melihkagan

part95

panpalar, bir küsür saattir mesaj cevaplıyorum parmaklarım koptu amklar (:


şaka bir yana, bu mesajları almak güzel, hoş bir şey, teşekkür ediyorum hepinize, ama bazı mesajlar, bana gerektiğinden fazla misyon yüklüyor. kendimi güzin abla gibi hissetmeye başladım ve bir güzin abla olabilmek için yeterli bilgi-görgü-tecrübeye sahip olduğuma inanmıyorum.

bazen öyle konularda, öyle sorular geliyor ki, hakikaten kendimi sorumlu hissediyorum..yani, yazacağım cevapta kullanacağım kelimeler neredeyse hayati önem taşıyormuş gibi hissediyorum. beni bu yükün altına sokmaktan vazgeçin, bir gün en uygun cevabı, en güzel dille yazayım derken beynimi yakacağım o olacak (:

neyse, mesajlarınızı her zaman bekliyor, elimden geldiğince de yanıtlamaya, yardımcı olmaya çalışıyorum. ama dediğim gibi, çok zor sorular sormamaya çalışın. bunu böyle yazınca, artistlik yapıyormuşum gibi gelmiş olabilir,ama öyle değil. mütevazi, hatta utangaç bir insanım ben. bundan da gayet memnunum.

bunca yazıp paylaştıklarımdan sonra, hala bana artist diyen varsa;

kendisine şu videoyu armağan ediyorum 
http://youtu.be/LKUwUiQ6bD4 hangi rolde olduğunu biliyor o (:

iyi geceler (:

edit: ergen tribi gibi olmuş, davul olun emi(:

selamlar herkese,
gene büyük konuştum, gene beklenmedik şeyler oldu,

ancak fırsat bulup bu mesajı yazabiliyorum. 2-3 gün daha gelememe ihtimalim var, ben de en az sizin kadar sinir oldum ama hayat işte aq napayım..

selamlar ahali (:

00.30 da başlayalım bu gece, epey yazacağım kısmetse

http://fizy.com/#s/3y7qxw 

…Ayşene herhangi bir uyarı mesajı atmadım, atmayacaktım. Ben otogarda bir şekilde ebruyu oyalarım artık, sarılırım ederim, gözüne etrafı göstermemeye çalışırım. O sırada ayşen otobüse sıvışır her halde..o kadar da beyni vardır demi?

Perşembe günü akşamüstü okul çıkışı, ebru eve bırakmayı teklif etti. Ben son zamanlarda şu şoförlük işine epey bozulmaya başladığım için bin bir çekinceyle söyledi, ama o kadar sevimliydi ki reddetmek olmazdı. Hem sonra, iki gurur yapıcaz diye kızın kalbini de kırmaya gerek yok..içinden geliyor yapıyor işte ne diyim yani.

“kızmıyorsun demi? (:”

“yok be ne kızcam..ama kabul etmemeyi düşünüyordum artık..bu seferlik söylemiş bulundun, kırılma diye geliyorum

“iyi ben her seferinde söylemiş buluniyim o zaman (:”

“hı tabi (:”

Neyse arabaya atladık..gidiyoruz, başta fark etmedim çünkü kafam dalgındı biraz..her ne kadar ayşen ile olan münasebetimi, ikiye böldüğüm hayatımın, diğer parçasıyla yürütüyor olsam da, yine de ister istemez arada gelgitler yaşanıyordu kafamın içinde. Ne diyordum, başta fark etmedim, yol olması gerekenden uzun sürünce ve evime ters bir istikamette yol aldığımızı görünce sordum,

“ebru? Nereye gidiyoruz?”

Güldü,

“hiç sormayacaksın sandım bir an, aklın nerde?

“cidden, nereye?”

“sürpriz”

“ne..nasıl sürpriz..söylesene kızım otoyolda ne işimiz var”

Otoyola çıkmıştık basbayağı..

“gidince görürsün (:”

Anlam vermeksizin baktım yüzüne..nereye lan?..allah allah..bir an için kızdım içimden, tersleyesim, sesimi yükseltesim geldi ama 
hemen bastırdım o duyguyu..sürpriz mi?..ne sürprizi be?

Birkaç dakika sonra yeniden sordum..

Gözünü yoldan ayırmadan, “gidince görceksin işte?” deyip savsakladı..

“ebruu..kızmaya başlıyorum ama..bastın gidiyorsun..bana bak..aklıma gelen şeyi yapmıyorsun demi!!!”

“aklına ne geldiğine bağlı (:” deyip yandan yandan sırıttı..

Aklıma gelen şey…

Belli ki ebru, arkasından çevirdiğim işlerin duyumunu almıştı ve bu kez bana öyle bir ders verecekti ki, bir daha götümün üstüne bile oturamayacaktım günlerce.. üç zenciye doğru ilerliyorduk son hızla ve benim götümü kurtarmak için yapabileceğim yegane şey, ibresi 100 e vurmuş arabadan kendimi yola atmak gibi görünüyordu..

Asfasgfsa şaka lan (:

Aklıma gelen şey..

Ebru.. size gidiyoruz demi?..ha..ah..ah deli kızım benim.. kesin size gidiyoruz da, böyle apar topar, üzerimde spor gömlek, kotla gidilir mi aq?..çiçeksiz çikolatasız?..

Belki de bambaşka bir şeydir ama? Öyleyse eğer kendime götümle gülerim tabi.

“yavaş sür biraz” dedim aksi aksi..

“peki efendim” dedi sırıtarak.. ibre seksenlere düştü.. suratımı asıp kafamı cama çevirdim. Akıp giden yolu izledim. Bu aralar roller biraz değişti sanki ne dersiniz?

Ben, sevgilisinin arkasından gizlice iş çevirip, “unutamadığı kişi”ye (her kızın hayatında fiks olarak bir tane bundan bulunur, en olmadı, o unutamadığı eril kişi oyuncak ayısı filan olur, olur yani) dönmek üzere olan kız, o hiçbir şeyden haberi olmayan, saf masum, sevgi dolu delikanlı. O aşkına eşkıya, sevdiği kızı kaçıran delifişek..ben, nazlanan, trip yapan ama içten içe de hoşuna giden esas kız..

Amına koyim..

Bir ara bu bozulan dengeleri düzeltmem lazım yoksa yakında el ense çeker bu hatun bana (:
20-25 dakika kadar yol gittikten sonra yine şehir içine girdik, mahalle aralarında dolanırken, ben,

“sormuyorum artık” dedim..

“süpersin x)”

“anladım çünkü”

“afferinn ıq su yüksek sevgilim benim :p”

Bak bak bir de taşak geçiyor..

Biraz sonra yerleşimin biraz daha muntazam ve seyrek olduğu bir semte geldik mahalle aralarından geçe geçe..tek katlı, dubleks, tripleks müstakil evler, bahçeler vardı etrafta. Bazı bahçelerde iki ev, üç ev yan yana, bazılarında bir tane var. Ne güzel yermiş lan buralar. Biraz önceki, rastgele asfaltlanmış yamalı yolların yerini de düzenli parke taşlarından mamul, sanki daha dün yapılmış gibi temiz görünümlü yollar, kaldırımlar aldı. 

Etrafta mor-pembe çiçeklerini ayyuka çıkarıp baharı kutlayan ağaçlar, sokağı daha da güzelleştiriyor, karakteristik sokak lambaları, tuhaf, barok bir hava katıyor..

Biraz sonra, iyice yavaşladık, açık, geniş bir bahçe kapısından girdik, ebru, basit yapılı bir garajın altına doğru soktu arabasını..

Şoke olmuş bir şekilde, arabayı park edip motoru istop etmesini bekledim..

Oha.. ulan bir kere de haklı çıkmayayım şu başıma gelecekler konusunda..bir kere de yanılayım.. tamam, tahmin etmiştim ama, ciddi değildim ki!!!

http://fizy.com/#s/1ai54g 

Motoru durdurunca, dönüp çılgın, gülümseyen gözlerle bana baktı..

“hadi bakalım (:”

“inanmıyorum sana..ebru insan önceden bir haber verir, söyler..”

“söylesem gelmezdin ki? (: en iyisi böyle habersizce, aniden getirmekti..üzgünüm (:” dedi, sırıttı..kendi tarafındaki kapıyı açıp inerken, bana da yeniden,

“hadi insene?” diye üsteledi..

“dur..dur biraz ya..uff..tam malsın ha..”

“ne? Aşk olsun..sensin mal :p..in hadi..”

“dur..bir..derin nefes alayım..kendime geleyim..cık..ya bu olacak iş mi ebru?..böyle mi olacak yani ilk tanışmamız? Ben hiç böyle hayal etmedim? Kotla, spor ayakkabıyla..üff..”

“ya bir şey olmaz..niye kasıyorsun? Ben kasmıyorum o kadar..sakin ol, rahatla biraz (:

“sen niye mi kasmıyorsun? Bilmem? Belki de ailemle tanışmak üzere olmadığın içindir? Aynı şeyi ben yapsam ağzıma sıçar, döner gidersin ama..”

Boynunu büktü..deminden beri neşeli, enerjik görünen yüzü ilk defa gölgelendi biraz..mazlum mazlum yüzüme baktı..içimi eritti..eriyen kalbim dudaklarımın kenarından aktı..damladı..

Ben de yarı kızgın..ama içten içe, yarı gururlu baktım yüzüne..işte benim kadınım..çatlak..çılgın..kafasına koyduğunu yapan..asi kızım benim..

Derin bir nefes verdim..

“tamam hadi gidelim..bakma şöyle..”

Hemen sevinçle cıvıldadı, 

Arabadan çıktım.. hemen 15-20 adım ilerimizdeki, iç bahçe kapısına doğru yürüdük..kalbim, yine kaburgalarımı kum torbası niyetine dövmekte..aldığım nefes içimi gıcıklıyor, tüylerim diken diken olmuş..ani bir üşüme geldi sonra..kapıdan geçtik..heyecandan geberiyorum..kalbime inecek..alacağın olsun ebru, bu yapılır mı delikanlı adama? Çat diye?..

Etrafın çiçeğine, ağacına bakınarak rahatlamaya çalışıyorum..iki katlı müstakil bir eve doğru ilerledik. Değişik bir mimari, tam olarak villa diyemem, biraz eski mimari ile karışık, eski göçmen evlerine benziyor..bizim ilçede de var bunlardan..hatta bir sokak dolusu..onların bahçelisi işte, pek hoş gerçekten. Zaten mahalle, olduğu gibi, komple hoş. Böyle bir yerde çocuk olmak, bu bahçelerde koşup oynamak, sokağın güvenli ve otantik havasında kaybolmak çok güzel olmalıydı..

Ön taraftaki, yazlık, baharlık oturma yeri gibi duran ve direkt olarak bahçeye açılan, zeminden 1-2 basamak yükseklikteki girişi es geçip, yan taraftaki, daha “giriş kapısı” gibi duran yere yöneldik..

Ebru ile yan yana duruyoruz..son bir bakış attı bana gülümseyerek, güven vermeye çalıştı..ama ne mümkün, ağzımdan düşecek sanki yüreğim..elim ayağım uyuştu..

Kapıyı tıklattı..bana birkaç saat gibi gelen birkaç saniye sonunda kapı açıldı..

http://fizy.com/#s/16l26n 

Güler yüzlü bir kadın, “hoş geldiniz” diyerek açtı, bu sırada, zaten yeterince şaşkın ve ambale durumda değilmişim gibi, yeni bir şok daha bekliyordu beni,

Karşımda, ebrunun, bundan 20-25 sene sonraki hali duruyordu sanki. Oha…bu kadar mı benzerlik olur..şaşkınlıktan nefes almayı unutmuş bir vaziyette, ayaklarım çime çakılmış gibi, yüzümde şapşal bir gülümsemeyle kalakalmıştım kapının önünde,

“hoş bulduk annecim” dedi ebru, hemen kibarca sarılıp öptü, içeriye doğru adım attı..

Ben hala şaşkın-sırıtık-mahcup bir modda, kadının karşısında dikiliyorum..

“hoş geldin tsigalkocum” dedi kadın yine aynı güler yüzlü, biraz bilmiş bir tavırla..

“hoş bulduk” dedim kelimeleri ağzımdan püskürtürcesine..ben de bir adım attım, elini öptüm hemen..bunlar gülüştüler ana kız, 

Kadın zarif bir şekilde gözleriyle yarı mahcup teşekkür etti, ben “ay o kadar yaşlı değilim” şeklinde klasik bir cümle kurmasını bekledim, elini öptüğüm her teyze gibi (annemin arkadaşları, akrabalar vb.) ama öyle bir şey yapmayarak daha ilk saniyede farkını belli etti. 

“buyurun bakalım” dedi gülümseyerek..içeri geçtik..

Ölmedim lan..hala yaşıyorum..valla..kalbim durmuştu az önce eminim, en azından birkaç saniyeliğine kan pompalama görevinden istifa etmiş gibi gözüktü, dahası, ciğerlerim de aldığım nefesi kabul etmiyordu sanki..

Ama hala hayattayım, çok şükür..

Bu işin kolay kısmıydı..anne kısmı..şimdi bir de sırada baba mı var? Müstakbel kayınpeder? Hani şu kızına talip olduğumuz, kızını ondan alıp götüreceğim adam..ben de baba ocağının birlikteliğini dağıtacak olan malum, el oğlu..tüm bunlar bizi birbirimize karşı 
“villain” yapmaz da ne yapar lan?..ıahıhahııha..sakin ol oğlum..sakin dur tsigalko..sakin..kendine güvenli..sağlam dur..yeah..just like that..

Gözlerimle etrafı taradım hemen düşman hattının yerini tespit için, ama ne karşımdaki küçük odada, ne de yandan, salonun görüş alanıma giren kısmında bir hareket yoktu,

“nasıl geçmek istersiniz çocuklar? Bahçeye geçebiliriz, hava güzel?” dedi kadın.

“olur” dedik ebru ile bir ağızdan..ben tabi belli belirsiz vokal yaptım sadece..hatta playback bile yapmış olabilirim..ağzımı oynattım da, ses çıktı mı bilmiyorum.

Öyle, salonun ortasında, biri 20 li, diğeri 40 lı yaşlarının başında olan iki ebru ile dikiliyorum işte..düşün kafam ne halde..

“canım siz elinizi yüzünüzü yıkamak isterseniz, tsigalkoya da banyoyu göster, bahçeye gelin” dedi kadın.. kendisi mutfağa doğru ilerlerken, bizde ebru ile iç merdivenden yukarı çıkmaya başladık.. sahanlığa gelince durdurdum bunu,

“baban yok mu evde?”

“cık.. annemle çay saati yapıcaz

“amma benziyor sana şok oldum (:”

“demi? (:”

“sanki senin 20 sene sonraki halini gördüm..şu an var ya..kafam yanmış durumda.. zamanda yolculuk x)”

“x) ah keşke o yaşta bende onun gibi olabilsem.. sanmıyorum yani, kesin şişkolarım :p”

Banyoya geçtik, bir yandan elimizi yıkıyor bir yandan konuşuyoruz

“yok yok..ben tamamen ikna oldum bu gün, ebru en az 25 sene, üzerine genç bir kuma getirme ihtimalim yok gibi görünüyor :p”

“kes.. (: terbiyesiz.. annem..gençliğinde var ya..ooo oh yani..(:”

“çok mu güzelmiş? Senin gibi işte (:”

“yok ben filan yalan yani.. yanından geçemem.. annem diye demiyorum ama.. hakkaten taşmış x)”

“vay be..baban nasıl kandırmış :p ?”

“şimdi, resimleri görünce anlarsın nasıl kandırdığını..;)”

“haa.. yakışıklı diyorsun x)”

“yani..(: ..hiç bakma öyle senden yakışıklı.. hatta sen onun yanında iki boyutlu resim gibi kalırsın ahaha”

Güldüm,

“sağ ol canım çok yardımcı oluyorsun, birazdan hayatımın mülakatını yapıcam.. moral vermen lazım, zaten tükenmiş olan özgüvenimi 
alman değil”

“aa..rahat ol..kesinlikle bak..ben bilerek böyle planladım.. çok şekerdir annem, zaten o dedi, getir konuşalım bir tanışalım diye.. hiç kasma.. lütfen bak..sen kendin olsan yeter.. zaten her şeyi biliyor, yine de sorar işte, normal cevap ver..”

“her şeyi mi?” dedim imalı bir gülüşle

“salak (:”

http://fizy.com/#s/3xucvi 

Aşağıya indik..mutfağa girdik biz de..meğer o dışarıdaki masalı, sandalyeli yere mutfaktan geçerek çıkılıyormuş. Kesin özel bir adı vardır oranın da, bilmiyorum ben, hiç villada oturmadım yani (: kahvaltı yeri diyelim biz oraya..hatta kahvaltılık diyelim..yok lan..o zaman da peynir-zeytinden bahsediyor gibi oluyoruz..

Tamam siktir edin, bölge diyorum oraya..hı hı..bölge..bak o izmir metrosundaki robotik kadının sesini hatırla..”bölge” hah..aynen öyle

Geçtik..oturdum sıkıla fıkıla..kadın masayı doldurmuş, kurabiyeler, kekler, sigara böreği, çay..

Gözlerime farkında olmadan soru anlamı yüklemiş olmalıyım ki, ebrunun annesi konuştu,

“böyle iki-üç akşamda bir yaparız biz ebruyla akşamüzeri çay saati” dedi gülümseyerek..”seni de davet etmesini istedim ebrudan, gelmez diyordu ama ikna etmiş” diye ekledi

Eh, biz de annemle “kahve saati” yapıyoruz, ne olmuş yani :p hava mı atıyorsunuz hanım teyze (:

Valla ikna meselesi, aslında tam olarak bildiğiniz gibi değil..yani, ortada iknalık bir durum olmadı, direkt kaçırıldım, bildiğin alıkonuldum lan, dağa kaldırıldım..eve yani..bahçeye..bahçedeki masaya..çay saatine..

Gülümseyip ebruya bakış atmakla yetindim..

“babamız yok evde, Atina da cumartesiye kadar” dedi kadın kocasına ithaf en..

Oh..”rahatla” demek istiyor bana..valla rahatladım..bırak evde olmamayı, adam Türkiye sınırları içersinde bile değil..piyuuu…bu seferlik atlattım seni kayınbabaaa (:

Sonrasında, bilindik, kolay sorular geldi..ben başlarda sadece sorulara cevap vermek için ağzımı açıyordum ama, kadın gerçekten (dilek hanım..dilek adı, öyle diyelim bundan sonra) çok hoş sohbet, o üzerimdeki gerginliği ve kasıntılığı on dakika içerisinde aldı..güzel güzel sohbet etmeye başladık..baya baya konuşabiliyorum yani..dilim tutulmadı..nasıl beceriyorum bilmiyorum ama espri filan bile yaptım ufaktan..arada ebru katılıyor konuşmalar, biz göz göze geliyoruz, paslaşıyoruz devamlı..hep o küçük, utangaç, imalı gülümsemeler..

Yani öyle mahcubum ki..kucağınıza oturtur seversiniz..çok iyi bir insanım lan ben aslında..valla..inanın ibneler..

Nereli olduğumuz, nereli oldukları konusundan epey muhabbet çıktı..ben anlattım işte, böyle böyle, annem bursanın yerlisi, babam laz uşağı diye..bunların göç hikayesini filan paylaştım kısaca..kadının ilgisini çekti..ya da çekmiş gibi yaptı bilmiyorum..ebrunun ana babası izmirli..onlar da şehrin eski, köklü ailelerinden..ben Atina filan deyince acaba göçmenlik var mı diye düşündüm de, meğer alakası yokmuş, iş icabı gitmiş peder bey, italyaya, bulgaristana da gidiyormuş zaman zaman. iyi valla..ben de gezicem böyle büyüyünce ( hehe)..

Dilek hanım da, tıpkı ebru gibi, görünüş olarak sosyete, neden çünkü yaşına göre çok dinç, genç, güzel bir kadın..biz genelde böyle tipleri “kokoş-sosyetik” sıfatıyla görmeye alıştırıldık medya tarafından.. insan sohbeti bu denli özlü, kültürü geniş, bilgili, görgülü olanına rastlayınca şaşırıyor.

Demek ki neymiş, hem güzel, hem kültür sahibi olunabiliyormuş. Şimdinin dışı kuşe kağıdı, içi boş teneke güzellerine ibret olsun. 

Artık zamane kızlarında öyle bir alışkanlık gelişti ki, genelde güzel olmak, sadece güzel olmak, her şeye yetebilmeye başladı.. güzelseniz, her şeyiniz var demektir. Her şeyi satın alabilirsiniz demektir.. sizin için her şeyi satın alabilecek bir erkeği satın alabilirsiniz demektir..

Görgülü, bilgili, ahlaklı, anlayışlı, eğitimli olmanıza gerek yok.. güzel olun yeter..

Güzel olup da görgüsüz olursanız, “doğal kız-doğal çekiciliği var” derler,

Güzel olup da kültürsüz olursanız “kafasını gereksiz bilgilerle doldurmamış” derler,

Güzel olup da ahlaksız olursanız “rahat kız, modern kız” derler.. gerçi..orospu da diyebilirler.. dikkat etmek lazım.. neyse..

Sonuç olarak, artık güzel olmak, geri kalan pek çok kusuru ve eksikliği giderdiği için, kadınlar kendilerini mental ya da manevi açıdan tamamlama, geliştirme ihtiyacı duymuyorlar.. aynı şey, erkeklerde de “para” söz konusu olduğunda geçerli..

Zenginseniz, sorun yok.. bütün eksiklikleriniz, bütün kusurlarınız göze hoş görünebilir..

Tabi benim gibi hem zengin hem yakışıklı hem de kültürlü olsanız daha iyi ama hepsi her zaman bir arada olamayabiliyor hak veriyorum zaaaa xd

Az sonra ebru çay ve biraz daha kurabiye getirmek için içeriye gidince dilek hanımla baş başa kaldık, o sırada kadının yüzü birden bire birkaç level ciddileşti..haa.. anladım..asıl şimdi başlıyor olay.. baraj sorusu geliyor, joker hakkım yok..

@zenginpicoz, köylü milletin efendisidir olm.. aşağılama lütfen :p

ben o isimde bir kitap okumuştum zamanında, evet veranda, bir-iki yıldır ne demek olduğunu biliyorum.

http://fizy.com/#s/20jss2 

“tsigalko, ebru seni zaten sürekli anlatıyor bana, hakkında çok konuştuk, özellikle bu kendi aranızda yaptığınız o..söz..yüzük..meselesinden sonra..”

Yutkunmam gerekiyordu ama erteledim..konuşamadan, sadece temkinli bir yüz ifadesi ve gülümsemeyle “dinliyorum” mesajı verdim..dilek hanım devam etti,

“ben senin iyi bir çocuk olduğunu, kaliteli bir insan olduğunu tahmin ediyordum zaten..çünkü biz de ebruyu o şekilde yetiştirdik, tek çocuk..bizim her şeyimiz ebru..bütün sevincimiz de, üzüntümüzde, her şeyimiz..çok şükür Enver de (peder bey) ben de hayatımız boyunca gerçekleştirmek istediğimiz her şeyi gerçekleştirdik..zaten öyle çok uç insanlar değiliz, bizim artık tek isteğimiz kızımızın mutluluğu..onun mürüvveti, onun saadeti..”

Yutkundum, kafamı onaylar anlamda sallayıp konuştum,

“ebru da çok düşkün size..o da sizden çokça bahsetti bana..onu, bu şekilde, kendine güvenli, ayakları üzerinde durabilen bir şekilde yetiştirdiğiniz için müteşekkir (o değil de, şimdi fark ettim, biz baya bayağı muhteşem yüzyıl terk konuşuyoruz niyeyse), çok olgun, çok karakterli bir kız gerçekten..o sizin gibi bir ana babaya sahip olduğu için şanslı..ben onunla karşılaşıp tanıştığım için şanslıyım..”

Kadın ciddi ifadesinden kısa bir taviz verip içtenlikle gülümsedi, devam etti,

“sen de çok olgun bir çocuksun (çoook anasını satayım, daldan düşücem olgunluktan az kaldı), ciddi düşündüğünde belli oluyor. ikiniz birbirinizi uzun zamandır tanıyorsunuz zaten..artık huyunuzu suyunuzu, birbirinizin uç noktalarını biliyorsunuzdur..tüm bunları hesap edip geleceğinizi şekillendirecek adımları ona göre atabilecek yaştasınız..değil mi? artık çocuk değilsiniz, kocaman delikanlı, kocaman genç kız oldunuz..artık atacağınız her adımın sizin ileriki hayatınızın tamamını etkileyebilecek değişimlere yol açacağını biliyorsunuz..”

“tabi efendim..yani, bütün bunlar zaten uzun bir sürecin sonunda, karşılıklı düşünülerek ve her ihtimal düşünülmeye çalışılarak alınmış kararlar..ben aile kavramına, evlilik kavramına çok değer veriyorum..o yüzden elimden geldiğince, aklımın yettiğince doğru kararlar alarak,bir yuva kuracaksam şayet, doğru kişiyle doğru şekilde olmasına çabalıyorum. Çünkü ben mutlu bir aile ortamın, iyi ebeveynlerin elinde büyüdüm..ileride kendi çocuklarıma da en az benimki kadar iyi bir aile ortamı hazırlamak boynumun borcu..en az babam kadar iyi bir baba olmalıyım, çocuklarımın annesi olacak insan en az annem kadar iyi bir anne olmalı..bunları çok düşünürüm..bütün bu çabamın ve düşüncelerimin sonucudur ebru ile ee..birlikteliğimiz..o da benim gibi düşünüyor olmalı ki, bu günlere kadar geldik..”

Kadın yine gülümsedi..

Ebrunun mutfaktan gelmesi neden bu kadar uzun sürdü lan..

Kesin planlı bu “baş başa” bırakılma durumu..ah siz kadınlar yok mu…

http://fizy.com/#s/1dlp85 

“ben de bunu biraz konuşmak istiyorum tsigalkocum..şimdi konuşurken de hep aile olmaktan bahsettin, çok güzel bir şey bu, ama bunun zamanlaması da çok önemli..acele etmek, erken davranmak sizi zor duruma düşürebilir..”

Hmm..şimdi anlamıştım..

Bütün bu çay davetinin bile sebebi bu olabilirdi..evet..tabi..

Benim acele ettiğimi düşünüyor olmalıydılar…

Kızlarının iki gecede bir eve gelmeyişi, yüzükler, kendi aramızda söz yapmalar filan..

Yok lan..acele filan etmiyorum..ama nasıl anlatsam ki ben bunu şimdi..

“anlıyorum efendim..ben zaten acele etme taraftarı değilim..öncelikle bir işimi elime alıp, askerliğimi yapıp, kendime ait bir düzen kurabilmem lazım..sevgi, saygı, aşk bunlar çok önemli şeyler, ama günümüzde ilişkilerin, evliliklerin maddi olarak da sağlam temellere oturması lazım..o yüzden dediğiniz gibi, erken davranmak sıkıntılara neden olabilir..”

Nihayet müstakbel kayınvalidemin yüzüne rahatlama ifadesi yerleşmişti..kıyamam ya..kızlarını hemen alıp kaçırıvericem sandılar her halde (: cık cık..

Devam etti,

“biraz acele etmiş gibi görünmüş olabilirim dışarıdan, yüzük vesilesiyle..ama benim amacım o değildi..ebruyu kesinlikle sıkıştırmıyorum. Hatta bu konuda ona bıraktım bile denebilir zamanlamayı..ben sadece aramızdaki duygusal şeylere simgesel olarak bir karşılık bulmak için düşündüm bunu..bir de onu mutlu etmek için”

“evet zaten çok sevindi..senin yanındayken de belli etmiştir ama görmen lazımdı bana ilk anlatırken (: çok güzel düşünmüşsün..tabi babamızın yanında henüz takamıyoruz” deyip güldü..

“çok sert midir? Enver bey?” dedim mahcup bir gülümsemeyle..

“hayır hiç değildir..ama kızı..yani kızı söz konusu olduğu zaman” deyip anlamlı bir gülümsemeyle cümlenin ucunu açık bıraktı..güldüm ben de..

“doğru..” dedim yine mahcup bir tavırla..”geçen günkü durum için de üzgünüm ben, o şekilde bir izlenim bırakmak istemezdim”

“hangi durum? Hı..şeyi diyorsun..anladım..yok o konuda sen kötü bir izlenim bırakmadın..sadece seninle alakalı değil, genel olarak ebruyu az gördüğü için babası biraz sitem etti..çünkü biliyorsun sosyal de bir kız, gönüllü olarak bu, sorumluluk projelerinde vesaire görev alıyor, toplantılara gidiyor..spora gidiyor(ne sporu lan, benim haberim yok?)..seninle de vakit geçiriyor tabi, babası zaten geziye gitmediyse bile akşam 6 dan 7 den önce dönemiyor eve, geldiğinde de kızını göremeyince, tüm bunların birleşimi oldu biraz o tartışma”

“anladım..ben yine de üzgünüm..biraz daha az görüşüyoruz artık” dedim gülümseyerek..

Kadın iç çekti, “çok görüşürsünüz daha ileride, hayırlısıysa”

“inşallah” dedim içten bir şekilde..

Ve nihayet ebru elinde tabaklarla geldi,

http://fizy.com/#s/1d79b9 

“çayları da getiriyorum hemeeen..dolaptan börek de ısıttım..geciktim o yüzden” dedi sözde mahcup şekilde,

“kızım orada vardı zaten masanın üzerinde böreklerimiz?” dedi kadın, “sıcaktı onlar dolaptan çıkarmana gerek yoktu?”

“aaa..ben görmedim ki onları” dedi saf saf ebru..

Lan bilerek planlamamışlar demek ki..vay be..ben de ne pisim haa..herkesi kendim gibi plancı sanıyorum..ya da bu ana-kız oskarlık performans sergiliyorlar tiyatro konusunda (:

Ebru içeri gitti tekrar çayları almak için..
o ara hamur işleri için teşekkür ve iltifat ettim,

“keki ebru yaptı” dedi,

Ebru çaylarla gelince, kadın, sanki az önceki ciddi müzakere hiç yaşanmamış, biz gündelik sohbete devam etmişiz gibi konuyu değiştirdi,

“tsigalkocum saçlarını ne yapmayı düşünüyorsun askere giderken vedalaşacaksınız mecburen?” dedi gülerek,

“annesine saklatıcak, çeyizine koyar :p” dedi ebru sırıtarak..

“bilmiyorum aslında hiç düşünmedim, düşünmek de istemiyorum, geçen seneden beri kabuslarıma giriyor bu durum (: ”

“çok uzamışlar ama, nasıl bakıyorsun? (:”

“yani..özel bir şey yapmıyorum..yıkayıp..çıkıyorum, kurutmuyorum bile çoğu zaman (:”

“çok güzel sağlıklı görünüyorlar, ne kadar zaman oldu (:”

“üç sene..üç seneden biraz fazla oldu..birinci sınıfın ikinci döneminden beri uzatıyorum”

“hı..eh sizin flörtleşme tarihinizle aynı hemen hemen, yaşıt o zaman..öyle mi diyorsunuz, flört, çıkmak (: bizim zamanımızda 

“konuşmak” vardı..şimdi bir sürü çeşidi var (:” dedi gülerek..

Kısa bir şaşkınlık yaşadım..bizim ilişkimizle yaşıt derken..ebru?..gözlerim bir an için ebruya kaydı..biraz kızarmış göründü..

Yoksa..o da mı anne babasına, ilk çıkmaya başladığımızdan sonra ayrıldığımızı hiç söylememişti? Benim söylemediği gibi..

O da mı benim gibi, her sorulduğunda eski resimleri göstermiş, eski anıları mı anlatmıştı o ayrılık döneminde..

Ebru..eğer sana aşık olduğuma dair en ufak bir şüphe olsaydı bile içimde, işte bu gün, bu saniye, o şüphe de zaten kaybolup giderdi..sen..nasıl bir kızsın ya..nasıl bir kalp var sende..nasıl bir kader var bizde?..

Meğer o da benim gibi hissediyor, benim gibi düşünüyormuş…bir türlü “bitti” diyememiş ailesine..içten içe, bilmediği bir güç hep engel olmuş söylemesine…

takip eden panpaların gece sonunda yorumlarını bekliyorum,

6-7 part daha yazasım var bakalım

http://fizy.com/#s/3x3hbo 

Ebru konuyu değiştirmek için hamle yaptı,

“anne ben bugün tsigalkoyu kaçırarak getirdim buraya bu arada (:” dedi gülerek..gözlerimi yeniden üzerine dikince utanarak kaçırdı hemen..

“aa nasıl? (:”

“basabaya, okul çıkışı arabaya attım getirdim :p ..böyle saçlı sakallı, kotlu filan geldim diye utanıyordu..kendi de bir şey diyemedi sen ebru ikna etmiş deyince, ben söyleyeyim dedim :p”

Güldük hep beraber..

“yani haberi olsa asker tıraşı olup takım elbise içinde, elinde çiçeklerle gelecekti” dedi tekrar ebru kaşları havada sırıtarak..

Gene güldük..

Sonrası, benim için daha kolay ve güzel geçti..üzerimdeki gerginliği atıp, dilek hanımla baş başa kaldığımız sürede gelen baraj sorularını da makul şekilde cevaplayınca, iyi bir performans verdim diye düşünüyorum..

Hava biraz soğuyup, tabakları içeri taşıdık, dilek hanım siz salona geçebilirsiniz, ebru odasını gösterebilir, ben geliyorum az sonra dedi..

Önce ebrunun odasına çıktık..allahım inanmıyorum..bütün kız odaları mı? istisnasız hepsi mi böyle olur? Rengarenk, posterler, peluşlar..evet oyuncak ayısı da vardı..sadece ayı olsa iyi, tosbağa, at, golden cinsi köpek..

Demek ki ebruya peluş hediye almamak gerek..zaten hayvanlar aleminin yarısı odasında mevcut..

“gülme” dedi yanaklarımı sıkarak..

“aynı kardeşimin odası” dedim sırıtmaya devam ederek, “kardeşim henüz lisede bu arada” dedim kaşlarım havada, gözlerim kapalı, dudaklarımı sıkmış, sözde ayıplayan bir ifadeyle..

“e yavrum benim de o ve önceki zamanlardan kalma zaten bunlar..”

“hee..koleksiyon genişlemeye devam etmiyor yani (:”

“bilmiyorum, senden gelecek hediyelere göre değişir, babam almıyor çünkü artık :/ :p”

“tamam sen eksik olanların listesini yap, ben tedarik etmeye başlıyim, barbie n var mı? :p”

“tabi ki var” dedi güya ciddi görünerek, şifonyerinin alt çekmecesini bir açtı, o ara kalp krizi geçirdim ben..çekmecenin için full bebek dolu..

“yuuuh..şunlardan ver birkaç tane de kardeşime götüreyim ya x) kaç, söyle bu odanın nüfusu kaç? asdfsafsagddag”

“üff almışız işte küçükken..atmaya kıyamıyorum ben de..hiç bir şeyimi atamam..annem küçüklük elbiselerimi başkasına verdi diye bir 
hafta trip yapmıştım lisedeyken (:”

“hee..demek bu çocuk ruhun bunlardan geliyor ha..”

“öyle miyim gerçekten? (:”

“nasıl mı?”

“çocuk ruhlu?”

“öylesin..hem küçük kız çocukları gibisin..hem de otuzunda, kırkında olgun, ağırbaşlı kadınlar gibi..ikisinin tuhaf bir dengesi var..bayılıyorum o dengeye..dengemi bozuyor..(:”

Gözlerinde şuh bir bakışla birkaç saniye baktı anlamlı anlamlı..

“sen var ya…”

Sırıttım..iki saniye içinde odanın kapısından koridoru ve merdivenleri kontrol edip sonrasında dudaklarına kapadım dudaklarımı..

Birkaç saniye tutkuyla öpüştükten sonra direnç gösterdi, ayrıldık..

“napıyon manyak (:” fısıltıyla..ama bir yandan öyle bir gülümsüyor ki..yanaklar kıpkırmızı, gözler parıldıyor..

“ebruyu odasında öptüm!.ebruyu odasında öööptüümm! xd”

“şişşt! (: mal.. :p..inelim hadi..”

“bir kere daha öpem?”

“iyi tamam hadi çabuk” dedi bir çırpıda, başından savar gibi.. gene birkaç saniye süren alev alev bir birleşmeden sonra tekrar ayrıldı dudaklarımız.. odadan çıktık..

“yavaş in” dedi.. elleriyle yelpaze yapıyor kendine..

“tamam bence de annen domatesken görmesin seni” diye fısıldadım.. yanağıma küçük bir tokat yedim sonrasında (:

Salona geçtik.. ebru albüm getirdi bir tane..az sonra da annesi geldi salona.. üçümüz birlikte fotoğraflar arasında gezindik.. resimlerdeki,seksenlerin sonu, doksanların başına özgün o nostaljik havanın tadını çıkardım.. kendiminkilerin dışında, o döneme ait çocukluk ve aile fotoğraflarını pek göremezdim doğal olarak, çok hoş bir tecrübeydi bu..bebek ebruyu, küçük ebruyu, çocuk ebruyu izledim fotoğraflar boyunca..

“benim bebekliğim daha güzelmiş :p” dedim sözde çekinceyle.. güldüler,

“sen o albümleri versene bana birkaç günlüğüne, anneme göstereyim?” dedi ebru..

“olur..” dedim memnuniyetle..

Fotoğraflara bakmaya devam ettik. Kayınbaba harbiden de yakışıklı adamdı, uzun boylu (dilek hanım omzuna geliyor, bu demektir ki kayın baba 1.80 den aşağı değil, hatta 85 bile olabilir…size ı da var, gelse bizim mühendislik basket takımında rahat 4 numara oynar ) gözler parlak yeşil, bıyıklar.. allahım bıyıklar yaaa x) lan şu doksanlar yok mu..bıyık…ben sadece benim babam böyle sanıyordum önceden.. meğerse modaymış, yeni öğrendiydim..(: buğday tenli kaşı gözü ağzı burnu düzgün baya karizma.. saçlar desen artizz gibi maşallah..

Umarım şu anda nispeten de olsa kel ve göbeklisindir kayınbaba.. lütfen benden daha yakışıklı olma..

Dilek hanım da ebrunun dediği gibi, son derece güzel, içinin ışığı yüzüne vurmuş bir kadın..ne güzel ana baban var lan ebru? Aynı benimkiler gibi ha..biz de güzeliz.. bizim çocuğumuz da güzel olur mu? bence olması lazım.. olsun be..boy boy sevimli, yaramaz oğlanlarımız, tatlı küçük kızlarımız olsun..

içimi iyice gevşetti, huzurla doldurdu bu aile resimleri..

Akşam, ebru ile beraber evden ayrılırken, pamuk helva gibi olmuştum..

Dilek hanımla vedalaştım, elini öptüm tekrar, tanışmaktan ötürü ne kadar memnun olduğumu söyledim defalarca.. cidden çok tatlı bir insan..ne kadar şanslıyım lan..

“demi?” dedi tanıdık bir ses..az daha olduğum yerde zıplıyordum.. kafamı çevirince, elini bahçe duvarına dayamış dikilen melekle göz göze geldim.. görmezden geldim..bir an da korku ve pişmanlık kaplamıştı dört bir yanımı.. bütün hücrelerimi teker teker ele geçirmeye başlamıştı..

Ebru, beni eve bırakmayı teklif etmişti, gene reddedemedik..

iyi ki etmemişim.. arabaya girip baş başa balınca onun enerjisi ve sıcaklığıyla rahatladım biraz..

Az önceki panik atağım ve kalp çarpıntım yavaş yavaş yerini sakinliğe bırakırken, biz yola koyulmuştuk..

“çok tatlı bir insanmış annen..iyi ki getirip tanıştırmışsın” dedim.

“yaa bak, ben demiştim sana (: ..nasıl ama on numara demi :p”

“e senin annen sonuçta, farklı bir şey beklemiyordum (:”

Yanağımdan makas aldı.. dedim ya, o delikanlı, ben genç kızım artık.. yakında götüme şaplak da atmaya başlarsa şaşırmam.

“sen ne sporuna gidiyorsun?”

“spor mu?”

“evet? Annen söyledi, spora gidiyormuşsun.. gizli gizli karete filan mı öğreniyon la yoksa beni dövebilmek için.. zaten çok harbisin bu aralar dikkatimden kaçmadı.. delikanlı kız..ha? (:”

“amaan ya..(: yok.. pilatese gidiyorum..”

“ooo..ne kadar kokoşsun sen öyle.. niye söylemedin bana daha önce?”

“ne biliyim gerek duymadım :p”

“haa..ben de diyorum bu kız nasıl böyle…taş gibi.. maşallah..”

Güldü..

“teşekkür

“yani doğal değilmiş..o anlamda söylüyorum.. hani yoksa bu kiloyla, kollar filan o kadar inceyken.. hani, nasıl oluyor da..orası o kadar…”

“kes be salak (: ..ne alakası var onla onun..”

“tabi alakası var işte.. oraları..böyle sırtı mırtı…popoyu.. omuzları..”

“döverim bak sus.. doğal onlar.. x)”

“iyi peki.. üzümünü ye..bağını.. (:”

“tsigalkoooo!”

“taam taam..(:”

uzun bir part giricem panpalar, son part olarak, biraz zaman alabilir

@zenginpicoz @7 hesabi silik yemiş gazi , ne pis adamlarsınız la siz (:

http://fizy.com/#s/3y78m6 

Evime geldik..

“döncen mi sen?”

“döneyim..dün sendeydim..yarın da gece sen gidene kadar seninleyim..”

“tamam..annene tekrar selamımı söyle”

“olur, al bunu da..”

“ne bu..”

“kurabiye, börek var gece de yersiniz diye koydum..”

“sağ ol aşkısı..(: ..pek düşüncelisin”

“yok be annem akıl etti..(x”

“evet ayrıca çok dürüst ve samimisin, tebrikler :p”

Gülüştük..

“ebru..”

“efm?”

“bir şey sorucam sana..”

“sor?” dedi biraz kuşkulu bir tavırla..çünkü ben de ciddileşmiştim..

“sen..annene, bizim ayrıldığımız zamandan hiç bahsetmedin mi?..yani, o bizi 3.5 yıldır aralıksız olarak sevgili mi sanıyor?” dedim temkinli bir şekilde..

Gözlerini önüne çevirdi..bir kaç saniye öyle önüne baktı..derin bir nefes verdi..

“bahsedemedim..” dedi. O kadar çaresiz şekilde söylemişti ki içim acıdı..kırık, incinmiş bakışlarını yüzüme dikerek devam etti,

“bilmiyorum ama..içimden bir ses..sanki..tekrar..bir şekilde..” devam edemedi..allak bullak olmuştu..

“anladım” dedim..yüzünü ellerimin arasına aldım..başını omzuma yasladım..

“haklı çıktın?” dedim sonra neşeyle..

Ebru hıçkırdı…sevgiyle saçlarını okşadım..

“ayrıca bilmediğin bir şey daha var..”

Yavaşta kaldırdı başını..soran, yaşlı gözlerle baktı yüzüme..

“ben de bizimkilere ayrıldığımızdan filan hiç bahsetmedim..seni 3.5 yıldır kız arkadaşım olarak biliyorlar..o..ayrı olduğumuz dönemdeyken de hep..eski fotoğraflarımızı gösterdim..eski anılarımızı anlattım yeni yaşanmış niyetine..yani anlayacağın ikimiz de..”

Sözümü bitirmeme fırsat vermeden aniden, sımsıkı sarıldı..ben de ona…bilemiyorum ama dakikalarca öyle kalmış olabiliriz..

Ayrıldığımızda, yine gözlerinde tomurcuklanan damlalarla,

“seni çok seviyorum” dedi yalvarır gibi..

“ben de seni çok seviyorum..sınırsız..sonsuz..”

Elleri yanaklarımı okşadı…küçük bir öpüşme de yaşandı..

Yine dakikalarca birbirimizi sevdik..arabanın içinde..dışarıdan biri görse ne yapıyor bu manyaklar der, demiştir belki de..

Benim de gözlerim nemlenmişti bu duygusal yoğunluk sahnesi sırasında..

Arabanın kapısını açtım..”görüşürüz bitanem..” diye tekrar selamladım..

Yüzüme baktı bir şey demeden..öyle yapınca kapıyı kapatmadım, diyecek bir şeyi mi var diye düşünerekten..

Birkaç saniye sonra,

“kalabilir miyim bu gece sende?” dedi..

Gülümsedim..

“tabi ki kalabilirsin (: ne zaman istersen..ne kadar istersen..ama annen..”

“arayıp söyleyeyim ona…bu gece ayrı yatamam ben senden..” dedi hala yüzü ağlamaklı, gözleri yaşlı bir şekilde..”

“tamam..sen konuş bekliyorum kapıda..” deyip arabanın kapısını örttüm.

Apartmanın önüne yürüdüm..biraz sonra ebru da geldi..ellerimiz birleşti..el ele kapıdan geçtik..asansöre yürüdük, bindik..aynadan, ele ele tutuşmuş, gözleri nemli, burunları kırmızı, zavallı, sevimli siluetlerimizle göz göze geldik..mahzun mahzun gülümsedik..onlar da bize gülümsediler..

Bazı insanlar, hakikaten de birbirleri için yaratılmış idiler..

Aşk diye bir şey varsa, kalplerin bir olması diye bir şey varsa da, işte o bu idi..

Evimize adım atarken, üst kattaki 1+1 e çıkan merdivenlere oturmuş, hesap soran, kızgın bakışlı gözlerle beni süzen melekle göz göze gelmesem, her şey daha güzel olabilirdi..

Şu “intikam” bokunu yememiş olsam..kafam, çok daha rahat, hayatım daha “bütün” olabilirdi..

Allahım..ne yaptım ben…neden yaptım ki?..

Çok utanıyorum..

Çok korkuyorum..

Ebrunun mutluluğunu nasıl riske atabildim?..hem de saçma sapan kozlarıma güvenerek?..yok öyle dermişim, böyle dermişim..

Yahu bu kızın aklına kurt, yüreğine hüzün düştükten sonra, ben havada burgulu salto atsam ne fark ederdi ki?... ne kozundan bahsediyorum ben?..neyin hesabını yapıyorum..

Ama bu saatten sonra da geri dönemem ki..girdim artık bu yola..hele hele, son aşamada elde etmeyi umduğum koz olmaksızın asla dönemem..ayşen ikimizin de hayatını mahveder…

Onu durdurmak zorundayım..bu sırada da, artık hiç de umursamadığım “intikamımı” da bonus olarak almış olacağım..

Yani, ana amacım artık sadece sıçtığım boku temizleyebilmek..

Off..of..

Çok pişmanım..

herkese iyi geceler, yorumlarınızı esirgemeyin, sevgiler

1 numaralı entry yeniden düzenlendi, şenlendirildi, bilginiz olsun

***bir duyurumuz var bu arada***

lösemi hastası olan arda 

lütfen en azından bir göz atıp, uplayın başlığı. bir panpamız benden rica etti, ben de bu şekilde üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum. bazen tek bir tık bile önemli olabilir, hayatın akışını değiştirebilir

@acunbenkutumagidicem eyvallah panpam



next--->
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=