melihkagan

part80


Akşamüstü okul çıkışı begüm mesaj attı, napıyorsun diye..iyi dedim..dersin kaçta bitiyor, çıkmadınız mı daha? Diyor, tam şimdi bitti, yeni çıktık yazdım..

Görüşmek istedi..

Kesin Neslihan mevzusu aq..ona da mesaj filan atmadık ya…zaten böyle şeylere de takıyormuş ya…hey anasını yaaaa…

Bu salaklığım yüzünden begümün dostluğunu kaybedersem epey büyük bir diyet olur benim için..zaten artık akıllandım da..iyiden iyiye kafama kazınır yani..

“naber?” dedim gülerek,

“iyidir” dedi, o da gülümsedi, demek ki pek de yolunda gitmeyen bir şey yok..iyi..

“bu akşam planın, işin var mı?” dedi neşeyle..

“yoo..ne oldu ki?” dedim saf saf,

“bir yerlere gitsek ya?” dedi yine enerji saçarak..

“gidelim?... sende bir enerji var bugün hayırdır ” dedim imalı imalı gülerek…ne o kız, yoksa sen de yazın havasına aldanıp birilerine mi kaptırdın gönlünü (:

“hıı..öyle ya..mutluyum (:”

“aferim..çok tatlısın sen mutlu olunca :}”

Omzuma attı elini, sıktı, sarsaladı,

“hayırlı olsun bu arada x)” dedi muzip muzip

“he?..ne hayırlı olsun?”

“e oğlumm..onu da ben mi söyleyeyim, anlamadın mı? (:”

“yoo..cidden ne hayr..”…hassiktir..neslihandan bahsediyor lan bu galiba?!..

“siz çıkmaya başlamadınız mı neslihanla?” dedi bu kez biraz tereddütle..

“öyle mi söyledi sana?” dedim telaşla..

Yüzü düştü biraz.. “yoo... ben, öyle hissetmiştim..neslihanı da öyle mutlu görünce..”

Off..neler açtım ben başıma allahım..neden rahat duramadım..

bu arada atamızı da saygıyla analım panpalar, kıymet bilen vefalı insanlar için hiç şüphe yok ki maneviyatı yüksek bir gün.

http://fizy.com/#s/3wl891 

Bir şey demedim..biraz sonra da konuyu değiştirmeye hamle yaptım,

“nereye gidelim? Karnın aç mı?”diye sordum..

“yok..senin?..” 

“fark etmez bana da..gidelim o zaman ya, şu geçen gittiğimiz kebapçıya gidelim, hem sokağı da güzel oranın, otururuz da”

Biraz daha yürümüştük ki, begüm,

“tsigalko..ben siz çıkıyorsunuz diye düşünmüştüm cidden..niye olmadı hala?” dedi bozuk bozuk…

“yoksa o neşenin sebebi de mi buydu?” dedim..

“yani? Kısmen buydu evet?..”

“..hayır..çıkmıyoruz..çıkar mıyız da bilmem…” dedim ben de moralsiz bir sesle..

“niye?” dedi bu sefer, “ne olması lazım ki daha?..cumartesi gecesi kız sende kalmadı mı? biliyorum kaldığını..hatta ondan önceki seferde de sende kaldı?..anlamadım bu işten ben bir şey?” dedi ters ters..

“begüm? Sen de benden kaldın tatlım, ne var ki bende kalmakta? Adam yemiyorum bildiğin gibi?”

“ya abi o ayrı bu ayrı…bak Neslihan senden hoşlanıyor tamam mı..benden duymuş olma da..baya baya hoşlanıyor hem de, sırf senden bahsetti ilk buluşmanızdan sonra saatlerce günlerce…bir de biraz hoppa görünür ama öyle kız değildir yani..”
Tabi hocam..çok iffetli aq..sikişmekten başka her şeyi yaptı..

“biliyorum benden hoşlandığını” dedim..begüm şaşırdı, “söyledi bana..ben de ona söyledim”

Kızın şaşkınlığı daha da arttı, “eee o zaman?” der gibi baktı yüzüme,

“ama olmayacak muhtemelen” dedim..

“neden be!?..ikiniz de birbirinizden hoşlanıyorsunuz, bunu da birbirinize söylüyorsunuz ve olmayacak? Dalga geçiyorsun demi sen benle bi saattir..pislik x)”

Anlayışla gülümsedim..

“ciddiyim aslına bakarsan” dedim.. “evet ikimiz de birbirimizden belli bir elektrik aldık ama..başka problemler var..”

“ne..nasıl yani?”

“ben kendimi artık uzun bir ilişki yürütebilecek kapasitede görmüyorum..ona da anlattım bunu..anlayışla karşıladı..”

“yoook be tsigalko…hala aklın oralardaysa, unut gitsin artık…o seni düşünüyor mu senin onu düşündüğün kadar? Neler geldi başına..yeter..valla kendi hayatına dön..”

“o yüzden değil..begüm..bende zaten öteden beri olan bir sorun bu..senle aramız iyi, epey şey paylaştık ama tam olarak tanımıyorsun beni..” dedim..

“korkutma olm beni (: ..ne var tanımadığım, anlatmadığın ne var?”

“anlattığın ne var desen daha doğru olur (: ..anlatabilirim istersen..hatta bu gece..ama sonrasında kaçıp gitmek yok benden..”

son iki part olsun panpalar, gene epey ilerledik be (:

http://fizy.com/#s/1aj54d 

Kızın bakışları yine bozuldu..

“ben seni neslihanın yanına götürüyordum ama?” dedi….

Ebenin amı begüm…bir sen kalmıştın benim yerime düşünmeyen..ebenin amı yani..

“ne alaka?” dedim kızgınlıkla,

“ne var be?! Üçümüz takılalım istedim, hem sizin taze ilişkinizi kutlardık…”

“işte öyle bir ilişki yok ama…olmayacak da…niye kendi bildiğine iş yapıyorsun sen!?”

“azarlama beni!” diye parladı

“begüm..şaşırtıyorsun beni cidden..” dedim sakin ama kuvvetli bir ses tonuyla..

Çok bozuldu beyler…eğer bu tip hareketleri affetmediğimi bilmese bırakıp giderdi yanımdan her halde..ama tuttu kendini..sinirle..

Tekrar konuştum,

“tamam gideriz canım…ne madem öyle organize ettin..ama bil diye söylüyorum, neslihanla aramızda tahmin ettiğin şekilde bir şey olmayacak..”

Kebapçıya gidene kadar ağzını açmadı..yemeği de sessiz yedik..

“nerede buluşacaktınız siz onla?” dedim,

“daha var..oturabiliriz” dedi..

“begüm, bozuk atma bana bak üzülüyorum ya…sen de böyle yaparsan yani..”

“e ama sen de ne yaptığını bilmiyorsun ki be?..o kadar asılıyorsun hem kıza önce…anlaştık diyorsun da, hiç de öyle görünmüyordu yani..bence o gayet de sevgilisiniz sanıyor, ya da yakın zamanda olacaksınız sanıyor..”

Haklıydı..ne yaptığımı bimiyor-dum….geçmiş zaman yani…artık biliyorum ama…ve bütün çabam da bu doğrultuda..

“öyle sanıyorsa da öyle olmadığını görür ne diyim..” dedim sıkkın şekilde..

Begümün keyfi kaçmıştı..belli ki böyle hayal etmemişti bu geceyi..biraz dolaştık kordonda, sıcak bahar akşamının tatlı esintisinde, denize karşı aheste aheste yürüdük buluşma yerine doğru..arada buna şirinlikler yaptım, ittirip kaktırdım, sardım sarmaladım da, ancak nihayet tebessüm ettirebildim bir yerden sonra..

“hah şöyle yaa..işte benim bildiğim begüm

“ama sen üzüyorsun o begümü..”

“niye ki sana ne yaptım?”

“bağırıp çağırıyorsun..tanımıyorsun beni diyorsun..”

“özür dilerim..ama evet bilmediğin şeyler olduğu doğru..çok da masum bir adam değilim..”

“ona ne şüphe canım..”

“(: işte..ama duyacaklarından sonra bir daha benle konuşmasan diye de korkuyorum..”

“çok da umurunda olur ya..”

“aşk olsun begüm..”

“hiç duygu sömürüsü yapma bana..”

“niye, şımarıyorum işte sana (: kime şımarayım başka? Kimim var? (:”

“(: oof of..atsan atılmazsın, satsan satılmazsın sen..baş belası (:”

“nihayet hakkımda gerçekçi fikirler oluşturmaya başladın, devam! x) “

“gıcık (:”…”orada buluşunca sıkıntı olmaz demi şimdi..ben buluşturdu gibi olucam..idare edersin demi?”

“ederim tabi canım..ne var..gerginlik yok ki ortada?”

“iyi bari..”

ne makamı mevkisi, götümden kan alıyorlar valla, allahtan seviyorum yaptığım işi, çalışma ortamını filan da yoğunluk koymuyor o kadar,

söyleyecek sözü olanlar söylesin, soracak sorusu olanlar sorsun tabi, geçen gece geldim muhabbete kimsecikler yoktu

özel mesajlarınızı yarın akşamüstü cevaplarım panpalar,

pazar günü karşıyaka-fbü maçına gidiyorum, o yüzden belki geceye yazamayabilirim yorgun dönersem, ama yarın gece gene yırtarız epey..

neyse son partımızı da girelim,

http://fizy.com/#s/1aj5bv 

Begümün götürdüğü yere gittim (:

Biz oturduk masalardan birine, “beş on dakikaya gelir bizimkide” dedi..

iyi bakalım..

Ben neslihanla da, tıpkı cerenle olduğu gibi tek ve net bir konuşma planlıyordum, ama öncesinde bir ön eleme oynayacağız gibi görünüyor begümün hakemliğinde..neyse ki ceren kadar büyük bir problem oluşturma potansiyeli yok gibi..gerçi ummadığımız taşlar yardı hep başımızı, kan revan içinde kaldık dikkatsizliğimiz yüzünden..

Kız geldi biraz sonra, yine ve yine çekmiş minileri..vay amk ya..sırf seks geliyor artık bu kızı görünce aklıma..o bacaklar hele..nasıl olabilir lan böyle bacak?..bunlar bacaksa diğerleri ne?..ter bastı aq..

Ama sütten de ağzım yanmış benim..yoğurdu vantilatöre tutarak yiyeceğim bundan sonra..sıçarım bacağına da papazına da asına da..

Bunlar artık kandıramamalı beni..yeterince fiziksel şehvet görmedim mi?..

Artık kalbime huzur, ruhuma bir eş gerek…

..neslihanla begüm cicişler gibi selamlaştılar öpüşüp gülüşerek, sonra kız benim tarafıma geçti, bir elini yanağıma koydu, dudaklarını dudağımın kenarına nişanlayıp, tek bir çapkın öpücük kondurdu..yanıma oturdu sonra da..hemen begüme baktım tepkisini ölçmek için…

Gözlerinden “elinin körü tsigalko” okunuyordu..

Begüm haklı galiba beyler..benim neslihanla anlaştığım filan yok..kız bizi sevgiliyiz filan sanıyor…

Böyle konuşunca..daha doğrusu düşününce, çok itici göründüğümün farkındayım..ama artık tek dileğim şu hengameden kurtulmak ve sıçtığım bokları temizlemek…bir atsam kendimi şu çemberin dışına..ondan sonra tövbe..bir daha ne oyun ne de günah yok, yasak bana..

Hele bir de şu geceyi, kimseyi ve özellikle de begümü mahcup etmeden atlatabilsem..kıvırmaya hazır ol tsigalko..nuran sultan terk tsigalko…beline, gerdanına kuvvet..amına koyim ben senin..

o günler geride kaldı panpalar, öyle karı peşinde koşmalar filan..aman diyim sakata gelmeyelim..

hepinize iyi geceler,

http://fizy.com/#s/1ahko7 bazı sevdalar kara toprakta bile bitmez, bunu da aklınızın bir köşesine alın derim

iyi geceler herkese (:

panpalar bugün yazmak istiyordum harbiden ama pazartesileri çok ağır geçiyor daha önce de söylediğim gibi, haftalık toplantılar vb. hepsi bugün..

iyice dinleneyim, yarın gece devam edelim kaldığımız yerden, hepinize sevgiler

herkese iyi geceler, 10-15 dakika içinde başlayalım panpalar, kusura bakmayın gecikmeler için, hayat işte (:

Az önce yediğim öpücüğün sersemliğini üzerimden atamadan, bu kez de neslinin iyice yanına sokulup, elini ikili koltuğun zemininde bulunan elimin üzerine atması, omzunu omzuma yaslaması ve saçlarıyla boynumu örtmeye başlamasının ardından iyice gerildim ben.. masanın karşısından da begüm bakıyor tip tip.. kızardım sanırım biraz.. biraz da ter bastı.. birden niye sıcak oldu lan böyle burası?..

Bir süre ortak muhabbet döndü, bozuntuya vermemeye çalışıyorum.. elimden geldiğince doğal bir biçimde içinde bulunduğum saniyelerin akıp gitmesini bekliyorum.. allahtan, masaya ilk oturuşundaki atraksiyonlarının ardından daha fazlası gelmedi neslihandan, yoksa gerim gerim gerilmekten çatlardım maazallah.. sanki hayatımda ilk kez kızlarla dışarı çıkıyormuş gibiyim.. sanki yeni ergenim.. öyle bir gerildim yani.. bazen nefes almayı unutuyorum kendimi kasmaktan..bir yandan da dua ediyorum içimden, “aman Neslihan elleşme, aman sakın kıpraşma, öpeyim filan deme” diye..

Biraz sonra, begüm akıllıca bir hareketle,” ben tuvalete gidiyorum gençler, okuldan çıkarken gitmeyi unutmuşum :p” deyip sırıtarak masadan kalktı.. doğal kız, yerim senin samimiyetini ben (: ama kalktığı sırada bana attığı bakışla da “al sana süre, pirincin taşını ayıkla bakalım” der gibiydi..

“çok seviyorum ben bu kızı yaa” dedi Neslihan begümün arkasından ciciş bir edayla..

“aynen.. begüm iyidir ” dedim gergin bir gülümsemeyle.. biraz uzaklaştım bundan koltukta, o yapışık durumdan kurtulup, yanlamasına döndüm, kolu sırtımda hala.. şöyle bir yüzünü görelim de konuşalım bakalım..

“Neslihan..” dedim ses tonuma kararlılık yüklemeye çalışarak,

“nesli ye ne oldu?” dedi gülerek, “resmi mi takılıyoruz yoksa, pardon, elimi de çekeyim istersen :p”

“aslında çeksen iyi olur” dedim.. demin gır gır yapan kızın yüzü bir anda düştü..

Hay sokayım ya... nefret ediyorum bu durumlardan.. bunu yapmaktan…ama bu son.. tövbe bir daha..

“begüm bizi çıkıyor olarak biliyor” dedim..”ne düşünüyorsun bu konuda?..”

Kız yüzüme baktı.. baktıı…sanki cevap orada yazıyormuş, o da okumaya çalışıyormuş gibiydi..

“çıkmak..?... bilmiyorum tsigalko.. çıkma, flört kısmını çoktan geride bıraktık bile sanıyordum ben?”

Heeee öyle amk, evlenecez, hatta sözlüyüz şu anda evet..

“öyle mi?..neyiz peki sence?” dedim sakin kalmaya çabalayarak..

“bilmem.. çoğu acemi sevgiliden daha fazlasını paylaştık.. adını sen koy bence.. neyiz?..”

“karı kocayız her halde” dedim ters ters gülerek..

Bu da tedirgin bir gülümsemeyle karşılık verdi..

sabah…kahvaltıda konuştuğumuz şeyler.. ciddi olamazsın değil mi?..ben o kadar da ciddiye almadım o sözlerini.. gecenin tuhaflığına verdim…gerçi bizim ilişkimiz komple tuhaf ya neyse.. hadi birimiz saçmalıyor, ikimiz birden nasıl saçmalayabiliyoruz anlamadım..”

“senin saçmaladığın kısım ne?” dedim.

“baştan sona her yer?” dedi, “ya ben…tek bir mesajınla buluştum seninle..ilk buluşmamızda sarhoş oldum.. nasıl bu kadar salaklaşabildim anlayamıyorum…ya kötü biri olsaydın?..düşünmek bile istemiyorum o gece olabilecekleri o zaman…ama delikanlı çocuksun…belki de o yüzden sonrasında daha rahat davrandım..”

Bak, birincisi, kötüyüm ben tamam mı.. yani, en azından seninle takıldığımız sıralarda öyleydim..

ikincisi, delikanlılığın kıyısından bile geçmeyen bir yavşağım…anam, babam, arkadaşlarım, sevgililerim yediğim bokları bilseler, çeker vururlar beni..

Ya ben yılbaşı eğlencesi için gittiğim evdeki sızmış kıza sürten, sevgilimin arkadaşının diz kapaklarına boşalan, aynı anda 2-3 kızı yarıştırıp içlerinden daha fazla hoşuma gideni seçen, senelerdir konuşmadığım hatunlara, sırf ağzından biraz laf almak bir de “verirse almak” için konuşan.. berbat, haysiyetsiz, karaktersiz, şerefsiz adamın tekiyim kızım?..

Öyleydim, demekle de kurtulamam yani…öyle hemen topu geçmiş zamana atıp kendini aklamak yok..bak, daha hala bile seninle, cerenle, bilmem kimle uğraşıyorum…bazen düşünüyorum da, Burçin belki de az bile yaptı bana..ben kimim ki, öyle düzenli ilişki, aşk, aşık sevgili filan istiyorum..

Hak ediyor muyum bakalım bunları? Önce bir ona cevap vereyim…kolay mı öyle girdiğin düzenden çıkmak, bataklıktan bir adımda kurtulmak?..ha?..değil…

Onun için sakın bana methiye düzmeye kalkma..ben senin farkında olmadan düştüğün ormanda bir yılandım.. neyse ki seni sadece biraz sarıp sarmalamakla kaldım.. ucuz yırttın yani..o yüzden, bence hala vaktin varken git, kurtar artık kendini..
“iyi falan değilim ben.. neslihan…biz.. olamayız..olmaz yani..ne uzun vadede, nede artık kısa vadede..”

Donuk gözlerle bakmayı sürdürdü..bir şeyler daha demem lazım.. çok net ve ağır oldu az önceki cümleler..

“bak..bir şeyler paylaştık, haklısın..ve güzeldi de..ve evet sana karşı bir çekim hissediyorum da..ama benim sana verebileceklerim, önceki gecekilerden ibaret..sen daha fazlasını hak ediyorsun.. gerçek bir aşkı, seni sevecek, sana sevgili hayatı yaşatabilecek birini (yalanlarrr yalanlarrr klişelerrr)..benimle yaşayacağın hayat yıpratır seni..”

Kızın yanağı seğirdi bir iki kere.. korktum lan..

“anladım…yani, sen aslında beni biraz takılmak için, bir gecelik zevk için kullandın.. bunun alt yazısı, açıklaması bu mudur?”

“ha..hayır..”

“biliyor musun, bir de begüm senin için doğru düzgün biri demişti.. demek ki onu da uyutmuşsun…çok.. çok basit ya…bu kadar basit misin ya?..cidden, hiç mi önemi yok, değeri yok bazı şeylerin senin için.. senin gibi insanlar sadece filmlerde olur sanırdım ben.. gerçek misin sen, söylesene?..”

Sesi titremeye başlamıştı sonlara doğru..

“Neslihan..ne desen haklısın.. gerçekten..bak..”

“tamam sus artık dinlemek istemiyorum..” dedi.. çantasını toparladı, kalkmaya hazırlandı..”Allah belanı versin..” diye pekiştirdi…masadan kalktı..bir iki adım attı, sonra aniden geri döndü, önümdeki yarım birayı alıp üzerime fırlattı..

Yaklaşık 250 ml bira ile yıkanma tecrübesi elde etmiş oldum böylece…hohh!..havuza bombalama atlamış gibi oldum.. belki oralarıma gelmedi ama, ayak tırnaklarıma kadar buz kesti vücudum..

Önüm, yüzüm gözüm, hatta saçlarıma kadar sırılsıklam ve şok halde kaldım masada, ensesinden tutulmuş kediler gibi..

Neslihan hızlı adımlarla kafeden ayrıldı..

Yaşadığım anlık rezilliğin acısına mı yanayım, yoksa devamında begümle ilişkimi etkilemesi muhtemel sürece mi..

Yan masalardan insanlar şaşkın bakışlarla izlediler bir süre daha beni.. sonra da kendi hallerine döndüler, ama kaçamak gülümsemeleri ve küçük bakışlarından beni çekiştirdikleri belli oluyordu.. masalarında, karşılarındaki her kim ise artık, sevgilileri mi, yoksa arkadaşları mı, işte onlarla konuştukları konu, muhtemelen hangi tarafın haklı olduğu, kimin ne yaptığıydı..

Kesin kız haklıydı..

Erkek onu aldatmış filan olmalıydı..

Amına koyayım..

Çalışan çocuklardan biri yaklaştı,

“peçete, bez ister misiniz?”

Rezalet transından zorlukla uyandım,

“ha?..he..iyi..iyi olur.. kusura bakmayın.. battı biraz etraf..” dedim acınası bir şekilde,

“önemli değil, başka bir masaya alabiliriz sizi isterseniz?”

“yok.. kalkıcam..kalkıcaz yani..”

Karşıdan begüm görünmüştü.. gözlerini kısmış bir şekilde, ne olduğunu anlamaya çalışarak yaklaştı yanıma, sonra da hayretle açıldı gözleri,

“ne oldu burada be?”

Ellerimle kendimi sunarak,

“gördüğün gibi” diyebildim..

Elini alnına götürdü..bir of çekti..

Etraftan gene insanlar gülüşüyor.. çalışan eleman filan dudaklarını ısırıyor…

“kalkalım?” dedim,

“iyi kalkalım” dedi bitkin bir sesle..”sen çık ben veririm hesabı..”

“yok.. daha fazla rezil etme beni..”

“ya çık sen işte..şu hale bak.. çık bekle beni..”

Sümsüklenerek kalktım masadan.. allah harbiden de benim belamı versin ya..berbat hissediyorum.. yapış yapış oldu her tarafım..

Biraz sonra begümle, kordonda hızlı adımlarla yürüyorduk..

“ne..ne yaptın, ne söyledin de kıza..”

“sonra konuşsak olmaz mı?” dedim acınası ses tonumla..

“hayır şimdi konuşucaz!” dedi yüksek sesle..

“begüm ne olur bak, sadece evime gidip yıkanmak istiyorum.. lütfen bir de sen gelme üstüme..”

Söylene söylene, ama anlatmam için ısrar etmeyi bırakarak yürüdü benimle.. arada kesik kesik, “oh olsun….kimbilir ne yaptı…kabahat bende…yazık…”gibi kelimeleri seçebiliyordum..

Epey yürüyüp bizim eve yaklaşınca, “sen nereye geliyorsun?” diye sorma ihtiyacı hissettim,

“sana?..itirazın mı var?”

“yo..yoo..gel tabi..de…”

“tamam hadi yürü.. yıkanacak mısın yuvarlanacak mısın yap, ondan sonra da anlatacaksın bana herr şey, ama her şeyi yani.. tüm bu nesli muhabbetini baştan alacaksın..”

Bir an yavaşlayıp yüzüne baktım.. gözlerinde, yüzünde, bir zamanlar nilayda görmeye alışkın olduğum o “korumacı, kızan ama sevdiğinden kızan arkadaş” ruhunu görünce hoşuma gitti.. gülümsedim bir an..

“ne?”

“anlatıcam..ne var ne yoksa anlatıcam tamam.. özürü dilerim seni de böyle bir şeye karıştırdığım için..” dedim içten bir pişmanlıkla..

Dudak büktü..”hadi yürü yürü.. konuşuruz, sen de moralini bozma..”

Eve gittik.. tolgayla selamlaştık, begümü tolganın odasına atıp duşa girdim.. onlar konuşadursunlar..

Suyun altına fırlattım kendimi.. havanın sıcağına aldırmadan da kökledim sıcağı…

Bu sondu tsigalko…inanıyorum ki artık günahlarının kefaretini sonuna kadar ödedin..bu sondu…

Biraz düşünmeye fırsatım oldu suyun altında..

Şimdi, önümde çözülmesi gereken farklı iki problem daha kalıyordu.. biri ozan, diğeri de Burçin meselesi..

Ozan için kafamda güzel bir plan var.. burçin i ise şimdilik kaşımak istemiyor gibiyim.. belki de nilay halleder onu da..belli olmaz.. çünkü benden sonra en çok da ona zararı dokundu orospunun..

Banyodan çıktım, giyindim kurulandım, tolganın odaya girdim, çocuk beni görür görmez koptu,

“ahahaha ne oldu lan, birayı suratına yemişin agfsdafas”
Begüme baktım sitemle,

“eh be begüm..”

“sus, sen cezalısın (:” deyip gülmeye başladı o da..

“abi komik bir konu değil ya..valla değil…utanıyorum şu an..”

“olm bence süper bir olay lan! sırf bunu yaşayabilmek için cansuyu aldatmış numarası filan yapabilirim ahaha.. nasıl, serinlik geldi mi? xd”

“siktirin ya..”

Odadan çıkıp odama gittim, birkaç saniye sonra begüm geldi arkamdan, neşeli görünüyor, tabi gülün anasını satayım.. eğlenceniz çıktı yine..

Ama bir açıdan da böyle olmasına sevindim, çünkü birazdan anlatacaklarımdan sonra yüzümü bile görmek istemeyebilir..ne kadar yüksek bir pozitif ruh hali seviyesinden başlarsak işe, o kadar iyi..

“eee.. seni dinliyorum bakalım” dedi..

Derin bir nefes çektim, “içecek, yiyecek bir şeyler hazırlay…”

“bırak şimdi onları hadi, otur karşıma..”

Çaresizce divana oturdum..bu dizlerini bağdaş kurup divana paralel bir şekilde kolluk kısmına yaslandı..ben de aynı pozisyonu aldım, karşılıklı yoga yapıyor gibiyiz..(:

“en başından mı alayım?”

“evet, en başından al”

“ama o zaman dönem başına kadar gitmem gerekebilir.. yani buseyi ilk gördüğüm güne..”

“buse? Ayrıldığınız kız hani…onun ne alakası var ki konuyla?..kendini haklı çıkarmak için uzatacaksın kesin..”

“ya..haklı filan değilim be begüm…sana zaten bazı şeyleri anlattım…neler yaşadığımı biliyorsun.. eğer buradayım, dinlerim diyorsan, üşenmeden, bu şehre ayak bastığım ilk günden itibaren anlatabilirim sana olanları.. ondan sonra sen karar verirsin ne olduğuma…çünkü ben seni hayatımda istiyorum.. bunun için de her şeyi bilmen gerekiyorsa, bil, sen karar ver sonra da yanımda olup olmak istemediğine.. olur mu?..”

Kız birkaç saniye süzdü beni.. aklından seçenekleri tarttı..

Sonunda, “tamam la..anlat..her şeyi…en baştan..en en baştan…buradayım ben de, dinliyorum (:”

“daha önce konuştuklarımızı da atlamayacağım..”

“tamam?..sabaha kadar anlat”

“bir şeyler hazırlamaya gidiyorum o zaman şimdi? (x”

“öff (: iyi git hazırla hadi.. konuksever şey (:”

…her şeyi anlatmadım elbette…

Size anlattıklarım gibi anlatmadım…

Bazı sırların, diğer sırlara göre daha fazla saklanmaya ihtiyacı vardır…hani, “herkes eşit olsun, ama ben daha bir eşit olayım”, muhabbeti var ya..o hesap…

Size de her şeyi anlatmadım esasında..hem, nerelere sığdıracağımı bilemediğimden, hem de günün birinde gün yüzüne çıkmasına asla razı olamayacağım, kendi zihnimin içinde bile hatırlamaktan feragat edip, fedakarlıkta bulunduğum anılar var.. kimsenin bilmemesi gereken.. yaşayanlardan başka..ve bir de Allahtan başka..

Ama yine de gecenin 3 üne kadar sürdü konuşmalarımız.. arada o da konuştu, yorum yaptı, bazen kızdı, bazen hak verdi..

Gecenin sonunda ise yattığım dizinde saçlarımı okşuyordu..

Tsigalko, yine kazanmıştı..

Manipüle etmeyi yine başarmıştı..

Kendinden başka herkesi.. hatta bazen kendini bile kandırabilen, şeytana pabucunu ters giydiren adam…ne büyük marifet..

Çoktan sızıp giden begümün dizleri üzerinde uyuya kalmadan evvel, gecenin başından beri beni izleyen, arada kulağıma fısıldayan, yatağımın üzerinde, bizim gece başındaki halimiz gibi bağdaş kurmuş şekilde oturan meleğimle son kez göz göze geldik…gülümsedi bana, 

“hadi yine iyisin” der gibi..

…sırt ve boyun ağrıları…

Sabah (öğle) kahvaltısı…

Ekilen okul…

Bunlara alıştınız her halde artık.. uzatmıyorum…

Begüm öğleden sonra gitti, günün geri kalanını aşağı katta geçirdim ben de, nilay filan gelmişti.. monopoly oynadık, sohbet ettik.. yaklaşan finallerden ve şaka maka 3. Seneyi de devirişimizden bahsettik..

Hayatım, yavaş yavaş yeniden düzene giriyor gibiydi…devrilen, takla atan, ters dönen arabayı, el birliğiyle teker üstü çeviren ahaliye benzettim etrafımdaki kalabalığı.. farkında olarak, ya da olmayarak, düzeltiyorlar, düzene oturtuyorlardı hayatımı..

Kısa zamanda, motoru, kaportayı tamir ettirip, yeniden yollarda olacaktım…çok ama çok büyük bir kaza atlattım…artık daha güvenli sürecek, daha düzgün yollardan gideceğim.. uykusuz kalmayacak, direksiyon başına geçmeden evvel içmeyeceğim…

..bir sonraki gün..

Gelmiş... 

Okula gelmiş bugün..

Pazartesi o yoktu..

Dün de ben gelemedim..

Ama bugün, özlediğimi gördüm nihayetinde…başka, bamb-aşk-a bir gözle gördüm hem de..

Yine karizması, havası yerinde.. gerçek bir kadın o…her şeyi gerçek…duruşu, tavırları.. hayatı yaşayışı.. aşkı, sevgisi de gerçekti, son baktığımda…acaba hala öyle mi?..

Laboratuar önlükleri üzerimizde, bankoların üzerinde çalışırken yaklaştım çaktırmadan..

"petrinize bakabilir miyim?” dedim orada çalışan gruba genel konuşur gibi, ama gözlerimle onu hedef alarak..

O cevap vermedi.. anlık refleksinin sonrasında da gözlerini kaçırmıştı zaten..

Amaçsızca elimde çevirip, bizimkiyle karşılaştırdım mikroorganizma örneklerini.. gereksiz hareket..

“teşekkür ettim (:” dedim yine gözlerim ona sabitlenmiş şekilde, sesimi de ona duyurmaya çalışarak..

Birileri “rica ederiz (:” filan dedi de, o cevaba katılmak şöyle dursun,

Bakmadı bile..

Sınıf kapısının önünde özellikle denk gelmek içi fırsat kolluyorum.. hani, birbirimizden başka bakacak yer kalmasın da, mecburen gözlerimi yüzüme kaldırsın, ya da çevirsin diye…o sırada ben de gülümseyerek selam vereceğim..

Böyle hesaplar yapmaktan hiçbir zaman hayır görmedim ama.. nasıl yaparım.. nasıl yaklaşırım, bilmiyorum da…bilmiyorum ki?..bu durumda ne yapılır.. nasıl davranılır…hiç düşmemişim ki…çok gördüm, çok yaşadım derdim ama..bak, işte şimdi yine, yeniden, yeni bir şeyler yaşıyorum…

“kendimi fark ettirme çabası..”…bilerek ve isteyerek, fark etmemeye kararlı, yeminli birine hem de..

Ne olur sanki, bir iki saniyeliğine de olsa umursasan beni?

Gün boyu çalışmalarım ve etrafında, sözde çaktırmadan fır dönüşüm neticesiz kalmış, yorgun düşmüştüm sonunda..

Bütün ruhumla, duygularımla akıyordum ona.. acaba hissediyor muydu? Birazcık bile olsa..

Belki, günün sonunda alacağım tek bir bakış, bakışma bile yeter de artardı bana..

Bozuk moralle, yüzüme biraz su çarpmak için girdiğim tuvalette, orada en son olması gereken adamla baş başa buldum kendimi..

Ozan..

Merhabalarrrr…

Aynanın gerisinden, pisuvara işeyen yansımasına baktım.. hala morluklar bulunan yüzü gerilmiş miydi?..

Telaşlı bir hali de var gibiydi?..

Dejavu oluyor gibi hissettim kendimi..ve sonra, bir anda, sanki o eski anıyı yaşarmışçasına hareket etti bedenim bu günün içinde..

Kapıyı araladı…koridora baktı…

Kapıyı kapattı..

Viledayı aldı kapının arkasından.. sert bir hareketle kapının altındaki aralığa tıktı sapını.. kontrol etmedi bile, ne kadar aralandığını..

Hızlı bir hareketle arkamı dönünce, ozanın elleri yumruk olmuş bir şekilde kilitlenip beni izlediğini gördüm..

“Ne yapıyordu bu deli?”

..aradaki mesafeyi iki üç adımda aldım, o daha ellerini kaldıramadan bütün gücümle yüklenip duvara doğru uçurdum bunu..ne kadar iri yarı olsanız da, saatte bilmem kaç kilometre hızla gelen 80 kiloluk bir kitleyi durdurmak o kadar kolay değildi..

Dirseğim boynuna dayalı, bir elim havada duvara yapıştırdım bunu.. ben biraz horozlanıp, o da biraz büzüldüğü için hemen hemen aynı hizaya gelmişti gözlerimiz..

Tükürükler saçarak, tıslar gibi, alçak sesle konuştum,

“arabaya alacaktın ha sen beni?..ben seni tek yakalayamam mı sandın lan?..hiç mi hesaplamadın?..göt!”

Kıpraştı altımda, dirseğimi daha sıkı bastırdım,

“nefes alamıyorum” dedi boğuk boğuk, daha da çırpındı.. biraz gevşetti dirseğimi.. durdu..

“sikeyim mi seni şimdi burda.. atayım mı seni tuvaletin birine?..arabaya çekmek nedir lan? mafya mısın sen?..piç!..”

“araba filan yok..” dedi boğuk boğuk..

“nasıl yok..”

“yok.. blöf yaptık seni korkutmak için.. direnince hem rezil olursun diye..”

Nasıl?..

Anaa.. harbiden mi lan?..

“ciddi misin sen?”

“yani..ne arabası, ne arabaya çekmesi amına koyim.. manyak mıyız biz..”

Olaya bak lan.. adama fazla film izliyor demiştik ama, fake çıktı iyi mi?..belki de göt korkusundan şu an da sallıyordur? Olamaz mı?

“ne bileyim şimdi sallamadığını?”

“ya ne sallıycam” dedi, ittirdi beni.. benim de o ara şaşkınlıktan gevşeyen kollarım açılıverdi..bir an da serbest kaldı ozan karşımda.. ellerini kaldırıp bana karşı hücuma geçecekti ki bir adım geriye attım kendimi,

“hayatının hatasını yaparsın..”

“siktir git lan artık rahat bırak bizi.. psikopat herif..ne istiyorsun lan ayşenden? Sırf seni reddetti diye, deli misin olm sen? hasta mısın?..katil etme lan beni.. yemin ederim silahla, bıçakla gelirim bu okula, rahat bırak bizi..”

Dedi burnundan soluyarak.. korkmuş bir adamın son çırpınışları…kendisini ve sevdiği kadını korumak için..

Orada, “nayırr, ikinizinde dübürünü sıkıcam nihahahahaaa” diye bağırsam, hiçbir bok yapamaz, hiç de bir şey diyemezdi.. buna eminim..

Ama işte ben öyle biri miyim?..

Çocuğun bana ithamlarından, dahası, ayşene karşı olan tutkusundan utandım bir an…

Ben, hayatım boyunca, kim için böyle savaşabilmiştim?..bir kez olsun böyle durabildim mi tehlikenin karşısında?..buseyi bile koruyamadım ben…hem de tek bir oyunbaz kancıktan…

Ozana, her ne kadar geri kalan her şeyinden nefret etsem de, sırf bu koruma içgüdüsü içi saygı duydum bir anlığına..

“ne işim olur lan benim senle.. sizle…bir şey istediğim yok amına koyim.. bana ne?... yıllar geçmiş üzerinden.. asıl sen beni rahat bırakacaksın.. yoksa ben silaha gerek kalmadan katil olurum.. anladın mı?”

“o zaman ne diye yürüyorsun lan kızın üzerine..bu kadar mı adamsın sen?”

“sen, kendi kız arkadaşına mukayyet ol önce..ona bir sor bakalım, tsigalkoya niye hala tip tip bakıyorsun diye..bu bir değil, iki değil, beş değil on değil…yoksa ne ayşen ne de sen sikimde bile değilsiniz.. rahatsız etmeyi, taciz etmeyi bırakın beni…”

ozan bir anlığına duraksadı..

Tuvaletin kapısı zorlandı..

Hımm..ay ges, diskasşın iz ovır..

Kapı açılsın diye viledayı almaya meylettim,

“bizden uzak duracaksın birader” dedi ozan son kez,

“siz de benden?” dedim..

“aynen..ben konuşucam..”

“iyi..”

Viledayı çektim..

Kapının ardında biriyle az çok selamının oldu, birini tanımadığım iki eleman gözüktü..

Şaşkın gözlerle, elimdeki viledaya, benim ve ozanın kızarmış yüzüne, nefes nefese kalmış haline baktılar..

Artık ne düşündüler Allah bilir (x

Seri adımlarla çıktık tuvaletten..son bir bakış attık birbirimize..

Umarım iki taraf da birbirini anlamıştır..

Akşamüstü, ben, almayı umduğum bakışı alamamış bir halde, süklüm püklüm çıkışa yürürken, ayşen ve ozanın tartışma seslerini duydum 

yan taraftaki çardakların olduğu yerden…

Küçük de olsa zevk aldım o sahneden..

herkese iyi geceler panpalar
görüşmek üzere

herkese iyi geceler, 10-15 dakikaya başlayalım panpalar (:

ama bugün biraz yavaş yazabileceğim, az part olur ama ilerleme ilerlemedir.

http://fizy.com/#s/1ahwmy 

..zor..

hayatım bir boşlukta salınıyor sanki..

bugün günlerden cuma..güya hafta başı, hatta geçen hafta sonu, pazar gecesi karar vermiştim kendi kendime..ama bir arpa boyu bile yol gidemedim o günden bu güne..

görmüyor..görmezlikten geliyor beni..ince imalarla, bakmalarla olmuyor bu iş..galiba en sonunda gidip dikileceğim karşısına..

da,

ne diyeceğim?..

"selam, ben bir zamanlar hayatınızı mahveden, ağzınıza sıçım giden eski sevgilinizim, eğer hala ağzınıza sıçılma ihtiyacı hissediyorsanız tekrardan başlayabiliriz"

..bir bahane lazımdı bana..

o cuma günü, öğle arası, aniden aklıma geliverdi, beni hastanede ziyaret edişin..tabi ya... buradan girecektim mevzuya..

gene kapının önünde filan mı yakalamaya çalışmalıydım?..yani, sanki doğal bir durum gibi mi görünmeliydi karşılaşmamız? yoksa direkt gidip önüne dikilmeli miydim? böylesi abes olmaz mıydı?..

sınıfa döndüm dalgın adımlarla..cam kenarındaki her zamanki sıralarından birine oturmuştu yine..baktım, arkasındaki sıra boştu..oraya doğru meylettim..

cesaretimi topladım..derin nefes aldım, yutkundum, çenemi sıvazladım, sağa sola bakındım... 

ne kadar "tedirgin insan hareketi" varsa yapmıştım yani 1-2 saniye içinde..

alt tarafı bir selam verecektim..bir başlangıç... sakin ol tsigalko..allahın selamı işte? ne var, küfür mü ediyoruz?

ama sakin olamıyordum..kalbim yerinden çıkacak gibi..acaba ağır tepki verir mi? tersler mi bir anda?..ya da daha kötüsü, hiç tepki vermez mi?..

dizlerim zangırdaya zangırdaya yürüdüm sırasının olduğu tarafa..

açtım ağzımı..sesim titreyerek, kaderimin bundan sonrasının başlangıcı olacak olan kelimeleri itekledim gırtlağımdan;

"ebru, naber?"...

http://fizy.com/#s/1aiqf1 

kız gözlerini kaldırdı gayri ihtiyari, bir an küçümser bir edayla süzdü beni,

"iyi?" dedi, ama daha ziyade sesi, "sen de nerden çıktın şimdi amk?" der gibiydi..

sen nasılsın? diye sormasını beklemek pollyannalık olurdu..devam ettim,

"ya..epeydir aklımdaydı ama..bir türlü nasıl diyeceğimi bilemedim..ben... teşekkür ederim..geçen günkü ziyaretin için.."

sesim sanki bana ait değildi..annesinden özür dileyen, yaramaz bir çocuğunki gibiydi..mahcup..titrek... "çerçeveyi düşürüp kırdığım için özür dilerim anne.."

kız cevap vermedi..bakışlarıyla hala "bayram değil, seyran değil" modundaydı..

devam ettim yine..

"çok şık bir davranıştı..çok sevinmiştim geldiğine.."..

eh bir şey de artık be kızım... tek bir kelime de olsa, tepki ver en azından..hatta kız, bağır, "ne alaka şimdi bu salak" diye çemkir..ama bir tepki ver..

ebru baştan aşağı süzdü, karşısında suçlu gibi dikilmekte olan beni..sonra,

"rica ederim..kim olsa gelirdi..gelmiştir zaten.." dedi..soğuk bir tonla..

"gelmeyen de gelmezdi?..kim, ne diyebilirdi ki?... sen sana yakışanı yaptın... bence hiç kimsenin yapmayacağı şeyi yaptın..çok teşekkür ederim..gerçekten..çok..iyi birisin sen... "

neler diyorum lan ben böyle müsameredeki ilkokul çocukları gibi sesi titreşe titreşe..çektiğim nefes, dolmamakta ısrar ediyordu burnuma, ciğerlerime..tıkanır gibi oldum..

ebru, son derece şaşkın, neler olup bittiğini, ne bok yemeye çalıştığımı çözmeye çalışıyor belli..gözleri kısıldı, anlamaya çalışan bir insan gibi..

"teşekkür ederim.." dedi sonunda... bu kez soğukluktan daha baskın bir ton vardı sesinde... şaşırmışlığın tonu... 

saçma sapan kafa salladım ileri geri, bitirimler gibi..hani, "oldu, tamam, hadi size iyi günlerrr" der gibi..tam artık yorgun düşmüş, kendimi arkasındaki sıraya atıyordum ki, son bir hamle daha yaptı dilim, beynimden bağımsız bir şekilde neredeyse,

"çok üzgünüm ben.." dedim..yüzüne bakamadan, "geçmişte yaşanan..onca olumsuz şeye rağmen... sen insan gibi davrandın yine de bana karşı..o kadar mahcup hissediyorum ki..anlatamam.."

artık resmen sesimle ağlıyor gibiydim..bütün pişmanlıklarım, keşkelerim, ahlarım, vahlarım, belkilerim dökülmüştü orta yere..o kadar çaresiz, o kadar acınacak bir haldeydim ki, o sırada önümden geçen biri olsa cebindeki aşk kırıntılarından sadaka bırakırdı kalbime..

..ama ebrunun da bir sabrı vardı.. fazla zorlamıştım şansımı..

sesi bir anda, dalgın ve şaşkın havasından çıkıp, sert bir tona büründü,

"iyi de, bunları konuşmanın amacı ne şimdi?" diye sordu..

karşımdaki heybetinden korktum resmen... oturan o, ayakta olan bendim ama, yanında sanki bir anda küçücük kalıvermiştim..

derin bir nefes daha aldım..

"söyle tsigalko" diye çınladı beynimin içinde bir ses... "neyse derdin söyle, uzatma, atma içine..bir kez olsun planlama, taktiklere, tekniklere girme... delikanlı gibi söyle.."

baştan aşağı elektrik verilmiş gibi, içten içe titredi vücudum..ve belki de hayatımda ilk kez bu kadar dürüst, bu kadar net oldum;

"bana bir şans daha vermeni istiyorum"

ağzımdan kaçmıştı sözler.. sesli düşünmüş gibiydim... böyle söylemeli miydim? söylemek istemezdim... çok.. çok ani.. aptalca..acemice oldu ama.. tutamadım işte... tutamadığım tek şey, sözlerim olmayabilirdi bu gidişle... gözlerim dolmaya başlamıştı yine ansızın.. hayır lütfen.. sınıfın ortası, duygu boşalımı için hiçte uygun bir yer değil..

zaten herkese, her yere yeterince rezil oldum... bir de bu eklenmesin yalvarırım... 

ebrunun gözleri büyüdü.. yüzüne şoke olmuş bir ifade yerleşti.. benim, yüzünün ortasına bira fışkırtılmış halime benziyor olmalıydı duyguları şimdi..

şokta..tek kelime ile... bu duygunun görsel anlamı var tam olarak yüzünde... 

ya ben?..ben nasılım?..yalanı ortaya çıkmış çoban gibi mahcup... allahım ben ne yaptım? diyorum kendi kendime..dur..dur ebru ne olur infaz etme hemen... sanki ellerimi görünmez bir ipi yakalamak, devrilmek üzere gibi duran bir bardağı tutmam istercesine ileri atmak, savunmak istiyorum kendimi..

"sen.. delirdin herhalde?" dedi ebru çatallanmış bir sesle.. sıradan kalktı ani bir hamleyle..

bas ulan tokadı... vallahi bas be... hak ediyorum sonuna kadar.. gelecekse senin elinden gelsin..

ama yapmadı öyle bir şey.. çantasını, defterini de aldı çarçabuk.. hızlı adımlarla, ayakkabılarının topuklarını vura vura duvar kenarındaki sıralardan birine gitti, defterini attı sıraya, sonra da çıktı sınıftan... 

artık alıştığım üzere, etraftaki tüm gözler yine bana bakıyor gibiydi... ensemde, yanaklarımda hissettim bakışları... 
hep rezalet, tam rezalet..
yaşam felsefem bu artık..

öküz tsigalko... lan öküz olunur, düz adam olunur da bu kadar da olunur mu be abi?..

ne dedim, ne dedim? "bana bir şans daha ver" mi dedim?... 

vay anasını satayım emi... 

oha lan... nasıl söyleyebildim bunu..
bak.. yine kendimi rahatlattım, ama rahatsız ettim karşımdakini..

cerene karşı, neslihana karşı bile lafı o kadar eveleyip geveleyen, iki saat edebiyat yapan bu öküz, belki de en çok ima kasması gereken bu durumda çat diye çıkarıp vurmuştu masaya sözlerini..

mecazi olarak, çıkarıp vurmak dedikleri bu olsa gerek..
ancak bu kadar direkt olabilirdi her halde..

sen deli misin tsigalko?..

evet.. galiba deliyim ebru... doktorum da sensin..

http://fizy.com/#s/3e3b5q 

Of…şimdi düşüp serileceğim olduğum yere..zorlukla tutundum masaya, kendimi, az önce ebrunun oturmakta olduğu sıraya attım…

Beynim uğuldamaya başlamıştı yine..ne yaptım lan ben?..

Ne mi yaptım?..aslında..belki de doğru olanı..eninde sonunda olacak olanı…

Gidiş yolunu uzatmak, ya da kısaltmak, değiştirir miydi varacağım yeri?..değiştirir miydi kaderimi?..

Ne olursa olsun, artık şundan eminim ki, keşke demeyeceğim…evet…ben söyledim işte söyleyeceğimi..daha bundan net itiraf, bundan ağır pişmanlık, bundan büyük teslimiyet mi olur?..

Ha, daha da bitmedi işim, yanlış anlamayın..öyle bodoslama daldıktan sonra bırakmayacağım kendi haline..

Beni, bağıra çağıra kovana kadar da sürdüreceğim mücadelemi…

Dersin başlamasına yakın ebru geldi..yüzünde bir şeyler aradım, bana ve az önce yediğim halta dair..ama ifadesiz görünüyordu..

Sahiden de çıkabilmiş miydi o anın etkisinden?..ama ne andı be beyler…etrafımdaki hava bile resmen ağırlaşmış, akışkanlaşmıştı aniden…havuzun dibinde, tonlarca suyun altında geçiyor gibiydi saniyeler..

Az öncesinde, deliler gibi çırpınan kalbim, tam o sözler ağzımdan çıktığı an da durmuştu birden bire..

Yüzünü, bakışlarını unutamıyorum..

Daha da nefret edecek benden…ona bunu yeniden yaptığım için belki de lanet edecek…

Ama seviyorum ebru ben seni..başından beri…ait olduğum kişi sendin..sensin!..istiyorum seni..aşkını istiyorum..karşılığında vermek üzere, geç kalan kendiminkini…

Uzun adımlarla gidip sırasına oturuşunu izledim..bakmaya devam ettim, acaba dönüp bana bakar mı diye..bir süre sadece önüne baktı..ama sonra bir anlığına çevirdi gözlerini kontrol amaçlı…evet be! Biliyordum bakacağını..

Ama o bakışlarda gördüğün neydi diye soracak olursanız…

Bana, biraz…bunu söylerken inanın ciğerlerim parçalanıyor ama, burçinin evimden kaçarken, buse nin sınıfta üzerine yürüdüğümde attığı bakışları andırıyordu gözleri..

Korkuyor benden…korku derecesinde irrite oluyor…delirmiş olmalıyım ben…normal değilim…kötüyüm..korkulası biriyim..

Ne olur öyle bakma ebru…



next--->

 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=