melihkagan

part79


“peki..nilay..son bir şey soracağım sana o zaman…ben..o gün…hani tam burada..senin üzerine geldiğimde..neden tepki vermedin?..ve neden sana “ne yaptığını biliyorum” dediğinde bana “bu kadar ileri gideceğini tahmin etmiyordum” diye cevap verdin?... 

Hadi atayisler…bunu da açıklayın..

Nilay yüzünü bana döndü..haftalar sonra ilk kez bu kadar yakındık birbirimize..gözleri acıyla taşıyordu..buruk bir ifadeyle konuşmaya başladı,

“nasıl karşı koyabilirdim ki?” dedi..”psikolojin bozulmuştu yaşadıklarından sonra..sen..bana öyle yaklaşınca..dedim..belki de….saçma sapan şeyler düşündüm işte..rencide etmek istemedim seni..gerekirse kendimi feda edecektim..sırf seni bulunduğun durumdan çıkarır diye..çünkü öyle olmasaydı, bana bunu yapmazdın değil mi? diye düşündüm…”kız kardeşim gibi” dediğin kıza böyle yaklaşmazdın..”

Yüzümün kızardığını hissettim..haklıydı..epey ayıp etmiştim ve o bunu bile yutmaya hazırmış görüldüğü kadarıyla..

“bu kadar ileri gitme meselesinde ise evet burçinden bahsediyordum ben de..çünkü kendisi bir iki kere bana senin için yeniden deneyeceğini söylemişti..hatta sizin buse ile aranızda soğukluk olduğunu duyduğumda ilk önce aklıma o geldi, sana söyleyecektim, ona da söyledim, sana söyleyeceğimi..karşımda saatlerce ağladı, ayaklarıma kapandı resmen kız..başka bir sürü şeyler anlattı…acıdım tsigalko..ne bileyim aslında kendini zan altından kurtarmak için bu kadar yırtındığını..sevdiğinden yapıyor sandım..acıdım resmen..”

Gözlerim dolmaya başlamıştı benimde..

“neden söylemedin bana o zaman..o gün bana geldiğinde..ilk önce bunu söyleyemez miydin?”

“zaten bozulan psikolojini daha da bozmak için mi?” dedi…”bir ara, sen biraz durulduktan sonra, kendine geldiğinde, alıştıra alıştıra söyleyecektim..böyle böyle,” burçinin de sana karşı hala hisleri vardı, acaba o mu bir şeyler yaptı?” diye..ben nerden bileyim mesajları filan..”

Sonunda sözler bitmişti..

Dalgın dalgın baktım yüzüne bir süre..ikimizde patlamak üzere olan balonlar gibi gerilmiştik son raddesine kadar..ağzımdan zayıf bir ses çıktı,

“sana vurduğum için özür dilerim” dedim bildiğin miyavlayarak..

“önemli değil..seni dinlemediğim için özür dilerim..” dedi ağlak bir sesle..ama yüzüne yavaş yavaş umutlu bir gülümseme yayılmaya başlamıştı..

“nilay..?”

“hı..?”

…ve sonra tüm teslimiyetimle sarıldım boynuna..sarmaş dolaş olduk bir saniye içinde..ağlamakla gülmek arası bir yerlerde..özlemle, hasretle, pişmanlıkla, sevgiyle, ve biraz sertçe sıkıyorduk birbirimizi kollarımız arasında..hıçkırıklar birbirine karıştı..ellerimiz kollarımız, saçlarımız birbirine dolaştı..

O hepten kendini koyverip, bir güler, bir hıçkırırken..ben de başımı omzuna gömmüş, titremelerimi bastırmaya çalışıyordum…

Bitti denilen, nefrete dönüşen o arkadaşlık,böyle bir akşamda küllerinden canlandı yeniden..birbirimizi teselliye, sevmeye, okşamaya doyamadık..canım kankam benim..kardeşim..nilay..

http://fizy.com/#s/2b7jc8 

Dakikalar sonra biraz durulmuş, başlarımız birbirimizin omuzlarında yarı sarılı vaziyette dururken,

“hayırlı olsun bu arada” dedim gülümsemeye çalışarak..

Büyük bir fırtınanın ardından sakinleşen deniz ve açan gökyüzü gibiydik…martıların,albatrosların seslerini bile duyabiliyordum kulaklarımda..

“sağ ol” dedi iç çekerek..gülümsedi..”kızmıyorsun değil mi bana o yüzden de?”

“hayır” dedim..”ama merak ediyorum..neden ve nasıl oldu..gerçekten istiyor musun bunu?”

“neden oldu, çünkü Necati beni seviyor…senin buseyi sevdiğin gibi..ebrunun seni sevdiği gibi” dedi kız..”seni seveni bırakmayacaksın tsigalko…insan hayatında kaç kere gerçekten ama gerçekten sevilir ki?..bütün düzeni yalan dolan ve menfaatler üzerine kurulu bu dünyada kimin sevgisinden gerçekten emin olabilirsin ki?..ben necoyla çok konuştum bu konuları…kendimle de çok konuştum…hesaplaştım..aslında ben de çoktan razıydım..ama senin dediğin bu grup meseleleri çok gerdi beni…ben de istedim yani necatiyi…bir kere saygı duydum her şeyden önce..saygı olmadan hiçbir şey olmaz zaten…sonra..hayran oldum…en sonunda da aşık oldum…öyle, kendi kendime..çocuğun yaşadıklarına ve benim aslında bu kadar sevgiyi hak etmeyen biri olmadığıma da bakınca…helal olsun dedim ya…meğer hep aradığım, hatta sana da dert yandığım şey..gözümün önündeymiş yıllardır..görememişim…”

“anlıyorum..” dedim…”iyi ama..sen kendini teselli ediyor olma neco ile?..zorlama bir şeye başlamış olma?..çünkü eğer öyleyse, sonunda seni kaybettiği zaman, seni hiç kazanmamış olsa alacağı hasardan daha fazla hasar alır Necati..”

“yoo…yoo..yok öyle bir şey” dedi nilay samimiyetle…”ben, o kadar karmaşık düşünebilen bir insan değilim tsigalko…dizi karakteri değilim ben..necati beni seviyor…ben de onu seviyorum…uğruna pişman olacağım hiç kimse yok…inadına yaptığım hiçbir şey yok…hiçbir menfaatim yok sevildiğimi bilmekten başka…düşünsene..üç sene ya..insan hayatının en güzel yıllarından üç sene..bunu benim için feda ediyor…hiçbir karşılık beklemeden önce…keşke…bak, pişmanlık diyorsan illa ki de, söyleyeyim sana pişmanlığımı, keşke, beni en başta tolgayla filan değil de Necati ile tanıştırsaymışsın…ya da o, biraz daha cesur olabilseymiş..en başta…”

Vay be..nilay böyle konuşabildiğine göre..demek ki gerçekten hissediyor kız söylediği duyguları..o da boş değil necatiye karşı..

Helal olsun be…

“tolgayla konuşmuşsunuz” dedim..

“evet…herkes anlaştı..her şey konuşuldu…arada duvarlar kalmadı artık tsigalko…herkes, herkes mutlu olsun istiyor…bir tek çözülmemiş sorun, sen ve ben vardık işte…artık o da muradına erdi işte…erdik demi? (:”
Yeniden sarıldım boynuna gülümseyerek..”erdik.. erdik…off….neler yaşadık böyle göz açıp kapatıncaya dek….nasıl bu kadar boka dönebildi hayatımız…”

“kader işte.. demek ki birbirimizin kıymetini anlayabilmemiz için, bizi sevenleri fark edebilmek için, mutlu olabilmek için ödenmesi gereken bedeller bunlarmış…ne olursa olsun.. bugün, işte bir aradayız?..demi yani?..yıkılmadık tsigalko?..kopmadık, dağılmadık…çünkü konuşabildik…konuşalım…bundan sonra hep konuşalım…ne geldiyse insanın başına hep iletişimsizlikten ya da yanlış iletişimden geldi….konuşalım…bir daha hiç darılmayalım…”

Konuşalım nilay..

insanlar konuşa konuşa anlaşır..

Konuşun…

Kalmasın arada sözü edilmedik hiçbir şey..

“Keşkeler” kalmasın…”belkiler” olmasın…”neyse” ler kaplamasın hayatınızı..

Konuşun…

http://fizy.com/#s/130n62 

Gece..o Pazar gecesi..

Efsaneviydi..

En son, yaklaşık 2 ay önce toplanabilmiştik böyle..

Bu kez gitarlar, klarnetler yok belki…ama dostlar var…sıcacık bir ortam var…

En güzeli de, herkes sevgilileriyle…beril gelmiş..nurettin ile omuz omuzalar…Cansu, Dilara, nilay…

Ne güzel…bütün dostlarım mutlular…

Dilerim bu çiftler, bu birliktelikler hiç ama hiç bozulmaz…düğünlerine gideriz birbirimizin…aşklarımız da dostluklarımız da daimi olur..

Ben?..ha ben yalnızım canım…

Sonunda hak ettiğini aldı herkes…

Kalbi temiz olanlar kazandı…kötülük kaybetti..

Onlar bir arada..

Ve mutlu şimdi..

Ben..

Ben yalnızım…

Ama tuhaf ki, ben de mutluyum?..

Sanırım sevgilimi buldum…gerçek sevgilimi..tabi…”yalnızlık”, 

benim eski ve gerçek sevgilim…

konu da dönüp dolaşıp oralara geldi..önce gır gır geçtiler bu halimle..sonra da teselli ettiler…hep gülümsedim..ittirip kaktırdılar beni sevgiyle..saçlarımı karıştırdılar, omzumu sıvazladılar..

bir maskot olmadığımız kalmıştı iyi mi? (:

nilay söyledi gecenin zihnime kazınan vurucu cümlelerini..

“bence herkes sevdiğini bulmuş…burada 1 yıldan yeni ilişki yok nereden bakarsanız…biz necoyla yeni olabiliriz ama öyle yada böyle mazimiz var..”

Herkes gülümseyerek onayladı,

“işte bir de tsigalkomuz yalnız olmayaydı :p”

Gülüştük..

“aslında ben biliyorum onun yanında olması gereken kişiyi..bu..grup mu diyelim..çember mi diyelim..ona girmeyi hak eden kişiyi….ama neyse hadi.. (:”

Gözlerini gözlerime sabitleyip gülümsedi…

Diğerleri de “vay be” der gibi fısıldaşıp gülüştüler birbirleriyle..

Kimi kastettiğini hemen anlamıştım..ah nilay ah…yapma bunu…zaten karma karışığım..bir de sen bulandırma aklımı..biliyorum, iyiliğimi istiyorsun…zaten hep iyiliğimi istedin…Allah razı olsun senden..keşke ben de seni hak edebilen bir dost olabilseydim..ama inan verdiğim zararlar sana özel değil..kim yaklaştıysa nasiplendi benden..

Şimdi de günahına (ve malum yerlerine) girdiğim bir ceren belası var başımda..neslihan var…

Sahi..ne oldu öyle bana..?

http://fizy.com/#s/1aj71m 

Herkesin gecesi bitse de, benimki bitmemişti…

Saat gecenin bilmem kaçı…

Yine seyrediyorum…ama bu kez tavanı değil..karşı duvarı…yatağın içinde, oturur pozisyonda kendimle hesaplaşıyorum…

Epeydir ıskaladığım bir şey bu…

Son yaşadıklarıma bakıyorum..iyisiyle kötüsüyle…geride bıraktığım ve hayatımın her döneminde kara bir leke olarak hatırlayacağım o iki haftaya..

Allahım…ben ne yapmışım?! Neler yapmışım böyle?..

Ne oldu bana…neye dönüştüm böyle?... 

Gece lambamı yakıp, günlüğümü alıyorum elime…kala kalak 20-30 yaprağı kalmış, içine hatıraları aldıkça sanki şişip, ilk alındığı zamankinin iki misli kalınlığa ulaşan, mukavva kapaklı, cilt kenarlı o ağır selüloz kitlesini…

Bir de utanmadan yazmışım…övüne övüne….tehditlerimi..kavgalarımı..gamsızlığımı..aymazlığımı…günahlarımı..ballandıra ballandıra anlatmışım…

Yazıklar olsun bana..yuh olsun bana be…

Ben..neler yapmışım?... 

Sertçe çarptım birbirine sayfaları…kapatıp koydum hatıraları çekmecenin içine..lambamı kapattım..karanlığın içinde yeniden tek başıma kaldım…

Kaldığımı sandım diyelim ya da..

“pişman gibisin..” dedi imalı ama alaysız bir ses…

Melek misafirim olmuştu yine..yatağımın bir ucuna oturmuş, sevecen gözlerle beni süzüyordu..

http://fizy.com/#s/1agm0c 

“zor..evet…dayanamıyorum böyle yaşamaya…”

“hayret..aslında epey istekli görünmüştün başlarda…sadece iki hafta mı dayanabileceksin yani?..epey zayıf çıktın sen (:”

“ben…bu ben değilim ki ama?..insan olmadığı bir şeye, ait olmadığı bir hayata neden, ne kadar katlanabilir? Hele ki bir de bunu değiştirme imkanı varsa elinde..bence geç bile kaldım..”

“gezintimizi bitirmek mi istiyorsun yani?”

“evet..geçmişe dönüp baktığım zaman bir gün, daha fazla utançla karşılaşmak istemiyorum çünkü..

“anlıyorum tsigalko” dedi anlayışlı bir şekilde..”neler yapabileceğini, ne kadar derine batabileceğini görmüş oldun böylece değil mi?”

“pek derine inmemişimdir her halde?”

“eh tabi…tecavüzcülerle, katillerle, soyguncularla, işkencecilerle ve diğer bilumum suçlularla kıyaslarsak epey iyi yerde bıraktın..(:”

“ben de o saydıkların gibiyim ama..ruhlara tecavüz edip, duyguları öldürdüm yıllarca..işkence ettim insanlara manevi anlamda…ve işkence de gördüm tabi çokça…önemli kısmı kendi elimden olmak üzere..”

“bütün bunlar geride kalacak…ait olduğun karaktere ve yaşaman gereken, sana uygun bir hayata yönlenmen için en büyük itki bu olacak sana…yanlış olanı tercih edersen, yaşayacağın şeylerin küçük bir girişiydi, fragmanıydı belki de yaşadıkların…daha bunlar hiçbir şey inan bana…zamanla insanların neye dönüştüklerini ve sonunda ne denli pişman olduklarını bilmek istemezsin…neyse ki sen erken vazgeçtin..kolay iyileşeceksin…”

“peki…ben..şimdi ne yapacağım?..bu güne kadar hayatımı hep entrikalar ve kötülük düşünceleri üzerinden yaşadım…normal olarak nasıl davranılır unuttum resmen…nasıl iyi bir insan gibi davranacağım?..kadınlara, erkeklere nasıl yaklaşacağım…hem..benim daha alınması gereken intikamlarım var…Burçin..sonra ozan sorunu var…ceren kesin dert olur başıma..neslihan var…ne yapıcam ben, nasıl düzlüğe çıkıcam?..”

“Burçin dışında saydıkların, kendiliğinden çözülecek olan ve seni rayına oturtmayı daha da pekiştirecek olan olaylar…Burçin meselesini ise, eğer hala, gördüklerine ve yaşadıklarına rağmen intikam arzusu duyuyorsan..kendine has yöntemlerle çözmek zorundasın…ama unutma, olumlu ya da olumsuz..bütün davranışlarının sonuçları olacaktır…sana tavsiyem, bir an önce doğru olan şeyleri yapmaya başlayıp, ona göre de güzel sonuçlar alarak hayatını düzene sokman..artık kavga etmeden yaşamayı öğrenmen lazım tsigalko..”

“en azından yüzleşmek istiyorum onunla…yaptıklarını yüzüne vurmak…pişman olsun istiyorum..”

“onda öyle duygular yaratabileceğini hiç sanmıyorum tsigalko…bazılarımız kötü olmak için doğar..burçin onlardan biri..ve mevcut kötülüğü, ancak ona daha büyük bir kötülük yaparak sindirebilir, yok edebilirsin…sen bunu yapabilir misin?..daha hissetmeden sevişmeyi bile beceremiyorsun..o sırada yaşadığın ruhsuzluk bile koyuyor sana (: ..bırak burçinden intikamını başkaları alsın..hayatını insanları mutsuz etmek için yaşayan hasta ruhlu insanlar, her zaman çarpacak daha sert bir kaya bulurlar..başka bir deyişle..dinsizin hakkında imansız gelir..(: ….izin ver gitsin..sen kendine ve kendi hayatına odaklan artık..”

son iki partımız olsun panpalar

http://fizy.com/#s/1ahmf8 

Melek haklıydı..

Ne kadar istesem de onlar gibi olamıyordum…benden çok daha tecrübesiz, toy ve yaşça da küçük olan Burçin bile alt etmişti beni…demek ki karanlık, yaşta değil, baştaydı..beynin içinde…ve ben, onunla başa çıkamazdım…onu yok etsem bile, kendim de ölümcül hasarlar almadan kurtulamazdım…

En iyisi gitmesine izin vermekti sanırım..hayatının sonuna kadar benimle uğraşacak değildi ya? illa ki kendine yeni kurbanlar bulacaktı..ve o kurbanlardan biri de, onun avcısı olacaktı nihayetinde..

“haklısın” dedim kederle…

Gülümsedi melek..yaklaştı..elini omzuma koydu..yüzünü kara çıkarmadığım için benimle gurur duyuyor olmalıydı..

“peki..şimdi yapacaklarım..bana bir yol haritası verecek misin? Nereden başlayacağımı gösterecek misin? Yoksa onu da mı kendim keşfetmek zorundayım?..”

Güldü,

“karaya çıkmış balık gibisin değil mi? (: ..kolay olacağını söylemedim zaten..ama sen bunun için programlanmışsın..dna da, kodunda bu var (: ..yapman gerekenleri er ya da geç bulacaksın..yine de ufak bir ipucu istersen, dostun nilayın söylediklerine kulak kabartmanı tavsiye edebilirim..ne demişti, hatırlıyor musun?”

Kelimeler karanlığın içinde parıldadı..

“seni seveni sev…..burada olmayı hak edenin kim olduğunu biliyorum….”

Yutkundum…derin bir nefes aldım..yandı ciğerlerim…

Meleğin yüzüne baktım..karanlıkta ışıl ışıl parıldayan mavi gözleri babamınkilerden biraz daha açık renk, müşfik yüzü onu hatırlatır biçimde keyifli..

“seni seveni sev ha..öyle mi?..”

“mutluluğun kestirme yollarından biridir evet (:” dedi..

“ya beceremezsem…”

“o zaman ona izin ver..o ikinizin adına da başarır…”

“ama ben de başarmak istiyorum…hem..zaten…artık nasıl yaparım bilemiyorum…geri dönüşü olur mu bu saatten sonra…yoksa….eğer yine kaybedersem, bu kez hepten mahvolurum…”

“benimle tehlikeli gezilere çıkacak kadar cesaretin var, ama birinin sana olan sevgisini sınamaya cesaretin yok öyle mi? (: kendinle çelişmeyi bırak tsigalko..(:”

“yeniden berbat etmekten korkuyorum ben ama..”

“düşe kalka yürümeyi de öğreneceksin..”

“kendim için değil, karşımdakiler için kaygılanıyorum..”

“artık eskisi gibi tehlikeli değilsin…eğer karamsarlığından kurtarmazsan kendini, sadece kendine olur zararın…çiçeğin dikenlerini budadık tsigalko…koklanmasına, dokunulmasına izin ver artık…seni incitmeyecekler…”

http://fizy.com/#s/1ai12p 

Düşünceler okyanusunun orta yerinde..küçücük bir kayığa hapsolmuştum melek son sözlerini söyleyip gidince..

Neyse ki dev dalgalar yoktu bu hiçlikte..

“seni seveni sev…”

Kalbim hızlı çarpmaya başlamıştı bir anda…

“izin ver dokunsunlar tsigalko…hayatına, seni hak eden birilerinin girmesine izin ver..onları hayatına katmak için çaba göster…karşıla, misafir et…memnun et onları..sev onları…”

Nefesim yetersiz gelmeye başlamıştı ciğerlerime…derin derin aldım..

Yeniden, bir anda alev almıştı vücudum…

Bütün yaşananlar…ve bütün işaretler…her şey, her kes bana bir şey anlatmaya, birini anlatmaya mı çalışıyordu ne?... 

Yo…hayır…aynı yanlışı iki kere yapamazsın birine…

“bu sefer yanlış yapmayacaksın..”

Ama ya yaparsam..ya yine hak edemezsem onu?..

“dikenlerini budadık tsigalko..”

Kendim için değil….karşımdaki için kaygılanıyorum işte..

“kendine de, karşındakine de güven..”

Ama ya çok geç kaldıysam..bu saatten sonra tamiri mümkün olmaz ise..

“çaba göster..hayatında aşk için ne kadar çaba gösterdin ki sen?..senin için gösterilen çabanın on da birini bile sarf ettin mi?”

Göstereceğim…çaba göstereceğim….

Beni seveni seveceğim o halde…kader yanımda olsun..bana tesadüfler sunsun..taş koymasın artık yoluma, köstek değil, destek olsun…

“tünelin ucu aydınlık…dostların arkanda tsigalko..”

Güveniyorum o halde onlara..ve nihai son için, son kez teslim ediyorum kendimi ellerine…karar versinler geleceğime..

“gelecek..güzel gelecek…yorulmak yok..geri adım atmak yok…bunu borçlusun…sevgi, eylem gerektirir tsigalko…harekete geç…”

Yorulmak yok…karamsarlığa kapılmak yok…yarın..yarın büyük gün o halde..

“bir zamanlar insanları üzmek için gösterdiğin kararlılığın yarısını göstermen yetecektir..o zorlu yolun sonunda, dostane yüzler karşılayacak seni, geri çevirme uzattıkları elleri..”

Geri çevirmeyeceğim..mücadele edeceğim..

Mutluluğa giden kestirme yol…kısa, ama tehlikeli..

Hayatımda ilk kez, bir sabah uyandığım ne yapacağımdan bu kadar eminim..bu kadar güdümlenmiş hissediyorum kendimi..bu kadar motiveyim..

Beni seveni seveceğim..

şayet, hala varsa içinde aşk..

Ufak bir köz bile yeter bana, dünyayı yakacak bir ateş yapmak için sevgiyi..

1. yılımızı böylelikle doldurmuş olduk.. bunun yarısı kadar bile süreceğini tahmin etmemiştim, başıma iş aldım resmen (:

başlık altında emeği geçen, muhabbete iştirak eden panpalarım, hepinize sevgilerimi sunuyorum, yorumlarınızı eksik etmeyin, hepinize iyi geceler.

özel mesajlara yarın gecemi ayıracağım, hafta sonu da yılı sonlandırırız muhtemelen.. sonra bir süre ara vereceğiz malumunuz son sene öncesinde..

tekrar görüşmek üzere (:

iyi geceler panpalar,

özel mesajlarınızı yanıtladım, buradan da sorusu olanlar varsa (geçmişte kalanlarla ilgili tabi, gelecek hakkında olanlar spoiler olur malum) yanıtlayabilirim. bu gece yazmayacağım, bir saat kadar daha buralardayım, muhabbet edebiliriz, dediğim gibi, aklınıza takılan şeyler varsa sorabilirsiniz

hikayenin devamını ve 3. yılın sonunu hafta sonu görürüz diye umuyorum hayırlısıyla

@doktor fre, hepimiz allahın bir kuluyuz be panpam (: hiç kimse ulaşılmaz değildir, en azından ulaşmayı deneyebilirsin, ha o olur ya da bir başkası olur, bilemiyorum artık kısmette ne varsa,
ama denemek lazım, mücadele etmek lazım, armut piş, ağzıma düş olmaz.. erkekliğin şanındandır, hamle yapması gereken, özveride bulunması gereken bizleriz..

en azından başlarda diyelim x)

@anatolitodorov, evet panpa hikayeden pek çok insanla hala görüşüyoruz, tolgayla olayımız apayrı zaten, evlerimizin arası 100-150 metre (:

@wtfgo pic evet panpam, sırada bir yandan da onlar var zaten yarın gece gireriz diye düşünüyorum sonrasında olanlara da

herkese iyi geceler, 

bu gece 01.00 e doğru geleceğim panpalar, alıştığımız kadar fazla yazamayabilirim bu kez, ama yine de elimden geleni yapacağım

tekrar selamlar, ufaktan başlayalım (:

http://fizy.com/#s/20jsuy 

Pazartesi günü…

Dün gece yine uyuyamadım,

Ama bu kez sıkıntıdan değil, heyecandan..sanki yeniden başladı benim için okul hayatı..sanki hayat yeniden başladı..

Yalnız önümdeki pek çok mülakatın da varlığı inkar edilemez..beni, bana rağmen sevmiş olan ve benim sevgimi hak ettiğine inandığım tek gerçek kadından önce, bazı meseleleri çözmem gerekiyor..mutlak surette konuşarak…

Geceki uykusuzluğa rağmen müthiş bir enerjiyle gittim okula, diyorum ya, içimde sanki o ilk günlerin heyecanı var..keşke zamanı geri döndürebilsem, alabilsem geriye..ne kadar masum sevgiler, ne sıcak ortamlar, ne güzel dokunuşlar vardı…benim, o sıralarda içinde boğulduğum acılardan dolayı farkına varamadığım, kıymetini bilemediğim sevgiler…

Ancak yoktu sınıfta..hayret..aslında erken gelirdi..sınıfa girdiğimde, orada bir yerlerde, cam kenarı sıraların önlerine, ya da ortalarına doğru otururdu..asalet okunurdu duruşundan..o, bir zamanlar minik bir güvercin yavrusu olan kırılgan kız, şimdi kartal olmuştu..ne büyük değişim..ne sağlam bir karakter..sarsılmaz bir özgüven..

Hayran olmamak elde değildi..delikanlı kız tanımı, tam da onun ve onun gibiler içindi..

Ama gelmedi işte..hayal kırıklığı…inadına yapar gibi, sanki bilerek yapar gibi gelmedi…

Hoca, sınıfa adımını attıktan 10-15 dakika sonrasına kadar bile umudum vardı açıkçası..bir aksilik olmuştu, geç kalmıştı..birazdan 
kapıyı tıklatıp, özür dileyecek ve o kendine has vurgulu adımlarıyla boş yerlerden birine doğru salına salına ilerleyecekti..

Ama gelmedi..

…ben onu beklerken, blok ders arasında ceren geldi yalnız oturduğum sıraya, konuşmak istediğini söyledi,

“olur tabi?” dedim gülümseyerek, “gel otur”

“öğle arası olsa olur mu? işin yoksa tabi” dedi bozuk bir şekilde..seviştiğimiz gecenin ardından gelen ilgisiz günlerin yüzünden böyle yapıyor olmalı..muhtemelen konuşma dediği şey de, bir çeşit hesap sorma olacak bana..

Pff…kızmıyorum hayır…kız haklı..ne yaptığımı bilmediğim o agresif günlerde, onu da araya kaynatmıştım istemeden. Bir şekilde gönlünü almalıyım..en azından arıza çıkarmasını engellemem şart..keşke sınıfımda olmasaydı..o zaman bu kadar tedirgin olmazdım..ama devamlı aynı ortamı paylaştığın insan olunca..sorun işte..

Öğlen olunca, bu sefer ben gittim sırasına, dedim gel beraber yemek yiyelim, hem konuşuruz..nasılsa beklediğim de insan da okulda olmadığı için rahatım, bu işi bugün, o yokken halletmeliyim..

Sınıftan çıkarken nilayla neco geldiler,

“kantine geliyor musun abi?”

“he? Yok cerenle yiycez” dedim renk vermeden..nilayın bana “hala onunla mı takılıyorsun?” minvalinde bir bakışı oldu, neyse ki ceren bunu fark etmedi..

Selamlaşıp ayrı kantinlere doğru yola koyulduk..

http://fizy.com/#s/3xvkju 

Oturduk cerenle..

ilk birkaç dakika sessiz geçti..ilk adımı benden bekliyor, ben konuşmayınca o da bir şey diyemedi..sonunda,

“ee hem konuşalım diyorsun, hem de yine konuşmayan sensin (:” dedim sakin bir gülümsemeyle,
Anlamlı anlamlı baktı yüzüme..ben de aşırı derece müşfikim o gün, hani öyle iyi bir insan evladıyım ki, alır seversin kedi yavrusu niyetine..

“arayıp sormadım diye mi bozuldun?” dedim tatlı bir ses tonuyla..

“hep yaptığın şey zaten” dedi omuz silkip..

“özür dilerim” dedim kelime oyunu yapmaksızın, içten bir özürdü bu..

Kız şaşırdı ben böyle davranınca, hoşuna gittiğini hissettim..güldü,

“düzünden kalkmışsın bu sabah belli (:”

Güldüm,

“eh, seni dinliyorum, anlat ceren, söylemediğin bir şey kalmasın (:”

Gözlerini masaya eğdi..düşündü bir süre..bak bu kız da garip bir kız mesela..şu maceralarımdan mütevelli, kaç tane farklı tipte kız tanıdım, tanıdınız,

Gösterip vermeyeni var, 

Sevişip, sevişme hakkında konuşamayanı var,

Sevişmeyip, iki lafından biri seks üzerine olanı var,
Yollusu var, yolsuzu var, kaşarı var, ezinesi var..var oğlu var..beş parmağın beşi bir değilken, kadınların nasıl aynı olmasını bekleyebilirdik ki?..

işte ceren de bir acayip yani, çatır çatır sikiştiği gecenin sabahına bile bu konuların muhabbetini yapmak istememişti,

“biz senle doğru dürüst bir ilişki yaşayamaz mıyız? Onu merak ediyorum..ikidir, hep çok yakınlaşıyoruz..hatta son seferkinde gelinebilecek en yakın seviyeye geldik yani (: ama…sonra bıçak gibi kesiyorsun sen…öyle olunca..ben de kendimi çok kötü hissediyorum…kullanılmış hissediyorum..”

Yani..doğru hissediyorsun aslına bakarsan (:

Ama ilkinde ben senden daha bile toydum, beni eve resmen sen attın,

ikincisindeyse ben ne yaptığımın farkında değildim..o yüzden bu yakınlaşmaları, standart yakınlaştırmalar gibi değerlendirmek yanlış olur, ikisi de ekstrem durumlar..

http://fizy.com/#s/3wktyd 

“bu sana özel bir durum değil ki ama ceren” dedim yine aynı anlayışlı, tatlı tonla, sanki hastasıyla konuşan bir terapist gibiyim..

“ben bu güne kadar hiç kimseyle doğru dürüst bir ilişki yaşamadım ki? Hepsini bok ettim..hep hüsran..ya ben terk etmek zorunda hissettim kendimi, ya da terk edildim..”

Kendimi acındırmaya başlamıştım şimdi de..

“peki hiç biriyle bu kadar yakınlaşabildin mi?” diye sordu bu kez de, hala kendini özel hissetmeye çalışıyordu yavrum benim..kıyamam sana be..(:

“daha fazlasını yaptığım oldu” dedim, inanmaz gibi gözlerini büyüttü,

“ne yani, o sarışın kızla, ebruyla filan da mı?... ” dedi..

“hayır..hayır..sadece bu çevreden sınırlı değil ki benim takıldığım insanlar..başkaları da oldu..sen tanımazsın..”

Bir şey demeden bakmaya devam etti önüne..

“anlayacağın, lanet herifin tekiyim yani” dedim gülerek..

“sen, beraber takılalım, sevgili gibi olalım, sevgili olalım istiyorsun belki, ama inan böylesi daha iyi, hatta sana tavsiyem, kaç kurtar benden kendini..lanetli gibiyim resmen…mutsuzluktan başka bir şey veremiyorum ilişkilerimde..cidden..ben o diğer adamların yaptığını yapamıyorum..elinden tutup dolaşamam seninle, oturup derdini dinleyemem, güzel sözler söyleyemem, romantik anlar yaşatamam..”

Bu “zor adam” tripleri de yeni modam olmuştu bu aralar, hatunları kendimden usandırmak için, tereddütsüzce söylüyordum kötü özelliklerimi, bütün defolarımı gözler önüne seriyordum..

Ama işin acayibi ne biliyor musunuz, beni bırakıp kaçacaklarına, daha da beter üzerime geliyorlardı..

Yani kız tavlamaya çalışan arkadaşlar, bu tripler o konuda işe cidden yarıyor..ters etki yapıyor resmen..

“belki zamanla olur?” dedi o da Neslihan gibi..

Düşündükçe hala bile içim gıcırdıyor..karıncalanıyor..

Dışarıdan bakınca havalarından yanlarına varılmayan hatunların, bir kere savunmasını aşıp içine girdiğiniz zaman (mecazi anlamda içine girmek yani (x ) bu kez de onlar peşinizde pervane oluyorlar..size verdikleri değerli sevgilerini, zamanlarını ve bacak aralarını, bir hiç uğruna feda etmiş olmamak için, bir bakıyorsunuz, sizden çok mücadele ediyorlar..

Resmen yalvarıyor kız bana sevgili gibi olalım, yan yana kalalım diye..

Yazık lan..

Bununla övündüğümü filan sanıyorsanız çok yanlış yerdesiniz demektir..sanırım bir kez daha size bunun bir “başarı hikayesi” olmadığını hatırlatmam gerek..tam tersine, bir loserin hikayesini okuyorsunuz aslında..aşklarında, ilişkilerinde bir türlü dikiş tutturamayan, sanki götünde kurt var misali bir türlü kaşınmadan rahat duramayan, kendi içinde de sorunlu bir adamın hikayesi bu..

Başarıdan kasıt seks yapabilmek ise, o başarının parasal değeri 50 tl ile 150 dolar arasında değişiyor be beyler..mesele o değil yani..cidden..

Ben istemez miydim, yıllar yılı el ele, omuz omuza dolaşabileceğim, sıcaklığında ısınıp, şefkat denizlerinde boğulabileceğim, beni gerçekten seven, benim de gerçekten sevdiğim birini? Uzun, mantıklı, aynı zamanda da aşk dolu bir ilişkim olmasını?
ister miydim, eğer onun olacağını bilsem, böyle şempanzeler gibi daldan dala sıçramayı?..

Artık istiyorum işte öyle bir ilişki…evet…geç kalınmış olsa da, belki üzerinden çok zaman geçmiş olsa da..bunu bana verebilecek olan tek kadının peşindeyim artık..ha, o da yüz çevirirse (ki hakkıdır yani) işte o zaman bedbahtlığın kitabını yazarım…o zaman bittiğim an olur tamamen…o gün, gerçekten kaybederim, muhtemelen sonsuza kadar da kalkmaz bir daha lanetim…

http://fizy.com/#s/1ai0gg 

“ceren” dedim, “bunu istediğine emin misin?..bak cidden..sadece daha fazla mutsuz olmaktan başka kârın olmaz..burada bırakıp, bu güne kadar yaşadıklarımızı kâr saysak olmaz mı? iki güzel gecemiz oldu..güzel değil miydi sence? Mutlu hissetmedin mi? hoşuna gitmedi mi o saatler? Üzdüm mü seni? Tek bir kötü söz söyledim mi? canını yaktım mı? istemediğin, rızan olmayan bir şey yaptım mı?..”

Ben bu mevzulardan konuşunca ceren gene kıpkırmızı oldu..

Uzanıp ısınmış yanağını okşadım elimle,

“ceren..bak ben pişman değilim hiçbir şey için..sen de olma..ama benden daha fazlasını isteme..bekleme..çünkü diyorum ya, sana özel bir şey değil bu..ben kimseye bundan fazlasını veremiyorum…ya vermeyi beceremiyorum hiç, ya da tam oldu gibi derken bu sefer de onlar istemiyorlar..”

Bir süre sessiz kaldıktan sonra konuştu gene kız,

“nasıl bakıcam yüzüne bundan sonra..yan yana bile gelemem senle artık..”

“neden?”

“ya…onca şeyden sonra..”

“ya ceren ne yaptık Allah aşkına, kötülük mü ettik birbirimize?..yani kavga etmek ayıp değil, tekme tokat, ana avrat gidenler birbiriyle gün geliyor barışıyor da, biz birbirimizle paylaştığımız şeylerden sonra mı yan yana gelemiycez?”

“o senin bakış açın ama..kızlar için öyle değil..o kadar kolay değil…”

“saçmalıyorsun ya…bak hiçbir zaman can ciğer kanka değildik zaten seninle..ama öyle yüzüne filan bakmamama olayları abartı…yüzüme bak ceren..”

Elimi götürdüm gene çenesine, kaldırdım yüzüme sabitledim gözlerini..

“yüzüme bak…bak, kötü biri değilim ben tamam mı?..sana da bir kötülük yapmadım..düşman olma bana..ya da rahatsız olma benden..anladın mı?..tamam sizin bakış açılarınıza göre kolaydır, zordur bilemem…ben de çok süper sevinçli değilim yani açıkçası olanlar adına..ama kötü hissetmiyorum en azından..hatta teşekkür ederim, benimle paylaştığın saatler için..bunu aşmamız lazım…yapamaz mıyız?..”

Elma şekerine dönen ceren yine gözlerini masaya çevirdi..”çok rezil hissediyorum” dedi sadece..

Off..nuh diyor peygamber demiyor…illa arıza yapıcam diyorsun yani..o kadar da iyi davranıyorum bak konuşmanın başından beri, illa dellenip masayı sandalyeyi mi devireyim?..

http://fizy.com/#s/3wl6i0 

“kime rezil oldun?” dedim…”bana mı?..”

“kendime….” Dedi..

“sen bu kadar şeyle kendine rezil olduysan, benim utançtan ölmem lazım o zaman” dedim gülerek..

Bana “ o senin pişkinliğin” der gibi bir bakış attı..
“gel dışarıda dolaşalım biraz da istersen?” dedim, çıkıp biraz hava alalım hem, ikimiz de harladık içerde..

Moralsiz bir şekilde kalktı masadan, elimi omzuna sarıp sıvazladım..hem sikiyorum sonra bir de utanmadan teselli ediyorum..allahtan bakire değildi..yoksa var yaa, öyle bir sarardı ki başıma, sormayın gitsin..yok sana en değerli şeyimi verdim de, yok sana güvendim de….beyin zarımı sikerdi artık dırdırıyla…hatta daha da ileri giderdi kesin..üstüme kalmaya, yamanmaya kalkardı..amk ne kadar acı bir şey lan aslında..

Ama işte ülkemiz kızlarını da buna sürükleyen şey, toplum ve aile baskısı…yoksa ben cidden, doğuştan, default olarak bu kadar gurursuz olabildiklerine inanmıyorum yani…bunların zihniyetini hep, o babalarıyla görücü usulü evlendirilen çenesi kopasıca anaları sikiyor, küçük yaştan itibaren beyinlerini yıkıyor..kendisi mutlu olamamış, kızı da olamasın istiyor..kendisi istediği gibi yaşayamadığı cinsel özgürlüğünün acısını, kızının da hayatını sikerterek çıkarıyor..

Analarınızı sikeyim ben sizin analarınızı da size bir şey olmasın…

Biraz yürüdük bahçede..

“iyi miyiz?” dedim yavşak yavşak,

Cevap vermedi..

“ceren?..ya..peki bana şunu söyle, benden ne istiyorsun tam olarak?”

Yine konuşmadı,

“ceren??... ya bak gene konuşmayan sensin, canım konuşalım bunları, ne olur ki?..konuşalım, anlaşalım..ben de böyle kalsın istemiyorum inan bana..seni böyle kırgın görünce çok mu hoşuma gidiyor sanıyorsun? Seni üzmekten çıkarım ne benim?..hadi..lütfen..”

Birkaç saniye sonra derin bir nefes çekti..hıçkırır gibi konuştu..gözleri dolmaya başlamıştı gene..ağlama sikerim belanı bak..

“çok..rezil hissediyorum” dedi yine kesik kesik…”gurur filan kalmadı…”

“yaa saçmalama cereen?” dedim yine omzunu sıkıştırarak..

“ben de senden..farklı değilim ki..senin kadın versiyonun gibiyim..ben de mutlu olamadım kimseyle..ama seni hep yakın hissettim 
kendime..sen umursamaz davrandıkça önce nefret ettim senden, ama sonra yine karşı çıkamadım..ne vardı da yeniden bana bulaştın madem?..o kadar kız vardı da etrafında niye gelip….” 

Cümlesini tamamlayamadı..

“iyi de, kötülük mü ettim yani?” dedim,

Parladı birden, “ne yani? Ne yani ya?! Ne yani!..tamam gece düzüştük çok zevkliydi bravo bize!..bununla mı mutlu olayım? Bu mudur? 

Senin ilişkiden anladığın bu mu?..bu kadar mısın sen?”

Lan sus bak..sıçıcam ağzına yüzüne…hep naif davranmaktan oluyor bunlar tabi..yüzüne gülüyoruz ya sabahtan beri..

http://fizy.com/#s/1ah03h 

“ceren?” dedim yine de sakince..”sakin?”

Omzunu kolumdan kurtarıp hızlı hızlı yürümeye başladı, rezilliğe mahal vermeden, hemen yakaladım gene yetişip,
“ceren?..sen bu musun peki? Bağırıp çağırıp, basıp giden?”

ilk kez kendi isteğiyle kafasını kaldırıp hınçla baktı yüzüme..gözlerinden ateş fışkırıyordu resmen..

Düşman olma sikerim belanı…
“bir saniyeliğine bile ciddi düşünmedin demi benle?..bir saniyeliğine bile…sırf o, aklındaki soruları sorabilmek için yaklaştın zaten..eve de atarsam bonus olur diye düşündüm..”

Jeton paraşütlüymüş sende de be güzelim, günaydın..

“o zaman neden o gece karşılık verdin bana?” dedim ben de ilk kez sesimi biraz olsun yükselterek ve anlayışlı moddan sıyrılarak..”ceren mağdur edebiyatı yapma bana lütfen…istemiyor olsaydın tokadı basar giderdin o gece..demek ki o kadar da kötü bir şey değilmiş yaptığımız..”

“istemiyorum demedim ki ben?” dedi sesi titreyerek..

“e o zaman?” dedim.. “sorun ne…yaşandı..bitti..ikimiz de eğlendik..sen buna o gözle bakamıyor musun yani? O zaman diğer bütün tecrübelerini niye yaşadın? Hepsine böyle duygu sömürüsü yaptın mı?”

Belden aşağı vurmuştum istemeden de olsa…sözler çıkıvermişti ağzımdan..

Bu gene nefret dolu bir bir bakış attıktan sonra hızlanacaktı ki, yakaladım…lan…yolun ortasında tripleşen liseli sevgililer gibiyiz ha…biri görecek tanıdıklardan, sonra ayıkla pirincin taşını..

“bak eğer şimdi, bu şekilde gidersen bir daha sakın bana konuşalım, edelim diye gelme tamam mı? konuşmuyorsun deme..”

“ne fark eder ki sanki..” dedi… “zaten hiç başlamamış olan bir şey bitebilir mi?”..

Sakin söylemişti bu son sözlerini..elleriyle teslim olur gibi jestler yaptı..önce geri geri adımladı yolu,

“nasıl istiyorsan, ne istiyorsan öyle olsun..ama hırpalama artık beni..çocuk avutur gibi teselli etmeye de çalışma..tamam…nasıl istiyorsan öyle yaşa…ben baş edemem senle..” dedi..ve arkasını dönüp gitti..

..ellerim cebimde, yeniden kantine doğru yöneldim…acaba sorunu halledebilmiş miydim?..hani, aramız iyi olsun demiyordum zaten..beklemiyordum da…ama en azından nötr bir biçimde olayı sonlandırmış olmamız iyi olur..

Daha fazla sorun istemiyorum…hele ki şu Burçin olayından sonra…valla mine sine varıncaya kadar gidip hepsinden helallik alasım, 

“bana kötülük yapmayın bokunuzu yiyim” diye yalvarasım var..korkuyorum artık kadınlardan…paranoyak oldum anasını satayım…

Öyle ya da böyle, ceren mülakatı geride kalmış idi..

Şimdi sırada Neslihan var..

Sonra, ozan pezevengini bir yoklayacağım..burçini de öyle keza..

Nihai mücadeleme başlamadan evvel, bu etrafa saçılı eski hesapları çözmem gerek..

istanbulu kuşatmadan evvel, diğer beyliklerle anlaşan Osmanlıyı düşünün…o haldeyim işte…aman arkamdan bir ihanet gelmesin, ama artık birileri köstek olmasın diye, ancak tüm sorunları çözdükten ve tüm helallikleri öyle ya da böyle aldıktan sonra asıl işe girişeceğim…

Yoksa bir brütüs ü daha kaldıramaz bünyem…

... 

Erkekler tuvaletinde bir deney yaptım..

içeriyi ve boş koridoru kontrol ettikten sonra, kapının arkasında duran viledayı aldım elime, ve götüme so…

Ehehe... viledayı aldım elime, kapıyı kapattım, viledayı da kapının altına kaktırdım.. sonra kapıyı açmaya çalışım.. sıkıştı..sertçe çektim.. yine de bir karıştan fazla aralanmadı..

Soktuğum viledayı göt zoruyla kapının altından çıkarıp, sapının deforme kısmı duvara dönük kalacak şekilde koydum tekrar kapının arkasına..

iyi.. deney sonucu başarılı..

...

ne lafı var la (: valla partları yetiştireyim diye yırtıyorum götümü aynen (:

partları düzenleyebilen olursa bana da paslasın amk, kaçtır söylüyorum hiç sikleyen yok, en son kendim düzenleyeceğim bu gidişle..



next--->

 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=