…sarıp sarmaladı beni..yavru kediler gibi sokulduk birbirimize..kendimi kollarına bırakıp karanlık düşüncelerimin hayaletleri arasına karıştım..boyut değiştirmiş gibiydim sanki..bedenim ebrunun kucağında..zihnim, ruhum zincirlere vurulu, kör bir zindanda..

Çarşamba gecesi, bütün gururumu da bir kenara bırakıp tolganın odasına gittim.. havadan sudan lafladık önce biraz.. mezuniyet durumlarımızı konuştuk, yaz için neler yapılabileceğine dair küçük bir sohbet döndürüp, hipotez halinde planlar oluşturduk..

Bir yerden sonra sessizlik oldu..

“ne düşünüyorsun lan arpacı kumrusu gibi?” 

“bir şeyler..”

“harbi? (: ..bir bokluk var sende 2 gündür zaten de neyse.. inşallah ebru ile ilgili bir şey değildir amk..”

Hah.. müneccim boku yemiş konuştu gene.. ulan bir şeyi de anlama be, bir kere de haksız çık, yanlış tahminde bulun ne biliyim..

“abi benim senle bir şey konuşmam lazım” dedim solgun bir sesle..

“konuşalım hacı?” dedi yatakta biraz daha dikleşip yüzünü ciddileştirerek..

“..ama eğer bağırıp çağıracaksan, yaftalayacaksan, azarlayacaksan hiç açmayayım konuyu..” dedim kırgın bir şekilde..

“ne bok yedin lan gene.. amına koyim senin aga burnun boktan kurtulmuyor ha..aslında ibne olduğunu filan mı açıklayacaksın yoksa? 
asdfaf”

“bak daha anlatmadan başladın ama göt…”

“ya olm, misalen diyorum onları.. anlat sen.. tamam..ne oldu?”

“çok zor durumdayım tolga..bu kadar çaresiz kalmasam senin de canını sıkmak istemezdim..ama ben öyle bir bok yedim ki..bu sefer harbiden en dipteyim.. yardım etmezsen boğulabilirim o bokun içinde..”

Tamamen ciddileşmişti şimdi,

“allah allaah…noldu lan?..olm şaka filan yapmıyorsun demi?... valla korktum böyle deyince bak şimdi ben de..anlat hadi anlat tamam.. herhalde anlatcaksın aq..benle paylaşmıycan da kimle paylaşıcan..” dedi, yanıma kaydırdı kıçını, elini sırtıma attı..

Derin bir nefes çektim içime..

Olanları, ayşenin yılbaşı gecesi mesajından başlayarak anlatmaya başladım..

Sonuna kadar, lafımı kesmeden, arada çeşitli ünlemler ve mimikler yaparak dinledi..en sonunda yediğim haltı söyleyince, ağzından içten bir “oha” çıktı..

Ellerimi iki yan açtım çaresizce..

“işte abi böyle.. şimdi de kıza nasıl söylesem, ne yapsam, nasıl siktir etsem diye düşünüyorum…fotoğraflarla tehdit etsem mi diye düşünüyorum.. ebruya söylerse diye korkuyorum…iş iyice büyür diye korkuyorum…ne bileyim.. hiç böyle hesap etmemiştim ben…” dedim 
ağlamaklı bir şekilde..

Tolga palmface bir şekilde önüne bakmaya başladı..

“aga..bu sefer cidden…..sıçmışsın….” dedi kesik kesik..

Yüzünde gülümsemeye benzer, tuhaf bir şok ifadesi var, hani, inanamıyor…bu kadar aptal olabileceğime, bu kadar kindar olabileceğime, bu kadar kötü olabileceğime inanamıyor.. intikam arzusunun bu kadar gözümü kör edebileceğine inanamıyor..

Ben de inanamıyorum….nasıl böyle gafil avlanabildiğime..

“farkındayım” dedim yine aynı incin ses tonuyla..

Bu sefer bu derin bir nefes aldı.. kaşlar havada bana doğru döndü…”şimdi küfrü basacak işte” dedim içimden..

“abi, bir kere o…fotoğrafları hemen yok etmen lazım.. hemen sil onları…başka kimsenin haberi var mı?”

“ha..yok..yok….silemem abi.. dedim ya..kozum onlar benim..”

“lan!” dedi dişlerinin arasından.. sonra kendini sakinleştirmek için azami çaba harcayarak sustu, elini yeniden omzuma koydu,

“kanka..ne kozundan bahsediyorsun sen, bilgisayar oyunumu oynuyoruz.. hiç bir bok yapamazsın o fotoğraflarla…ne kadar ciddi bir suç işlediğinin farkında mısın? Olm bak.. kafanı bir boşalt.. tamam mı.. azıcık mantıklı düşünelim beraber..bak şimdi..sen diyorsun ki, ben bu kızı siktir edicem, senden intikam almak için senle yattım kalktım diyecem, bunları gidip ebruya yumurtlamasın diye de, elimde çıplak fotoğrafların var diyecem…

Hacı..bak..o koz olayını unut sen.. komple unut çünkü senin koz dediğin şey, aslında onun kozu..her şeyi daha da kötü hale getirir.. bütün geleceğini karartır lan manyak mısın sen? dizi-film mi çekiyoruz burda.. yalan rüzgarları mı çekiyoruz?..olm hapse kadar yolu var bunun? Adın sapığa çıkar, annen, baban, ebru mahvolur lan? sen bu planı ne ara düşündün de yaptın? Abi var ya..inanamıyorum sana ya…harbiden inanamıyorum..”

Sözler ağır geldi.. ağzım burnum titreşmeye başladı.. ağlayacağım lan utanmasam..

Başımı avuçlarımın arasına alıp iyice çöktüm oturduğum yerde..

“kanka..bak bana bak.. tamam sıkıntı yap diye söylemiyorum..bak zaten yeterince kötü duruma getirmişsin durumu, daha da batırma diye uyarıyorum.. hemen sil o resimleri.. ondan sonra ne yapabileceğimizi düşünelim..”

“ne yapabiliriz ki abi?..ne yapabiliriz..ben bu ayşeni siktir ettiğim an, gider ebruya yumurtlar bu her şeyi.. ondan sonra da ben zaten her türlü ebruyu kaybederim..her türlü mahvolurum.. nasıl çevireceğim durumu.. zaten sana sorduğum da bu..yok mu görebildiğin bir çaresi, yolu..”

iyice çatallı çıkmıştı sesim, artık ellerimle itekliyordum göz yaşı damlalarını gerisin geriye..bir adamın hayatını mahvetmek için elinden geleni nasıl yapabileceğinin, nasıl kendi hayatının içine sıçabileceğinin en güzel örneği olmalıydım..bir ben, bir de bütün malını mülkünü kumarda kaybeden müptelalar işte..

O kumar, uyuşturucu, alkol bağımlılarından halliceyim..

Kötülük bağımlısıyım ben de…kendime, etrafımdakilere kötülük yapmadan duramıyorum..hep gerilim..hep savaş..hep mücadele…varlık içinde yokluk misali, huzur içinde bokluk çıkarıyorum…

Ama bu kez harbiden çok kötü vurmuşum baltayı taşa.. tolga, aslında iyi uyandırdı beni.. daha hala, koz, fotoğraf filan diyorum lan.. nasıl bir kafadayım ben anlamadım ki?

“düşünürüz onu.. gerekirse başka şekilde tehdit ederiz.. sözlü…ama o fotoğraf işi, kızı değil, seni yakar abicim…hayır, yani neye güvenerek bunu böyle koz gibi gördün anlamıyorum.. sanki karı Paris Hilton, senin de elinde seks kasedi filan var…sen onun fotolarını yayınlasan ne olur yayınlamasan ne olur? Ne yapacaksın sonra hem? Nasıl yapacaksın? msn den mi atacaksın millete? Facebookta mı paylaşıcan? Gazeteye ilan mı vericen?..hadi duyursan duyursan 100-150 kişiye duyurursun..ama senin sapıklığını bütün ülke duyar oğlum? 

“üniversiteliden fotoğraf tuzağı!” diye manşet olursun lan üçüncü sayfalara..ah beynini sikeyim senin be tsigalko..ah olmayan beynini sikeyim..”

“ben de sikeyim kendimi abi..ben de..nasıl gözüm kararmış, nasıl o kadar kendimi kaptırmışım..”

“lan.. madem diyorsun intikam alıcam, o zaman sikseydin madem…çatır çutur geçirseydin..al sana intikam işte, zamanında sen benim amıma koydun, şimdi ben de seninkine koyuyorum deyip ödeşmiş olurdun…fotoğraf ne alaka, şantaj ne alaka.. sikik..ouff.. tamam kaldır kafanı…bulucaz bir yolunu…aslında o kadar da kötü durumda değilsin şu an…yani, şu foto muhabbetini iyi ki açmamışsın da kıza, yoksa o zaman hiç kimse kurtaramazdı seni..”

Derin bir nefes verdim.. dizlerim, parmaklarım zangır zangır titriyor.. bundan 3-5 sene sonra, artık bu olay anılarda kaldığında, ne taşak geçer tolga benle görmeyin gitsin.. amıma bile kor…ama ben yeter ki şu işte ebruya zarar vermeden bir sıyrılayım.. ondan sonra isterse strapon takıp domaltsın beni..

“nasıl kötü durumda değilim.. kızın elinde mesajlar var.. eğer msn günlüklerine kaydoluyorsa yazıştıklarımız bir de onlar var..”

“olsun.. kendi numaranla, kendi adresinle yazışmadın herhalde demi? o kadar da mal değilsindir? o kadar mal mısın yoksa?”

“yok…başka numara, başka hesaptan şey ettim..”

“hah..msn günlüğü filan yoktur siktir et sen onu.. sadece attığın mesajlar vardır..”

“zaten pek bir şey yazmadım mesajlarda.. bilerek dikkat ettim onlara..”

“aferin, en azından oradan yırtmışsın.. tamam işte..sen gidip kıza siktiri çekeceksin, artık nasıl istiyorsan öyle yaparsın o kısmı..ama kendinden emin olman lazım.. tereddütsüz, acımasız gözükmen lazım ki kız cesaretlenip karşı saldırıya geçemesin sana karşı…elinde ne var? Sadece mesajlar var.. onları da kendine başka bir numaradan atmış, attırmış olabilir gayet…şimdi ebru senin lafına mı inanır yoksa o sikiğin lafına mı inanır yani? Haa hele hele bir de şu Burçin mevzusu varken…bak o da süper bir örnek mesela…olm her türlü sıyırırsın sen bundan da..işte sikemediğinle kalmışsın..”

“ya ne sikicem abi…sıçtım onun boklu götüne…ben ebrudan başka kıza dokunurken bile midem bulanıyor artık.. geçen o berkayın arkadaşıyla sikişen cazgır sarışın önce bana sardı biliyorsun..o zaman bile ne biçim oldum…ben artık başka kadınların tenine, kokusuna tahammül edemiyorum abicim.. zehir gibi geliyor onlar bana aq..acayip vicdan azabı, suçluluk duyuyorum…”

“hıı..eh kucağına oturtup mastır bastır yapmışın ama o zaman duymadın mı suçluluk (:” 

Gülme geldi ikimize de…sinirlerimiz bozulmuştu…

“ben de düşündüm Burçin olayını, ayşenin olası bir yumurtlama durumunda bunları kullanarak kendimi savunabilirim diye düşündüm…ama sonra da aklıma şey geldi, yani, tamam ben kendimi savunucam, haklı çıkarıcam filan da, tüm bunlar ebrunun kulağına gidip, kızı üzdükten sonra, benim haklı çıkmamın ne değeri var ki? Böyle bir durumun hiç olmaması gerekir…işte bunun için de o fotoğraf dalgasını son bir emniyet şeysi olarak düşündüm.. ayşeni tamamen susturacak ve konuyu ebruya açamayacak bile hale getirecek bir son hamle…”

“iyi işte pek biliyorsun düşünmeyi de..keşke bu bokları hiç yememişken düşünseydin bunları…”

“oldu artık bir kere…”

“tamam neyse..sen her türlü, o fotoları yok etmek ve o muhabbeti hiç açmamak zorundasın, yoksa sikilen sen olursun…bu konuştuğumuz mevzudan al yürü, eğer gidip ebruya söylerse de, artık kendini savunacaksın bir şekilde…kız da üzülecek ama ne yapalım.. akılsız başının cezasını o çekecek…bir gün yüzü göstermedin amk hatuna, heder ettin kızı…

Hem, sen ne pis adamsın lan..ne pis, ne kinciymişsin aq..valla korktum senden ha…yani düşmanın olmak istemezdim, Allahtan aramız iyi de..”

“olm deme öyle ya..”

“kes lan kes.. göt..var mı lan elinde benim de fotolarım? Ha? senden beklenir ibne, yarın bir gün aramız bozulursa diye koz olarak kullanmak için zulalamışsındır x)”

Gene gülmeye başladık..

Omzumu sıvazladı,

“kurtarırsın kardeşim kurtarırsın merak etme…gerekirse ben de girerim devreye..her türlü sikeriz o kaltağı rahat ol…sen rolünü iyi oyna, kendinden emin bir şekilde def et kızı yeter…bir sorun çıkarsa sonrasında hepimiz sizin yanınızdayız…o kim aq? Kimi var sınıfta, okulda? Tek başına takılan yellozun teki…burda kapı gibi biz varız…”

“eyvallah aga.. sağ ol..rahatladım sayende..”

“yok senin rahatlaman için götüne yağlı kazık yemen lazım bir kere, başka türlü tam huzura eremezsin sen..amk…olm şu kızı da artık üzme lan valla ben utanıyorum ya..şu olay son olsun, dua et de hiç gitmesin bunlar kulağına..ama giderse de bir şekilde kendine çevirmen lazım durumu ki her türlü çevirirsin rahat ol…özellikle Burçin olayı çok yardımcı olur sana…ağla, zırla gerekirse.. seviyorum de, ki yalan değil? Demi lan?”

“değil abi.. zaten ona karşı olan duygularımda bir sorun yok ki? Ben kendi içimde kendimi sikiyorum.. başka bir şey değil yani..”

“iyi işte güzel siktin kendini bu sefer, bu sana bir ömür yeter artık..şu istanbuldaki arkadaşlarınla da konuş onlar da ayık olsunlar duruma göre, ayşen iyice çazgırlaşır, topu onlara atarsa çam devirmesinler..”

“konuştum konuştum…ya aslında ben her şeyi düşünmüştüm kendimce, kurmuştum..ama dediğin gibi abi.. dizi-film değil ki bu…ben öyle havalı havalı, “elimde çıbıldak pozların var!” deyince kız kuyruğunu kıstırıp gider diye düşünmüştüm..”

“ne gitmesi aq..valla tam tersi, o sana şantaj yapardı valla..”

“doğru..”

Teşekkür ettim kankama…bir kez daha önümü görmeme yardımcı olmuştu.. sarıldık içtenlikle.. teselli etti yine.. kös kös döndüm odama..

Bir kez daha gurursuzluğuma ve geri zekalılığıma lanet ettim….lanetime lanet ettim…

Fotoğrafları silmedim…

Planımı kafamda netleştirmiş, bir Perşembe günü, ayşenle, msnden konuştuğumuz buluşmayı gerçekleştirmek üzere büyük parkta buluşmaya gitmeden evvel, söyleyeceklerimi teker teker hafızama kazımıştım..

Tolganın da dediği gibi, kendimden emin, acımasız, hatta tehlikeli görünmeliydim ki gözüne, bu kan davasını devam ettirmeyi aklından geçiremesin..

Ayrıca, elimde ona dair bir şeyler olduğunu da üzeri kapalı bir şekilde söyleyerek, bu tehditkar halimi kuvvetlendirebilirdim…

Buluşma yerine geldim..

Tuhaf bir yerdi burası benim için..

Nilayın yanlış anlaşılmadan ibaret olan ihanetini de burada öğrenmiştim…o gün gözlerimde yaşlarla, ölmek isteyerek, koşa koşa kaçmıştım buradan..bu sefer başım dik, sağlam adımlarla ve emin bir gülümsemeyle çıkmaktı hedefim..

Mekandan da rövanşımı almış olacaktım böylelikle…

Bana zarar veren hiç kimsenin yanına kar kalmayacaktı böylece.. bütün hesapları kapamış olarak ayrılacaktım bu şehirden…hiç yenilmeden.. yenik bitirmeden..

Ayşen zıplaya zıplaya geldi yanıma.. hemen sarılmaya çalıştı, kollarından tutup engelledim.. yüzündeki gülümseme bir an için şaşkın bir ifadeye bıraktı yerini..

“noldu be (:” dedi şaşkın şaşkın sırıtarak..

“bir şey yok…şu banka geçelim mi?”

“olurr.. fark etmez.. dışarda mı oturucaz?”

“evet.. fazla durmayacağım zaten…kısa bir konuşma hazırladım, yapıp gidicem” dedim psikopat bir gülümsemeyle.. yüzümü, mimiklerimi bilerek donuklaştırmaya çalışıyordum..ne kadar becerebildiğimden emin değilim..

Ayşen, daha ilk saniyeden ve ilk cümlemden itibaren etki altına girmişti bile.. kaygıyla, somurtarak baktı yüzüme..

“ne..oluyor?” dedi kesik kesik..

“olan şu, lafı uzatmayayım, sen nasıl zamanında benimle oynadıysan, ben de seninle oynadım.. yani bütün o yakınlaşmamız oyundan ibaretti. Nasıl bir his? Hoşuna gitti mi?..kandırılan olmak güzel mi?” dedim net bir sesle, gülümseyerek…

Bir 15-20 saniye kadar kilitli kaldı ayşen.. sanırım makineye restart attım farkında olmadan..

“neden” dedi en sonunda yutkunarak..

“nedeni gayet açık işte güzelim ya?..sen benim sevgimi kullanıp attın, ben de senin geç kalmış ilgini kullanıp atıyorum şimdi..yok hayır yani ne sandın anlayamıyorum? Onca zaman sonra bir mesajla bana geri döneceksin? Ben de ağzımdan sular akıta akıta koşarak sana geleceğim öyle mi?..nasıl bir ego lan bu? Ha? prenses?..”

Gene bir sessizlik.. sonra kafasını çevirdi ağır ağrı…yüzünde gördüğüm hüzün ve hayal kırıklığını tarifi yok..

Hani şu “kimselere güvenemeyen, kırgın, aldatılmış, aşk yorgunu kadınlar” vardır ya, meşhur.. genelde 30 lu yaşlarının başlarında çok moda olur bunlar…etraflarındaki olgun, paralı bey efendileri peşlerinden koşturup amlarına koyarlar…işte ben o anda, böyle bir kadın yarattım..

En az toplama canavarımızın babası Victor frankenstein kadar, uruk-haileri yaratan saruman kadar gururluyum..

Harika, kusursuz bir canavar, tam şu anda karşımda hücre hücre oluşmakta.. zavallı, aptal ve aşık erkekleri yok etmek, süründürmek için görevine hazır..

Size, “unutamadığım biri var” , “yeni bir ilişkiye hazır olamayacak kadar yorgunum” diyen kadınların yarısı, aslında yine sizin gibi adamlar tarafından, sebepli ya da sebepsiz olarak imal edilmiş canavarlardır..

Kalan yarısı da tipinizi ya da ayakkabı markanızı beğenmediğinden ötürü klişe yalanlarını söylemektedir sizden kaçmak için..



next--->
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=