melihkagan

part76

Baktım, aramaların yarısından çoğu annemden (kendisi artık günde 2 posta filan kontrol ediyor beni bayıldım mı, öldüm mü diye)..begümden var, tolgadan var,


Mesajlarda, annem in bir adet, “telefonuna bak” şeklinde son derece emir kipli, sert bir tane var..ki sıçtığınızın resmidir genelde bu mesaj,

Begümün “nabersiniz?” “hişş napıyonuz?” “tsigalkoooooooo” şeklinde mesajları ve tolganın, “lan hıyar annen arıyormuş kaçtır, götüne mi soktun telefonu” gibisinden ayarları da cabası..

Püff... şimdi uğraşamıcam valla sizle…

Gidip yüzümü yıkadım, ardından da tolganın odasına baktım, boş.. çoktan uyanmış, alt katta filandır her halde.. odaya uğrayıp da neslihanla beni görünce neler düşündü artık Allah bilir (:

Ben mutfağa geçerken Neslihan da banyoya girdi..ah o çarşaf izi çıkmış bacaklarını yerim ben senin yerim.. yerim…

Ama şimdilik kahvaltılıklarla idare edeceğim.. bacaklarını bir dahaki sefere…kafan yerindeyken..

Fırsattan istifade annemi aradım hemen, bir sürü azar, zılgıt.. dillililililililililililili…..

“yaa anne amma abartıyorsun haa.. gürültülüydü ortam duymamışım işte ne var canım?”

“insan telefonuna hiç mi bakmaz!!! Hem ne işin var o kadar gürültülü yerleravdf dsfdsfsdfd dır dır dır dır dır dır dır dır dır dır dır dır dır…”

“of anne..oof.. tamam özür dilerim..bir dahakine kıç cebime koymucam tamam.. belime asmalık şey alıcam peki..of..bayıttın beni yaa”

“sus terbiyesiz seni.. niye kısık sesle konuşuyorsun sen?”

Banyo kapısını kontrol ettim, bir şeyi de anlamayıver be annem (:

“uyuyan arkadaşlar var o yüzden.. tamam? sonra gene ararım ben seni akşam üstü bol bol azarlarsın o zaman :p”

“ebru mu var evde?”

“anneaaaaaağğğğğaaa!”

“tamam hadi tamam.. akşam gene konuşuruz..bir daha telefonunu duyma da bak ne yapıyorum ben..”

“iyi hadi öptüm”

Offs..lan ne zor dert anlatmak…

Kız geldi, kahvaltı ettik..
Terasa çıkardım bunu biraz bakındık manzaraya..

“begüm aramış beni, mesaj atmış bir sürü biliyor musun? Seni de aramış mı?” diye sordum safa yatarak..

“aa..bana da keyfiniz nasıl diye mesaj atmıştı bara giderken takside..iyi, geç gelicem demiştim..(: demek sana da atmış..”

“hee..ve işin kötüsü, ben mesajları görmedim, daha yeni fark ediyorum..”

“eyvah (: ..e ben de yurda hiç gitmedim (:”

“yandık o zaman.. hesabını sorar valla (:”

“aynen (: sorsun ya..cevabını veremeyeceğim bir şey yok

Sonrasında da yurda götürmeyi teklif ettim, ama zaten yeterince centilmenlik yaptığımı söyleyip ısrarla reddetti,

“ne o yoksa benden bıktın da, ne kadar az görsem kardır mı diyorsun :p”

“hayır ya aşk olsun..ama bu kadar işkence yeter sana bence (: zaten pişman olmuşsundur çağırdığına çağıracağına :p”

Güldü, o gülerken ben de yüzüne baktım birkaç saniye.. sessiz, tehlikeli bir an oluştu aramızda, lafı yapıştırdım,

“hayır, memnun oldum.. çok hemde..”

Sessiz birkaç saniye daha.. kız gülümser gibi oldu.. gözleri, yüzümü hızlıca taradı şöyle bir..

“ben de” dedi sonra kaş göz oynatıp.. gülümsedim, gülümsedi..

Tek eliyle Ayakkabılarını giyerken destek oldum diğer eline,

“görüşürüz gene.. güzel geceydi…benim sarhoşluğumu saymazsak tabi .. seni tanımak güzeldi..”

“çorbacı sözün var zaten, mümkün değil kaçamazsın :p”

“haha (: eh..söz vermişiz bir kere :p

Ayrılırken nasıl vedalaşacağına karar verememiş gibi gözüktü, elini uzatıp tokalaşmak fazla ve salakça bir resmiyette olacakken, eğer sarılırsa da, o veda gerçekleşmeyip, günün devamına içerde, odamda, yatakta devam edebilirdi ani bir kıvılcımın etkisi ile..
B
en karar vermiştim ama..

Tereddütünü fırsat bilip tek elimle omzundan sarıldım,sol yanağına, gündeki teyzeler öpücüğü ile normal öpücük karışımı bir şey kondurdum.. çekildim sonra..

Yüzünde aptal bir gülümseme oluştu,o da aynı şekilde sarıldı,ama benim yaptığım gibi yapmaya cesaret edemeyip, iki yanağımdan gündeki teyzeler öpücüğü yaparken “görüşürüz” diye fısıldadı tekrar..

Arkasını dönüp merdivenlerden inerken taş gibi vücudunu keyifle izledim bir kez daha..

Görüşeceğimizden emin olabilirsin..

son bir part daha atıp bu gecelik bitirelim panpalar, uzun bir part olabilir

http://fizy.com/#s/1aiqru 

…bu lanet “sensitive boy” karakterini oynamayı seviyorum doğrusu..başlarda biraz yavaş ilerliyor ve karşınızdakine toy gibi görünebiliyorsunuz, ama şayet hedefinizi doğru seçtiyseniz, sonucunda tutkulu bir sevişme garanti oluyor neredeyse…daha önceki örnekler malumunuz..

Ha, bunu yapmasaydım da, yine daha mı az seks yapmış olurdum? Yoo..belki fazla bile yapardım..ama ben bu işin karşılıklı olmasından yanayım..yani duygusal akış ve seks eylemi karşılıklı olsun…yoksa sarhoş, haplı, baygın kızları sikmekte bir maharet yok yani..

Sikmek amacında değilim ben..tekil davranmak hoşuma gitmiyor..

Karşılıklı “sevişmek” varken, bu bencillik niye?... 

..zaten kadınların da böylesi işine geliyor..tabi abuk subuk, tecavüz,ekstra maço erkek, sado-mazo fantezileri olan manyak orospuları tenzih ediyorum…

Kadınlar demişken..

Onlar ve onlarla olan ilişkilerimiz üzerine düşünme fırsatı bulmuştum, özellikle de kılımı kıpırdatamayıp, anne gözetiminde geçirdiğim günler boyunca, epey zamanım vardı doğrusu..

Bu süreçte, sessiz kaldığım anlarda..geceleri uyumadan önce tavanı ve çevresini saran karton piyerleri izlerken, pencereden sızan sokak lambasının ışığının loş aydınlığında, 

Buseyi düşündüm mesela…hatta en çok da onu düşündüm…belki geçen gün yaşadığım duygusal patlamanın fitili de bu düşüncelerdi..kim bilir..

Sonra, diğer ilişkilerimi de düşündüm…iyi kötü, 4-5tane daha uzun denebilecek ilişkim olmuştu buseden önce..hepsini, nostaljik bir film izler gibi oynattım aklımda..yaptığım hataları, bana yapılan yanlışları, bu kez dışarıdan bakan bir gözle izledim..daha kolay oldu tabi fark etmesi..tespit etmesi…

Erkek, ya da kadın olmamız fark etmeksizin, günümüz ilişkilerinde yapılan ve son derece ölümcül bir hatayı fark ettim bu sırada…ilişkilerin sıradanlaşmasına yol açan, değerlerini düşüren ve nihayetinde onları heba eden bir hata..

Çiftleri, zamanla birbirinden soğutan ve onları bir arada tutacak bir neden bırakmayan, dahası, ayrıldıktan sonra, hatırlaması için bile bir neden sunmayan, ağır bir hata..

Paylaşımsızlık..

Sonu acı biten tüm ilişkilerimi gözden geçirdiğimde, hatta lisedekiler de buna dahil; paylaşmadığımı gördüm.

Paylaşmıyoruz…özellikle de yeni nesilde bu durum, çok daha vahim bir şekilde gözlerimizin önünde…sabahtan akşama kadar mesajlaşan, taze ergeninden tut da, 20 küsür yaşında, koca adam diyebileceğimiz insanlara kadar varan geniş bir aralıkta yapıyoruz bu hatayı..

Yüzlerce cümle kuruyoruz sevgilimizle birbirimize karşı, eğer yanımızda, yakınımızdaysa…ya da yüzlerce mesaj atıyoruz..eğer uzaktaysa..

Peki bunların kaç tanesi, onun gerçekte bizi tanımasına yönelik, ya da gerçekte onu tanımamızı sağlayan konuşmalar- mesajlardır dersiniz?

Neredeyse sıfır…

Ciddiyim…neredeyse sıfır bu ortalama..

Sabahtan akşama kadar geyik yapıyor, trip atıyor, boş muhabbet ve laf salatasıyla uğraşıyor, “naber aşkım?” sorularına “iyilik aşkım, senden naber?” şeklinde,kısa, kıraathane tarzı cevaplar veriyor ya da bridget jones gibi, günün başında, sabahki işememizden bir başlayıp, akşam sıçtığımız bokun rengine kadar her türlü ayrıntıyı monoton-içi boş bir şekilde birbirimize anlatıyoruz..

Sonuç olarak, günlerce, haftalarca, belki aylarca sevgili kalan, ama “canım, aşkım, cicim, sevgilim” den başka bir şey konuşmayan, bir araya geldiğinde öpüşüp oynaşmaktan başka bir aktivitede bulunmayan, ve tüm bu zamanın sonunda, aslında birbirini hiç ama hiç tanımayan çiftler meydana getiriyoruz..

Ve o birliktelikler, en ufak bir rüzgarda sallanıp, biraz sert bir tripte de yıkılınca, geride kof bir enkaz bırakıyor..öyle ki, 7-8 ay sevgili kalıp da, ayrıldığının ertesi haftası yeni biriyle birlikte olmaya başlayan organizmalara dönüşüyoruz sonrasında…

Eminim bu tarz örnekler sizin de çevrenizde vardır…sözde uzuuun bir ilişkiden çıkan ve artık uzuuunca bir süre de harap-bitap-yorgun-üzgün olmasını beklediğiniz dostlarınız, tanıdıklarınız, bir bakmışsınız ki oooh, yeni bir aşk, yeni heyecanlar peşinde…

inanın, bunun sebebi, o kızın “kaşar” ya da o erkeğin “piç” olması değil…

Abi, tamam, adam 1 sene aynı kızla takılmış belki evet, eyvallah ama, o bir yılın sonunda, ondan ayrıldığında, belki de kokusu ve öpücüğü hariç hiçbir hatıra kalmamış ki geriye?..yani ona bir şey katmamış ki? Onunla bir şey paylaşmamış ki?..

işte, suç burada, unutandan çok, unutulanda biraz da…”kendini unutturanda”…

Öyle tanıtın ki kendinizi sevdiğinize…öyle şeyler paylaşın ki onunla, “unutulmaz” olun…

Ona verdiğiniz tek şey, bacaklarınızın arası, ya da dudağınızın kenarı olmasın..

Sevdiğiniz şarkıları, şarkıcıları, onun da sevmesini sağlayın…

izlediğiniz filmlerde birbirinizi bulun…okuduğunuz kitaplar sizi anlatsın..

Mesela tutun kolundan, aniden, plansızca, umarsızca, bir pikniğe götürün onu…yeşilin kucağında, baş başa olacağınız, size özel bir gün olsun..hep hatırlanacak olan bir gün…

Maçlara gidin beraber? Tabi?..tezahürat edin, gol olunca sarılın birbirinize..

iyi bir fotoğrafçı ya da fotoğrafçılık meraklısıysanız, ona da öğretin şu meşhur yarı profesyonel “nikon” ların nasıl kullanılacağını (:

Size ait bir kafeniz-bankınız-parkınız-pastaneniz olsun mesela…yalnız, ya da bir başkasıyla bile gittiğinizde, sanki o yanınızdaymış gibi hissedin…o, siz yanındaymış gibi hissetsin..ya da ipten bir salıncak olsun..sırayla birbirinizi salladığınız…

Adınızı kazıdığınız bir ağaç da, klişe olsa bile romantiktir aslında…

Sonra, ona bazı zevkler kazındırsanız fena mı olurdu?..örneğin o da sizin gibi model araba koleksiyonu yapmaya başlayabilirdi…veyahut en basitinden, çeşit çeşit, renk renk toka…

Sigara içiyorsa, bıraktırsanız ya örneğin?…elmalı soda içmiyorsa da başlatsanız…

Sık sık kaleminizi, defterinizi, saç bandınızı t-shirt ünüzü, bilekliğinizi unutun birbirinizde…
ne var canım? Kaşkollarınızdan biri de onda kalsın?..bir sonraki sabah, gelirken, boynuna bu kez o sarsın…

paylaşın…

anı paylaşın..

zevklerinizi, hobilerinizi paylaşın..

sevdiğiniz mekanları paylaşın..

uğraşılarınızı paylaşın…sevinçlerinizi…dertlerinizi…

öyle bir paylaşın ki onunla hayatınızı..ve kendinizi, öyle bir tanıtın ki ona..

gün gelip, ayrılsanız bile..aranıza aşılması mümkün olmayan, tarifsiz engeller set bile çekse..

unutamasın sizi….siz de onu unutmayın..

baktığı her karede..duyduğu her tınıda..dokunduğu her yerde..aldığı her nefeste..

sizi hatırlasın..

herkese şimdiden iyi bayramlar, bir kaç gün giremeyebilirim, malumunuz (:

yorumlarınızı esirgemeyin, görüşmek üzere

herkese selam (: cumhuriyet bayramınız kutlu olsun

bu gece 00.00 gibi buluşalım

tekrardan selamlar,
00.00 demiştim ama biraz erken gelmek nasip oldu, ama pek kalamayacağım panpalar, söz verdim diye geldim, başlayalım artık ne kadar yazabilirsem (:

... fazla bile ertelemiştim aslında..iyi bile kaçtım yani..

ama sonunda, o kaçınılmaz olan pazar gecesi geldi çattı..

tolgayla bizim pub un arka masalarından birinde, kirişin yarısını gölge de bıraktığı loş yerde oturmaktayız..

yalan değil, bir kaç saat öncesine kadar bile, "acaba ne uydursam da bütün gerçekleri anlatmasam?" diye çareler üretmeye çalıştı beynim..
ne için? kimin için?

amına koyayım ki, yine nilay ı koruyabilmek için.. yine... her şeye rağmen, bunca şeye rağmen..

ama sonra vazgeçtim..

pembe yalanlardan da, başkaları adına düşünüp kaygılanmaktan da bıkmıştım artık.. bana ne?... 

her şeyi olduğu gibi anlatmaya karar verdim ve olayları, bundan yaklaşık 2.5 ay öncesine kadar götürdüm, yani buse ile ilk tanıştığımız zamanlara kadar.. dönem başına kadar..

şöyle seviyordum, böyle seviyordum, böyle böyle şeyler hissettim diye anlattım tolgaya açık yüreklilikle... bir adamın, bir kadına duyduğu en yalın duyguları, başka bir adama böylesine açık ve savunmasız bir şekilde anlatması garip bir durumdu tabi.. başta kendimi güçsüzleşiyor gibi hissetsem de,

anlattıkça güçlendim.. kendi kendime..

tolga da yadırgamadı zaten.. yüzünde arabesk bir gülümsemeyle, arada birasını yudumlayarak, dalgın dalgın dinledi,

"cidden bu sefer fena kaptırmıştın be kanka" dedi.. omzumu sıvazladı.."bitmesin isterdim yani.. yazık oldu..da..işte niye oldu.. sadede gel sen "

aramızın açılmasına yol açan mesajlardan bahsetmeye başlayınca epey değişti yüzü.. kuşkulu mimiklere girdi.. sinirlenmeye başladığını hissedebiliyordum..

birilerinin, benden gizli gizli busenin aklını ve ilişkimizin altını oymaya çalışması, onu da kızdırmıştı..

dur hele tolga..

sen bir de, bunu yapanın kim olduğunu duyana kadar bekle... 

nilayı oynadığım oyun ve onu buluşma yerinde görmemi anlatmamın ardından bir kaç dakika mevzuya devam etmekte zorlandım çünkü tolga şoka girmiş gibiydi.. adam o kadar şaşırdı ki, gülüyor lan... valla gülmeye başladı.. azını yüzünü, gözünü kapadı elleriyle..

hani, "maytap geçme olm?" da diyemiyor, çünkü ortada dalga geçilecek bir konu da yok yani... neşeli bir şeyden bahsetmiyoruz..ya da işletmeye çalışmıyorum onu..

yine de, sanki "şaka de, şaka yaptım de?" der gibi bakıyor yüzüme..

biraz toparlayınca hikayenin geri kalanını da paylaştım onunla... nilayla evdeki yüzleşmemizi (erotik detayları atlayarak tabi), çaktığım tokadı ve sonrasını... 

... ne beklerdiniz tolgadan?..birden bire celallenip "vay amk orospusu, kesicem ulan seni!" diye bağırıp çağırmasını, bir gazla masadan kalkıp yurdunu köyünü basmaya gitmesini filan değil mi?..

ee..

benden de aynını beklerdiniz? hele ki kendimle yaptığım iç konuşmaları düşünecek olursak o süreçte... katil olmalıydım şimdiye..

ama kazın ayağı öyle değildi işte... 

konuşurken, iş lafta iken esip gürleyenler, başlarına gelince bu kez o şokla sus pus olup, kalıveriyordu yerli yerinde..ve şok içerisinde... 

inanamıyordu... 

işte ben son cümlelerimi de döktükten sonra masaya, kalakaldı tolga da..öylece... bir kaç dakika boyunca.. sonra, yarın birasını fondipledi, sandalyenin arkasına astığı yazlık ceketini aldı omuzlarına..

"eve gidelim aga.." dedi... "orda devam ederiz.."

mekandan çıktık, yolda elini tekrar omzuma attı.. sıktı... dönüp soluklaşmış yüzüne baktım.. sessiz geçen bir kaç saniyelik o muhakeme bakışmasının ardından konuştu yine,

"nerdeyse bir sene sevgili kaldım la ben o kızla" dedi, sanki yediği kötü bir yemeğin tadından bahsedermiş gibi bir ifadeyle..

bir şey demeden mimiklerimle cevap verdim, "eh oldu öyle bir şey evet" dedim kaşlarımla, gözlerimle... 

kafasını iki yana salladı.. konuşmadan eve kadar yürüdük.. asıl kıyamet de o zaman koptu..

o gece, alt kattaki salonda hikaye, ev ahalisinin tamamına paylaşıldı, nilay ın da sikilmedik bir kulak arkası kaldı.. bizimkiler epey nefret kustular..
necoyu izledim göz ucuyla..

"nasıl olur böyle bir şey?" "olucak işte değil?" gibi cümleler kurmakla yetindi.. utangaç gözlerini benden kaçırdı sürekli... 

onun için de zor bir durumdu kabul ediyorum... yıllardır platonik aşk beslediğinin kişinin bir "yılan" olduğunu öğrenmek epey yıkıcı olmalı... eminim ki onu da kendi içinde bolca hesaplaşmalar ve karanlık günler bekliyor... 

ve böylece öğrendi herkes..
ne yalan söyleyeyim.. rahatladım ben de... içimde tutmaktan yorulmuşum bazı şeyleri..

ama bizimkileri de uyarmadan edemedim,

"beyler, ben zaten ona cezasını verdim, vericem de... ama siz olayı farklı boyutlara taşımayın, ekstra tavır alıp düşmanlık yapmayın"..

beni ne derece dinlerler?
yoksa yarın okula gider gitmez kızın önünü kesip birer tane de onlar mı çakar bilemiyorum... 

umurumda da değil zaten..

bana ne?..

@ cumshotter, panpam soru sormamışsın ki cevap vereyim? (:

özel mesajları da yanıtlayacağım panpalar fırsat bulunca, bayramda pek giremedim sözlüğe. bu gece biraz hikaye ilerlesin istiyorum.

artık daha da rahat hissediyorum kendimi..

hatta hissetmiyorum artık... hemen hemen hiç bir şey hissetmemeye başladım... ne acı... ne mutluluk... git gide hissizleşiyor muyum ne?

cebimdeki taşları döküp boşalttıkça rahatlıyor dizlerim.. ayaklarımdaki prangaları kopardıkça güçleniyor bileklerim... 

daha dik yürüyorum şimdi... daha hızlı adımlarla belki..

ama bu kez de sorun şu;

nereye yürüdüğümü bilmiyorum..

... 

kaygıyla beklediğim, ancak sandığımdan çok rahat ve acısız geçen pazar gecesinin ardından, hafiflemiş bir şekilde pazartesi sabahı, okuldayım..

sabahtan yine cerenle takıldım.. gün geçtikçe daha da rahat davranmaya başlıyor yanımda..o eskiden kalma buzlar çözülüyor.. hele bir de ben bu kadar girişken ve güler yüzlü olunca, ona zaten pek iş düşmüyor.. esprilerime gülmek ve beklenti katsayısı yükselmeye başlayan bakışlar atmaktan başka bir şey yaptığı yok gibi..

1-2 güne eve götürürüm ben seni yavrum... o zaman ne var ne yok konuşacağız seninle..

öğlen ise besyo kantinindeydim.. ceren i "basketten çocuklar çağırdı ya (:" diyerek ektim.. zaten pek fazla ısrar edebilitesi yok, kör istemiş bir göz, allah verdi iki göz, tsigalko (müthiş insan..) gelmiş onunla konuşuyor, muhatap oluyor, daha ne? daha allahından belasını mı istiyor?..

ahh amına koyim ah..

begümlerle beraber öğle yemeğimi yedim, epey kalabalık bir masaydı ve evet basket takımından bir çocuk da vardı, yani yalan söylememiş oldu böylece gene (: yemin etsem karnım ağrımaz..

neslihan benimle pek konuş(a)madı yemek boyunca.. sadece ilk geldiğimde bir merhaba dedi..bir iki de begümle ortak muhabbet içinde laflaştı o kadar... arada bir gözlerini yakaladım bana bakarken.. gülümseyerek karşılık verdim, o ise belli belirsiz bir mimik hareketleriyle..

allah allah.. noldu lan?..hiç selam sabah, muhabbet yok?..sikmedik diye kötü mü olduk yoksa?..

begüm yemek sırasında çaktırmadan fısıldayıp durdu,

"bana anlatacaksın demi? (:"

"neyi?"

"nasıldı geceniz? nerelere gittiniz? (:"

ağız kenarıyla konuşarak yanıtlıyordum,

"hıı.. kız anlatmıştır zaten.."

"(: ben senden duymak istiyorum (:"

"bakarız bi ara.. yalnız konuşmuyor benle baksana.."

"yoo.. gayet konuştu?"

"yok be..bir sorun mu var, sana bir şey söyledi mi?"

"hayır?..mesaj attın mı sen akşam filan?"

"yoo.."

"ayrıldıktan sonra hiç mesaj atmadın mı??"

"yooo? niye?"

"cık cık cık... bir de sorun mu var diyorsun yani.."

"ne kızım?..manitam değil bişey değil? ne mesajı atıcaktım?"

"şişşt (: ..atmanı beklemiş demek kii x)"

oooh yo... 

nesli, cidden böyle şeyler bekleyen ve isteyen biri misin sen?..come ooon men!..are you kidding me?..

"böyle şeylere takan biri midir?"

"aslında değil de..artık ne yaptıysan kıza :p"

"ne yapcam lan bişey yapmadım.."

"şişşt.. alçalt biraz sesini be duyucak millet (:"

"iyi iyi.."

üç dakikalık gibi gözüken bu muhabbeti 15 dakikada anca yapabilmiştik çaktırmadan konuşalım diye..

demek mesaj filan bekliyor olabilirsin benden ha neslihan?..yani bu tavırlar filan o yüzden mi?... yoksa bir anlık gaza gelmeyle yaptığın şeyler (bu tip kızlar böyledir işte.. demiştim zaten size 2. bir ayşen2 vakası diye..) seni şimdi utandırıyor mu?..

hangisi?..

bunu kesin olarak öğrenebileceğim bir yol biliyorum... 

ya biraz daha fazla utanacaksın,

ya da tam tersine işine gelecek, beklediğini alacaksın..

saatime baktım.. öğle arasının bitimine 15-20 dakika var, masadakilerin çoğu yemeğini bitirmiş, öyle, genel bir sohbet dönüyor işte..bir iki kişi kalktı hatta.. neyse..

neslihana baktım, şöyle bir nefes çektim ciğerlerime,

"nesli, biraz dışarı gelebilir misin benle?" diye sordum herkesin içinde, gülümseyerek... hem neşeli hem de mahcup görünmeye çalışıyorum... oo..çok muzipim çoook... siksinler beni..

bir an masadaki bütün konuşmalar kesildi, insanlar küçük saniyeler içinde bizi ve birbirlerini şaşkın ve sorgulayan bakış bombardımanına tutuverdi..

hımm... bu çocuk, neslihanı niye böyle dışarıya filan çağırıyordu ki böyle acabaaa?..

çünkü, eşşeğin zikinden dolayı arkadaşlar... mesele bu... 

buradaki zik sahibi eşek de ben oluyorum muhtemelen..

kız ne olduğunu anlamaya çalışan bakışlar attı önce, gülümserken yanakları kızardı, ardından da kulakları..

ee bak sen mesaj bekliyordun, ben sana canlı canlı söyledim, fena mı?..

"geliyim?" dedi gülümsemesini ve şaşkın ifadesini koruyarak..

ben önde, o peşimde, arkamızda meraklı bir masa bırakaraktan çıktık kantinin dışına..

kapıdan çıkıp çardaklara yönelmiştim ki,

"nereye?" diye sordu,

"şu çardaklarda oturalım, olmaz mı?" dedim..

"olur..da.."

"?"

gülümsedi.. saçlarını attırdı ısınan yüzü biraz ferahlasın diye.. yeniden peşimde, çardaklara yürüdü benimle..

oturunca direkt konuya girdim,

"nasılsın?..aramız iyi ya?"

"iyiyim..(: ..ne oldu ki ben bir şey anlamadım valla (:" 

bir kaç saniye süzdüm hal ve hareketlerini..oha, ben yolluya benziyor menziyor dedim ama kız geberiyor şu an utançtan..

zayıf ve çekingen adamlar için, dışarıdan ulaşılmaz, mükemmel, ütopik gibi görünen hatunların, biraz girişken, karizmatik adamların ve onların gücü karşısında eriyip gitmelerine nacizhane bir örnek..

üstat cesare pavese der ki,

"kadınlar; kendilerini, güçsüz olana bir idol, güçlü olana bir eşya gibi sunarlar."

ne büyük çelişki değil mi?..

demek ki her şey sizde bitiyor dostlarım... biraz şansınızda, biraz bilginizde, birikimizde... çokça da karakterinizde..

kötü bir karakteriniz olması bir numaralı şartımız..

kibirli,

hoyrat,

girişken,

umursamaz,

bencil..

eğer böyle biriyseniz... cebinizde biraz para, yüzünüzde de biraz ışık varsa, evet.. birileri için idol gibi görünen şeyler, -bakın sadece kadınları da demiyorum, her şey olabilir bu- sizin için sıradan, eşyalar gibi görünecektir..

ve şayet onları istediğiniz takdirde,
alırsınız..

gidin ve onları alın..

"ya..bana biraz soğuk davranıyormuş gibi geldi de..dedim acaba bilmeden yanlış bir hareketim mi oldu :p" diyerek üzerine gittim biraz,

"ha?..yoo.. soğukluk yok ya (:" dedi alelacele..

"hıı..eh öyle diyorsan öyledir (: ... yine de pek konuşmadın masada benle.. cidden eğer... bir sorun varsa konuşabiliriz.. hayatına, çevrene bu kadar çabuk ve böyle, damdan düşer gibi girdiğim için mi? gerçi hayatına girdim mi orası da tartışılır tabi :p"

kendim soruyor,
sonra da kendi istediğim şekilde kendim cevaplıyorum.. sohbeti manipüle etmenin yollarından biri..

"seni sıkıyorum değil mi?" diye sorabildiğiniz hiç kimse, gerçekten öyle düşünüyor olsa bile "evet beni sıkıyorsun" diyemez size.."hayır.. sıkmıyorsun" derler belki biraz gönülsüzce..

ama ağızdan çıkanları duyan kulaklar, bunları beyne yorum katmaksızın yollarlar... 

ve zamanla, önce dilinizin istemeden söyledikleri, sonra kulaklarınız ve nihayetinde zihniniz oyun oynamaya başlar size..

bir bakmışsınız ki, nihayetinde artık ağız da bunu inanarak söyler olmuş... "hayır aşkım-tatlım-sevgilim-canım-dostum... beni tabi ki sıkmıyorsun"... 

insanlar birbirlerini bilerek, ya da farkında olmadan bu şekilde tavlıyorlar..

onlarca yöntemden sadece biri... 

kadınları tavlamanın... erkekleri ayartmanın... insanları elde etmenin ve kazanmanın sadece tek bir yolu daha... 

yüzlerce kitap yazılmış bu konuda.. belki binlerce makale... 

şayet bu işe giden yollar bir yamaç-patika, işi başarmak da bir zirve ise, oraya nasıl ulaşabileceğimizi bize söyleyen binlerce ağız, gösteren binlerce yazı var..

ama kimse, oraya ulaştıktan sonra ne yapmamız gerektiğinden bahsetmiyor..

birini elde etmeyi, yüzlerce farklı yoldan öğrenebiliyor..

ama onu elde tutmak?... 

sanırım asıl mesele bu... ve ben, sessiz sessiz ağladığım gecelerde, kendimce bir çözüm getirebilmiştim buna... ki sizler de okudunuz zaten... paylaşmak evet... 

neyse..

kız, benim manevralı cümlelerime karşılık olarak,

"ya evet.. biraz ani oldu..ama senle ilgili değil..ben biraz kendime kızıyorum aslında..ilk günden rezillik oldu yani.. öyle içip bayılmalar filan.."

benim taktiğimi bana karşı kullanıyor, şimdi benden karşı cevap olarak "aaa ne rezilliği, saçmalama (:" dememi bekliyor tabi... ama ben zaten daha önce bu cevabı vermiştim kendisine.. onun yerine bu sefer gülerek,

"kesin öyle biri değilsindir normalde :p" dedim dalga geçer gibi.. biraz bozuldu,

"değilim tabi ki" dedi sesinde hissedilen bir kırgınlıkla..

"tamam ben de öyle dedim zaten, ne kızıyorsun? değilsin (:"

bu hem sulu hem de sempatik olmaya çalışan halim yeniden keyfini yerine getirdi.. gülümseyerek,

"öyle işte... o yüzden bugün konuşmadım pek fazla.. zaten yeterince.."

"rezil oldun?" diye tamamladım onu gülerek.."valla bence de rezil oldu yaaa.. püüü..cık cık... gözüm görmesin seni x)"

gülüştük..

kız rahatlamaya başlamıştı... rahatla tabi yavrum?..ne kasıyorsun ki zaten?..sanki seni gelin almaya gelicem yarın gece..ne bu kadar kasıntılık?..kendin olsana biraz..

öyle gözüne kestirdiğin adamı görünce şekil ve kişilik değiştiren sülük kızlardan biri olma... 
gerçi öyle olsan da, olmasan da, seninle, güzel vücudunun gizemli kıvrımlarını keşfe çıkacağım tek bir gece bile yeter bana..

fazlası değilsin..

hiç kimse, hiç biriniz fazlası değil artık benim için... 

bir gece..tek gece..

memnun kalırsanız, yine bekleriz..

yalnız,

aşk yok!

sevgi, yok!

duygu, yok!

iyi sevişirim... ama iyi sevebileceğimi sanmıyorum artık... sevebileceğimi sanmıyorum... ı ıh..bir daha düşemem aynı tuzaklara... yeter bunca yağmalandığı yüreğimin..

kimse geçemez bir daha o kapıların ardına..

aşk yok..

sevginin zerre kırıntısı bile yok..

seks var bizde..bol bol seks... üç posta? beş posta?... sabaha kadar..

alan razı,

veren razı..

sözleşme yok... kontrat yok... 

vade farksız.. kaça isterseniz o kadar da taksite bölüyorum... 

veresiye bile yapıyorum..

ama aşk yok..

kalmadı ondan... daha da getirtmeyiz her halde..

satılmıyor çünkü.. eskimesin raflarda..

iade oluyor sonra..

panpalar bu gecelik bu kadar olsun, fena yazmadım aslında gene..

yarın gece yazamayabilirim belki ama en kötü ihtimalle hafta sonu toparlarız..

son olarak tekrarlayayım, özel mesajları yanıtlayacağım fırsat bulur bulmaz.

ve önemli bir not; okumakta olduğunuz satırların 20 yaşındaki tsigalkoya ait olduğunu unutmazsanız sevinirim, tıpkı daha öncesindekilerin 19 ve 18 indeki tsigalkoya ait olduğu gibi.

bu günün tsigalkosu, sadece gecenin başlangıcı ve bitişinde ortaya çıkan bir jenerik misalidir genelde, çok nadir partların arasına bu günkü düşüncelerimi katıyorum ki öyle olduğunda zaten dikkatli okuyucular fark ediyorlardır diye düşünüyorum,

hepinizi sevgiyle kucaklıyorum, iyi geceler

iyi öğleler panpalar,

bu gece bir aksilik olmazsa buluşalım

herkese iyi akşamlar panpalar,

bu gece henüz plan programım belli değil, kesin geleceğim belli, ancak saat kaçta gelebilirim bilmiyorum.

duruma göre 23.00-01.30 arasında bir saatte olacaktır, yani ya normalde erken ya da biraz geççe bir vakit. 

ama mutlaka geleceğim ölmediğim ya da internetim kesilmediği takdirde

gece görüşmek üzere

http://fizy.com/#s/125skj 
Yalan değil, biraz karıştı ortalık..

Eski ben olsa şimdi, elli çeşit plan yapar, düzenek kurar, elleri birbirine kenetli, dizlerini zıplata zıplata heyecan içerisinde beklerdi önündeki geceleri..

Bugün günlerden Salı..akşama ceren bende olacak..nihayet..

Herhangi bir planım yok..nasıl davranacağım, ne konuşacağım..nasıl yaklaşacağım..hiç birini düşünmedim doğrusu.

Tamamen içgüdüsel hareket edeceğim, olduğu kadar artık..onun da tavırlarına bağlı gerçi gecenin nasıl geçeceği.benim amacım, biraz geçmişten konuşup konuyu bununla yaşadığımız o geceye getirmek ve sonrasında bunu başkalarıyla paylaşıp paylaşmadığını, kime, ne kadarını, nasıl anlattığını öğrenmek.

Olmaz olmaz demeyin..kızlar aralarında konuşuyor böyle şeyleri, tabi ki “beni şöyle süper sikti, böyle manyak hoplattı” demiyorlar..o biz erkeklerin jargonudur..o ayrı..bunlarınki biraz daha kibar, biraz daha edebi, biraz daha edepli..

Aslında sol kulağını sağ elle tutmaktan farklı değil yaptıkları..biz erkekler biraz daha direktiz bu konularda, mantığını siktiğimin kızları ise biraz daha dolaylı…

Hafta sonu da neslihanlayım gene..şimdiden konuşup planladık..”bu sefer sızmak yok (:”

Aferin..olmasın zaten..olmasın da yapabileceklerimi gör kafan yerindeyken..

Şayet görmek istersen..

istemeye de bilir, çünkü şu son konuşmamızda her şey yolunda gitmiş gibi görünse de biraz hayal kırıklığına uğradım aslına bakarsanız..tam beklediğim, istediğim gibi bir hatun değil..katıksız kaşarların peşindeyim ben, bu krem peynir çıktı..hayırlısı artık..verirse verir, vermezse de ikinci bir Burçin vakası yaşanmaması adına, arpası fazla eşekler gibi davranmayacağım bu sefer..

Ne çıkarsa bahtımıza..ne olursa kar..çünkü böyle besleniyorum artık..yiyebildiğim kadar yiyorum, yedirdikleri kadar..önüme ne koyulursa o…

Köpekten hallice yaşıyorum hayatı artık…ve bir köpek kadar bile mutlu değilim..

Bunca umursamazlığıma ve söz de rahat-cool-sikici tavırlarıma rağmen, bazı geceler hala doluyor gözlerim.. içime içime ağlıyorum..hınçla sıkıyorum yastığı,yorganı..odada kokusu var hala... aklımda da…gitmiyor..ne pencereden, ne kapıdan ne de bacadan çıkaramıyorum izlerini..çivilenmiş gibi sanki beynimin ön lobuna..

Kolay değil..

Sevmek zor..unutmak daha da zor…alışmak imkansız…

Aşk dediğin şey çok zor..çok..

http://fizy.com/#s/1ajf3i 

Akşam okul çıkışı direkt geçmek istemedi hatun, yurda uğrayayım önce bir dedi bir iki bahane bulup,

iyi, daha iyi..ben de bir duş alırım, sağı solu toparlarım..bir iki bir şey hazırlarım işte..
misafirperveriz ya hıammına..

sen de artık harbiden bahanende dediğin gibi midir, yoksa kendini sikişe filan mı hazırlayacaksın, dantelli don mu giyecen ne bok yiyeceksen ye madem..

ben evi hazırladıktan sonra tolganın odasında oturdum biraz lafladık..bu hıyarın da, güya “öylesine” başladığı ilişkisi baya baya iyi gidiyor, maşallahı var yani, Allah bozmasın,

“gittiği yere kadar gider be kanka” diyor, “iyi olan bir şeyi niye bozayım ki? Hem kız da benim kafadan, hiç sıkmıyor beni..takılıyoruz işte, gülüyoruz, eğleniyoruz..tanıyoruz birbirimizi..zaman geçiyor”

Ne güzel ya…ne güzel amk…

Adamın ilişkilere bakış açısına bak..ne kadar rahat..cool…beklentisiz böyle…sen bu adamı üzüp kızdırmazsan, sonsuza kadar sevgili-eş-dost kalabilirsin zaten..adam rahat..kafasında elli tane tilki yok ki benim gibi?..

Acaba ben mi çok şey bekliyorum ilişkilerden ha?..aşktan, sevgiden, sevgililerden…ben mi çok fazla beklenti içine giriyorum da, sonradan hayal kırıklıkları yaşayıp, bu kez de kendimi mart ayında azan kediler gibi one night stand lere, fuck budy lere veriyorum?..

Ayarsız şu halimi sikesim var a dostlar…ne sevebiliyorum doyasıya, ne de siktir edebiliyorum..
Akşam sekiz gibi kız geldi, konukseverliğimi gösterdim..ve artık orospu ettiğim üzere, çocukluk fotoğraflarımı da..

Bu da her kız gibi, benzer, sevimli tepkiler verdi..o ara yakınlaştık..her kızla olduğu gibi…

Yazık..başlangıçta, yani aslında Burçin için getirip, ona gösterdiğimde, son derece masum bir amacı vardı bu resimlerin…şimdi piyasaya düşmüş kaşarlara döndüler..gelene geçene gösteriyorum küvetin içindeki buruşuk pipili tsigalkoyu…henüz masum olan, günahsız olan, her şeyden bihaber olan tsigalkoyu…

Kendim de görüyorum ya o sırada, işte hüzün çöküyor o vakit gözlerime…eey gidi diyorum…zalim dünya..zalim insanlık…neredeeen nereye…bir şu bebeğe bak, bir de şimdiki şeytandan kırma meleğe..

Karanlık..

Çok karanlık bir karakterim…bunun farkında olmam ise ayrı bir delilik..bunun da bilincindeyim..

“seninle yolculuğa çıkacağız” derken, ne demek istediğinin şimdi farkına vardım meleğin…ve evet, yoldayız şu anda..bir iki badire atlattık da hatta..

Bakalım o yol nereye götürecek beni..ne kadar yürüyebileceğim patikalarında, yamaçlarında..

Burada böyle “içtik-sıçtık” diye bahsedince, gençler bunu bir marifetmiş gibi mi görüyor, bilemiyorum..o yüzden aslında pek de istemiyorum bu konulardan konuşmak zira ben de pek alkolik bir adam sayılmam..mevzudan mevzuya içerim, bokunu çıkarmam..fakat bu aralar, dört bir yanım mevzularla çevrili olunca, alkol de derya oldu haliyle..

Aman..övündüğüm filan yok be..zıkkımlanıyoruz işte..

Tolganın zuladan jb yi çıkardım, koydum içiyoruz cerenle..o ara diğer şişeleri de gördü bu, “ooh maşallah, tekel bayisine çevirmişsiniz evi” deyip gülüyor..

Daha bunlar ne ki kızım, sen bir de seneye gör bu evi x)

Romantik dakikalar, alkolün beyinde yarattığı rahatlık, koyulaşan muhabbet, uzayan göz göze gelme süreleri..bir de karşınızdaki kız zaten o yolun yolcusuysa, sonrasını düşünmek için müneccim boku yemiş olmak gerekmez..zaten atla deve de değil hani..kaşarın birini eve attınız işte..geldiği ne ilk ev, ne de girdiği son yatak olur sizinkisi..

Biz piç kuruları ve bu kevaşeler…kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz…aynı kazanın içinde kaynar, aynı yollarda yuvarlanır gideriz..

Nasıl bir hayatı seçersen, öyle hayatlar olur çevrende..

Nasıl bir yola düşersen..ona göre yol arkadaşları bulursun kendine..

Ve su yolunda kırılır, her su testisi de..

http://fizy.com/#s/1ahedo 

Omzuma devrilen başı, boynumu dağlamaya başlayan soluğu, sol kolumun üzerinde kalmış vücudu ile, divana yayılmış mayhoş mayhoş oturuyoruz..hızlı içince çarptı bir an için..bir nefeslenelim hele..ekrana görüntü geri gelsin..

Biraz sonra, ben asıl girmek istediğim mevzuya giriyorum,

“sana bişey sorucam..”

“sor?”

“beraber geçirdiğimi yılbaşı gecesini hatırlıyorsun demi?”

Kız bir an için kasıldı..hafifçe doğrulup gözlerini yüzüme dikti ve “eeee” diye soran bakışlarla bakmaya başladı yüzüme..

Bunu “hatırlıyorum” babında bir cevap kabul ettim bende..

“o geceden…birilerine bahsetmiş olma ihtimalin var mı?” dedim temkinli bir şekilde..

Gözleri kısıldı,

“hayır??..bi..birinden mi duydun?” dedi endişeyle..

“emin misin?” diye üsteledim bu kez,

“tabi ki eminim ya saçmalama..kime bahsedeyim manyak mıyım ben?..hala utanıyorum aklıma geldikçe…”

Sözler ağzından telaşla fırlamıştı..

Utanıyor musun?..niye lan? kaç posta attık..giyinik miyinik..öyle demiyordun ama üstümde sürtünürken?..

Tekrar konuştu,

“birinden mi duydun sen?..” bu kez sesindeki korku ve endişe daha da belirgindi…”sen bahsetmişsindir tabi..erkek olarak..” dedi sonra da kızgın ve kırgın bir şekilde..
Ya salaklaşma be..ne bahsedicem aq..bi tolgaya anlamışsam anlatmışımdır..ya da okana..mal..sanki çok övünülecek bir şey..

“ben de bahsetmedim kimseye…ama..birileri bundan haberdar..daha doğrusu birisi diyeyim…”

“birisi mi?..sen nasıl öğrendin ondan?... o nasıl öğrenmiş ki?”

“ceren..sakin ol biraz..(: ..bak..eğer sen birine ağzından kaçırmadıysan, ben de kimseye söylemediğime göre…”

“..o gece evde..hatta odada başkaları da vardı ama” dedi kız..

Ve bir şimşek çaktı beynimde…jeton düştü derler ya hani…aynen öyle işte…

Nasıl unuturum bu ihtimali?..tabi ya…o gece evde bizden başka pek çok kişi vardı..çiftler vardı..başka ezik bir eleman vardı inşaatta okuyan..selahattin miydi neydi..gerçi sonradan gitmiş olabilir o, neyse.. amk hırbosu…ve hatta odada,evet odanın içinde bile birisi vardı lan?..şu çabuk sızan kız..cerenin arkadaşı... benim, cerenin önerisiyle üstünde slalom yaptığım hatun…

“..bir..bi kız vardı hani..senin arkadaşın..o gece koltukta sızmıştı hani..”

“evet..” dedi kız utançla..olanları hatırlamıştı demek ki..belki de hiç unutmamıştı bile..

“hala görüşüyor musun o kızla?” dedim,

“hayır..görüşmüyoruz..geçen sene kavga ettim ben onunla..baya baya çemkirdik birbirimize..”

Ne!..aman allahım…bir ipin ucuna varmak üzere miyim yoksa?..

“ceren…bir şey daha soracağım sana..o..arkadaşın..eski arkadaşın…hangi bölümde okuyordu?”

“hemşirelikte..neden?”

... evreka….

http://fizy.com/#s/3e3b2b 

Derin bir nefes verip kendimi divana bıraktım yeniden..

Hemşirelikte okuyan tek bir tanıdığım var benim…

..parçalar birleşmeye, detaylar belirginleşmeye, her şey yerli yerine oturmaya başlamıştı şimdi işte…

Hemşirelikte okuyan, cerenin arkadaşı,bana gıcık kapan ve o gece götüne koymuş bulunduğum bir kız..

Hemşirelikte okuyan..burçin..

Nilayın bir an da samimi olup konuşmaya-buluşmaya başladığı kız..burçin..

Buseden bir önceki maceram…Burçin..

Saplantılı, ruh hastası, psikopat karakter sahibi…Burçin…

“burada bitmez” demişti…

Bitmemiş harbiden de…

Nasıl bu kadar kör olabilmiştim?..nasıl olur da önümde olan gerçeği görememiştim…belki de, “olağan şüpheliler” arasında bile geçmemiş adı..

Benimle yaşadığı o son, “medenice” ayrılışı, aklımı karıştırmış ve onu sistem dışına çıkarmış olmalıydı bilinçaltımın parametrelerine göre…

Her şeyin arkasında, nilayın arkasında, buseyle benim darmadağın olmamızın arkasında..benim sikilen hayatımın arkasında olan kişi…burçinden başkası değildi beyler..

Bu kadar tesadüf olabilir miydi yoksa yani?... bu bilgileri nereden aldığına gelince..artık nasıl tanıştılar, nasıl konuştular bilemiyorum ama, belli ki, cerenin o paçoz, orospu arkadaşıyla bir şekilde temas kurmuşlar ve artık muhabbetleri ne derece ilerlemişse, buraya kadar gelmişti..

Elif konusunda ise, tamamen tahmin yürütüyor olmalıydı..çünkü bizi daha önce pek çok sefer yan yana, gece kafeden çıkarken de görmüştü sonuçta…boş atmıştı ama, dolu tutmuştu işte…

Çünkü, öbür türlü ne elifle ne de cerenle yaşadıklarımı bilmesine imkan yoktu bir başkasının…

..oh…ooh..allahım…buldum..

Perdenin arkasındaki, yılanın başını buldum…

Çok kolay olmuştu aslında sanki…ki zaten bu kadar geç farkında olmuş olmam da yine benim kelekliğimdi…

Bir de şerlok geçiniyoruz aq..sie ordan…burnunun ucunu göremedin be tsigalko…

Peki ama, şu nilayın bahsettiği “tehdit” meselesi neydi?..ona bir anlam bulamamıştım bak…acaba bizim salak, burçine tolga-ben ya da neco ile olan ilişkileri hakkında fazlaca detaylar mı vermişti de, sonradan Burçin bunları koz olarak kullanmış ve istediklerini ona yaptırtmıştı?..

Dahice..bu durumda, elleri de pisliğe bulaşmamış olacaktı hem…vay anasını sayın seyirciler…vay anasının gözü…sen neymişsin be 

Burçin…on sekizin de kız deyip geçersin ama, bu kadar entrika Hürrem sultanda yok be Burçin…yuh be Burçin…senin ben te amına koyayım be Burçin…koyacağım da zaten be Burçin..

Nilaya kıyamadım..çünkü çok fazla bağ vardı aramızda..koparırken, sadece o değil, ben de acı çektim, ben de kıvrandım..

Ama senle aramda hiçbir bağ yok be Burçin…duvardan duvara vuracağım seni..amını götünü patlatacağım..ve bunu da, tıpkı senin gibi, sinsice yapacağım…

Bitmedi evet…bitmez demiştin ya…bence de..daha seninle işimiz bitmez bizim..bütün okula kanıtlayacağım nasıl bir orospu olduğunu..fotoğraflarla gerekirse..belgelerle…

Bekle…

Aynı anda, hem içten içe büyük bir öfke patlaması, hem de rahatlama duymuştum bu müthiş (?) keşfim sayesinde..o yüzden de, o an ki durumumu nötrlerdi bu ikisi, pek bir değişiklik olmadı ruh halimde..

Üstten akan bir muslukla dolarken, alttaki delikten aynı anda boşalan bir havuz gibi…havuz problemine dönmüştü bir anda hayatımın gerçekleri…

Ceren, hala bir cevap bekliyordu benden, çünkü tam noktalayamamıştık konuşmayı, ben öyle dalıp gidince..

“o mu söylemiştir birilerine?” dedi mızmızlanarak..

“olabilir..ama boş ver..artık umurumda değil..” dedim..”senin de olmasın..geçti gitti..aklıma takılmıştı sadece..sordum işte…”

“ya..tsigalko nasıl umursamayayım? Arkamdan konuşuluyor baksana?”

“yo..senin adın geçmiyor aslında..sadece olayı öyle olduğu gibi duyunca, aklıma biz geldik..o yüzden şeyettim..” diyerek rahatlatmaya çalıştım

“ha..emin misin? Yani biz de olmayabiliriz?”

“yani..ben yine bir sorayım dedim..”

“anladım..” dedi, ama pek ikna olmamış gibiydi..

“bunu konuşmak için mi çağırdın peki beni” dedi bu kez kırgın bir sesle..”en başında da bunları konuşabilmek için mi yakınlaştın?”

Hmm..sanırım kadınları daha az hafife almalıyım..göründüklerinden daha zekiler ha? (:
“hayır..” dedim sakin bir ses tonuyla..elimi saçlarının arasına daldırdım..”seni özlediğim için..”

Gözlerine hayret ifadesi yerleşti..biraz çektim onu kendime doğru, başta direndi..ama sonra daha da yaklaşmış bulunduk birbirimize,

Yanağından öptüm önce..sonra bir daha..bir daha…küçük ve bireysel olarak aslında çok masum olan öpücükler bunlar..ama bir araya gelince Molotof atan eylemciler gibi, her yeri ateşe verebilme potansiyelleri de var…

Seri öpücükler gönderen dudaklarım, karşımdaki dudaklara doğru kaydı..bu yine biraz direnç hissettim..tam vazgeçip geri dönecektim ki (bir kez daha sapık-tecavüzcü damgası yemek istemiyorum aq) direnç kalktı..

Ve yüzlerimiz birbirine kapandı..

Bir süre birbirimizi hunharca sömürdükten sonra kızı divana devirdim..sanki kıtlıktan çıkmış Afrikalıların yemeğe-suya saldırdığı gibi saldırdık birimize, vücudumuzun üst kısmı birkaç dakika içinde çıplak kalmıştı bile..

iki elimi sırtına dolamış, sutyen kopçasını açmaya uğraşırken, bir yandan da boynunu, omuzlarını emiyorum sülük gibi, fısıldadım, “yatağa geçelim mi?”

Nefes nefese onayladı..hemen yan tarafa attık kendimizi, yorganın altına girdik, çıplak kalan iri göğüsler, yumuşak ateş topları gibi, benim de çıplak kalmış vücudumda nereye deyse yakıyordu şimdi..kollarıma, göğsüme, boynuma, pazılarıma..kımıl kımıl…

itirazsız ve saçma sapan şeyler olmadan yarım saat kadar seviştik..yavaş yavaş diğer yüklerinden de kurtulduk bedenlerimizin..o ara ben fazladan bir de donuma boşalınca, kurtulmamam gereken bir yükü de atmış oldum ama neyse..

Sonunda o, sadece yarım tangasıyla, ben ise komple çıplak kalana kadar soyunduk..rahat durmayan elim, parmaklarımla o tanganın içindekini önce üzerinden, sonra kenarlarında ve nihayet içeriden okşadım..çılgınlar gibi kıvranıyordu altımda..-rol yapma orospu- belime doladığı bacakları bir kasılıyor, bir gevşiyor..gözleri arada kapanıyor..arada biraz aralanıyor..bazen tamamen gözlerime sabitleniyor..karma karışık oldu soluk alış verişleri..ben de inadına daha uzun dokunuyorum hassas yerlerine..çıldırsın aq..

Hafif hafif parmakladığım ve zaman zaman da jr. tsigalkoyu sürtüştürerek bir nevi nostalji yaptığım o dakikalarda, ellerini sırtımdan çekip aşağılara doğru kaydırdı, jr. tsigalko ya dokununca parmakları irkildim bir an için..sonra onu sarmalamalarına izin verdim..

Kaba tabirle kızın eline vermiştim kısacası..bu deyim de hep komiğime gitmiştir, “eline vermek” ahahahuhaha..bu ne lan..

Benim dokunuşlarıma nazire yaparcasına bir süre yokladı aletimi, sonra da şaşırtan bir hareketle tangasının arasından, kaydırmaya başladı içeriye doğru..ben gene irkildim..lan sanki kadın olan benim ha..ne bu geyik refleksleri böyle?..

“ceren?” dedim yüzüne bakıp,

“devam et” dedi..

“emin misin?”

“yaptım daha önce..”

Obaa…ceren?..len sen bakire değil misin yani şimdi kız? Allah canını almasın emi x)

Olaya bakar mısın arkadaş?..ben konuşayım, konuşturayım diye biraz kur yapıp eve getiriyorum..diyorum ki işte biraz da yiyişirken bonus olur..

Hatun tecrübeli çıkıyor iyi mi?..oha..lan böyle başka ortamlardan, başka bölümlerden..yani gözünden uzakta yerlerden hatunlarla seks iyi hoş da, sınıfından, gözünün önünden biri olunca bir tuhaflaşıyor için..ceren ha?..her gün gördüğüm, önümden geçen, sağımda solumda oturan, varlığı sıradanlaşmış ceren? Bakire değil ha?..

Kızlar..siz harbiden anasının gözüsünüz be abi..korkulur sizden..

Bütün tereddütlerime rağmen, şapka desteği de sağlayarak devam ettim..ne olur ne olmaz..durduk yere aids, frengi filan olmaya gerek yok..daha kariyerimizin başlarındayız, erken emekli olmayalım yani ehehe..

Ve o gece boyunca, türlü türlü pozisyonda, defalarca ama defalarca, sanki ayların, yılların acısının çıkarır gibi, tiridimiz çıkana kadar seviştik cerenle..saat gece yarısından sonra bilmem kaç gibi, ikimiz de gebermiş vaziyette sızıp kalana dek durmadık ve ertesi sabah ilk defa, penisim hala bir kadının nerdeyse içinde bir vaziyette uyandım..

Rezalet aq..


http://fizy.com/#s/3y3qpx 

Umarım kimse gelip kapımı açmamıştır biz uyanana kadar..gerçi yorgan üzerimizde ama olsun, o ne biçim pozisyon öyle?!

Uyandık..bin bir mayışıklık ve uyuşuklukla yataktan zor attık kendimizi..yere, arabaların tavanına düşen kuş bokları gibi düşüp kalmış kondomları topladım, bir tanesi hala sikimde sallanıyor yapış yapış :/ 

Hay anasını ya..gece içine miçine gitmemiştir demi lan?..amına korum ceren sakın hamile filan kalayım deme, bahtımı siktirtme bana..

Sabah mahmurluğunu atmak için önce duş aldık..bu, beraber girelim istedi ama kabul etmedim..leş olan odamı toplamam gerek önce, bu hijyen manyaklığı da zor zanaat be arkadaş..ilerde evlenince ne yapıcam ben bilmiyorum..bir pis kadının hiç şansı yok yani zaten de, benim gibi temizlik delisi bulabilecek miyim acaba bilmiyorum..ben bulamazsam da annem bulsun zaten, o etti, o toplasın durumu (:

Kız duştayken ben yerleri ıslak mendillerle sildim, nevresimleri değiştirdim, odayı havalandırdım..ama kendim hala iğrencim..

Bu çıkınca gidip ben de hemen işimi hallettim..nihayet kahvaltıya oturabildik sonra..saat öğlen..okul gene yalan..

Devamsızlık ne kadar oldu acaba, bir de devamsızlıktan filan kalırsam, buyurun cenaze namazına..

Pek konuşamıyoruz hatunla…kafamızda hala dün gece yaşanan vahşetin görüntüleri var..olm..ne biçim azmışız lan öyle? insan işi değil yani..hadi, birimiz coşsa, eyvallah, öbürü onu biraz dengeler filan..ama biz ikimiz de baya baya dolmuşuz demek ki arkadaş..

“tolga duymuştur kesin” dedim bıyık altından gülerek..kızın sesini alçak tutmak için epey çaba sarf etmiştim zira..

Gözleri çay bardağında, kendi kendine gülümsedi bu,

“Allahtan yan daire boş, altta da bizim çocuklar var yani x)” diyerek piçlik katsayısını arttırdım..

Kız gene bir şey demedi ama bariz şekilde kızardı bu kez..lan ne utanıyorsun aq, sanki nenem sikişti dün gece..sen değil miydin o?..

“ceren, bak konuşuyorum, sonradan konuşmadın deme yani :p” diyerek bir kez daha laf attım buna..öyle ya, geçen seferki maceramızdan sonra aramız açılmışmış ya hani güya ben soğuk davranmışım filan..

“evet de konu pek cazip gelmedi bana” deyip güldü..

“akşam gayet cazip gibiydi?” diyerek kahkahayı basınca çimdiklendim…hassiktir..bir kız tarafından çimdiklenmek altında pek çok anlam barından karmaşık-kompleks bir olgudur..aman diyeyim ceren..öyle aşkım-cicim-cimcik filan..olmasın böyle şeyler..”just seks no bullshit..allright?”..aman yani..

“pisliksin..gıcıklık yapma (:” dedi çatlamış bir sesle..

“ne var canım? Gene mi utanıyorsun yaptıklarımızdan?”

“gene mi derken?”

“hani dün akşam da demiştin ya, yılbaşı gecesi olanlardan utanıyorum diye..(:”

“ha..onlar ayrı bir hikaye ya..” dedi dalgın dalgın gülümseyerek..

“güzeldi bence” dedim göz kırpıp..gene tip tip gülümserken, pembeleşti yanakları..

“utanacak bir şey yok..sonuçta ilk defa yapmıyoruz ikimiz de” dedim bu gereksiz hanımcık hallerini ortadan kaldırmak adına,

“beraber ilk defa yapıyoruz ama” dedi biraz bozularak..

“çok yaptın mı daha önce?” dedim yine pis bir sırıtışla,

“konuyu değiştirsek olmaz mı?” dedi kırılgan bir sesle…

“niye yaa, ceren konuşmayalım mı bunları? Yapması ayıp değil de konuşması mı ayıp? Bak ben söyleyeyim mesela, öyle çok fazla yapmadım yani, 25-30 anca”

“25-30??” dedi gözlerini iri iri açarak,

“ya..hepsi farklı değildi tabi, birkaç farklı hatunla..toplamda o kadar vardır..her halde..”

Hayret dolu gözlerini benden kaçırıp pencereye dalarken belli belirsiz bir “oha” çekti..

Evet..20 yaşındaki bir gencin, yaşından biraz daha fazla sayıda sevişmiş olmasının “oha” ile karşılandığı bir ülkede yaşıyoruz ne yazık ki sayın seyirciler…bir de bu ohayı çeken, öyle kezban, şakirt bilmem ne filan değil yani..o da benim gibi, aynı yolun yolcusu bir hanım arkadaş (: …kafamızı sikeyim kafamızı..

Toplumca tüm algılarımızı, tabularımızı, klişelerimizi ve duygu sömürüsünden başka bir şey olmayan geleneklerimizi, yasaklarımızı sikeyim..”oha”ymış…sana oha aq..

“az mı geldi?” dedim yine gülerek…

“tsigalko!” dedi sert olmaya çalışarak..”tamam artık ya lütfen..”

Eee ebenin amı..yeterse yeter o zaman peki…ama sonra bana “konuşmuyon tsigalko” “gelmiyon tsigalko” “sikmiyon tsigalko” deme…

“Türk milleti gariptir, her bir lafı kaldırmaz,
ibne dersin kızar da, sikersin aldırmaz” diye boşuna dememiş üstad neyzen Tevfik ..

Seks yaparken sorun yok,

Ama seksten konuşunca aauuu ouuu..ayıp….

Onun için, demek ki konuşmamak lazım abi..direkt icraata geçeceksin…sikicen yani..

Biz insanlık edip, önce konuşuyoruz filan ya, hani nabız yokluyoruz, centilmenlik ayakları vb…yok lan yok…öyle yapınca ters tepiyor…sen önce bir sik..sonra konuşmasan da olur zaten..bundan anlar bu amk vizyon fakirleri…

http://fizy.com/#s/3wmvjt 

Akşam üstü cereni yolcu ettim..beklenmedik şekilde karlı geçen bir gece olmuştu benim adıma..hem kafamı kurcalan ve yaşadığım kasırganın arkasında olan ismi öğrenmiş hem de sikiş yapmıştım..bereket versin..

“keyfin yerinde bakıyorum?” dedi bir ses..melek, mutfak masasının üzerine oturmuş, elinde bir kurabiye, beni süzüyor gülümseyerek..

“evet..harika, bu kadarını beklemiyordum bu geceden..inanılmaz şekilde hem malum konuda sonuca ulaştım hem de sevişmiş oldum (: teşekkürler”

Güldü, “sınıf arkadaşınla seviştin ama..bir takım sonuçları olacaktır bunun..”

“amaan ne olursa olsun ya..ne olabilir ki?..sonuçta erkek olan benim, tsigalko beni sikti diye bağıracak mı sınıfın ortasında (:”

“öyle yapmayacağını biliyorsun elbette (: ama kendilerine göre yöntemleri var değil mi?..burçin seni tehdit ettiğinde, nasıl ki sana bıçak çekmemiş ya da yüzüne gözüne kezzap atmamışsa, ceren de sınıfın ortasında bağırmaz diye düşünüyorum”

Beni kilitleyen bu cümleler karşısında sessiz kaldım..şeytanla dalga geçmek, laflarını çevirmek, küçümsemek kolaydı, ama melek gerçekten koydu mu tam koyuyor..eline sağlık..

Dahası, sonuna kadar da haklıydı..

“ee..ne olacak peki? Ne yapacak?..ben burçinle ilgili ne yapabilirim?”

“hepsi yolunun üzerinde tsigalko..hepsine sıra sıra uğrayacaksın..demiştim, bu, sıradan ve canın her istediğinde çıkabileceğin türden bir yolculuk değil…her gün yaşayabileceğin tarzda şeyler de yaşamayacaksın elbette bu süre boyunca..bak, bazı “ilk” ler olmaya başladı bile..dahası da, dediğim gibi, yolunun üzerinde..”

Doğru söylüyordu..şu son 1-1.5 haftadır çok değişmiştim..hem kendi içimde, hem de insanlara karşı..”yapmam” dediğim şeyleri yapar olmuştum..”söylemem” dediğim söyleri söylüyordum..

Şu ana kadar bir sorun yok gibi görünüyordu doğrusu..buse ye olan agresif ve bana yakışmayan hareketlerimi bir kenara bırakırsak, bu “yeni ben” sayesinde pek çok şey kazanmış bile olabilirdim aslında..bir kere Burçin in ismini elde ettim yani..o bile tek başına bir hazine…zamanı geldiğinde, hunharca harcayacağım bir hazine..sonra, bir sikiş ayarlamıştım…bir tanesi daha yoldaydı ayrıca..bu hafta sonu da, neslihanın form ve mental durumuna göre epey renkli geçebilirdi..

Yine de meleğin bu şekilde konuşması ve dediklerinde her zaman haklı çıkması, ilerisinin ışıksızlığı ve bilinmezliği, beni az da olsa korkutabiliyordu..hem, “ne olabilir ki yani?” diye soruyordum kendime,rahatlamaya çalışıyordum…hem de “her şey olabilir lan aslında” diyerek korkulara gark oluyordum..

Perşembe günü, sabahtan buselerin sınıfıyla girdiğim ve kendimi tutmak adına pek fazla efor sarf ederek, çılgınlar gibi gerildiğim bir öğleden sonrası, neler olabileceği hakkında bana bir tüyo verecekti ama..

Yavaş yavaş, nasıl bir insan olmaya başladığımı gösterecekti..o gün ve takip eden birkaç gün daha..tehlikeliydi..ve aynı zamanda utanç verici..

bu gecelik benden bu kadar panpalar, erken gelmek kısmet oldu, gececilere sürpriz olsun (:

tekrar görüşmek üzere

panpalar 11426 nolu partın sonuna ve 11428 nolu partın başına ekleme yaptım, amk kafamdakileri yazmaya o kadar dalmışım ki arada bir şeyleri unutmuşum evet dediğiniz gibi (:

o kısımları ekledim şimdi, bu gecenin partlarını baştan okumanızı tavsiye ederim konu bütünlüğü açısından

@burakt94 panpam evet yılbaşı olayı 2 sene önceki olay, orada sızan kız da hemşirelikte okuyormuş, burçin de hemşirelikte okuyor. bunlar demek ki bir şekilde birbiriyle tanışmışlar diye bir varsayım yaptım ben aklımdan.. ikisi aynı kişi değil yani x) dikkatli okumanı tavsiye ediyorum, hatlar biraz karışmış belli

ayrıca bu yazdıklarım, o an için kafamda kurduğum varsayımlardan ibaret, belki de gerçek çok daha farklıdır, onu da benim o günkü halimle beraber, ilerleyen partlarda öğreneceksiniz (:

tekrar iyi geceler, yorumlarınız için teşekkürler, esirgemeyin onları, zira benim için değerliler (:

o özet işini de düşünüyorum son olanlar için, araya epey ayrılık girdi doğrudur, şu hengameden çıkar çıkmaz yeni kısımlara geçmeden evvel bir "previously on piç" yaparız :p

panpalar yarın gece görüşelim, bu gece çalışıyorum :/

herkese iyi geceler,
nasıl koydu lan fener bu akşam x)
staddaydım, eve geleli yarım saat anca oldu panpalar, 5-10 dakikaya başlarız, uzun bir gece olmasını planlıyorum şayet bir de kalabalık isek, sabaha kadar bile gidebiliriz, keyfim yerinde



next--->

 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=