melihkagan

part64

herkese iyi geceler panpalar, güzel akşam oldu, teşekkür ediyorum (:


yorumlarınızı esirgemeyin, görüşmek üzere

herkese selamlar,

breaking bad in yeni bölümü gelmiş, onu izledikten sonra sizlerleyim, 

01.00 gibi buluşuruz sıkıntı olmazsa

selamlar panpalar, 10 dk ya geliyorum,

meireles hayırlı olsun aynen

http://fizy.com/#s/1dejv1 
... 

..yarın 14 şubat çarşamba..yani sevgililer günü..

aslında benim için pek bir anlamı yok gibi görünebilir, ama bir şekilde anlamlandırmak peşindeyim bu kimilerine göre "saçma" ve "gereksiz" günü.
tamam, ben de şekilciliğe karşıyım ama, ne var be abicim..kutlayan kutlasın işte? zaten eğlenmek, bir araya gelmek, stres atmak, insanlarla iletişim kurabilmek konularında sıkıntılı olan insanımızın, arada böyle özel günlerin hürmetine sığınarak kendini aşması belki de kaderinin bazı satırlarını yeniden yazması neden saçma olsun ki?..

tamam sana saçma gelsin gene..sen elitsin okey..ama bırak da biz garibanlar biraz eğlensin..
daha önce de söylemişimdir,
o yüzden, severim yani, yılbaşıdır, sevgililer günüdür, doğum günleridir felan... insanlar kaynaşıyor işte..ne güzel..

dün gece sabaha kadar planlar kurdum gene kafamda, bin bir çeşit senaryolar..

amaç, sevgililer gününde bir şekilde buse yi dışarı çıkarmak, takılabilmek..

dediğim gibi, artık hızlı hareket etmek zorundayım, çünkü birileri, başka birileri, herhangi birileri de benimle ortak hedefe yönelmiş olabilir? 

geçen sefer ki hatalarımı tekrarlamak yok bu sefer..

buse, güzel bir kız..

elbette talipleri olacaktır..etrafında onlarcası vardır belki... sınıfında..sokağında..telefonunun ucunda..bu, anlaşılmaz ya da tuhaf bir şey değil. doğanın kanunu..erkek talip olur..kadın seçer..

yine aşk sarhoşluğuyla, salak salak ağırdan alıyordum, neyse ki dün gördüğüm o sahne beni uyandırdı..kafamda bir şimşek çaktırdı adeta..

dünyadaydım ben?..gerçek dünyada!..dizi setinde ya da romantik bir aşk öyküsünde değil..

insanlar vardı burada..gerçek insanlar..yarış halinde olduğun..her alanda ve her anlamda karşına rakip olabilecek insanlar..öyle durmaya, ağırdan almaya, sarhoşluğa gelmezdi dünya..

aşık insanların yaptığı en büyük hatadır zaten bu..aşkı ve öncesini film tadında yaşamak... lan?..oyun mu oynuyorsun sen? diablo 2 evrenin de mi sandın kendini amına koyim? bir sen gerçeksin, diğerleri npc mi?..

alıverirler elinden kızı..

hani derler ya.."sen dikkatli sürersin, ama başkası gelir çarpar"..

bir daha hayatıma birilerinin çarpmasına izin veremem..

işte bu yüzden olsa gerek, kurmaya çalıştım en mükemmel planları..zihnimde oynadım..defalarca tekrarladım..

nihayetinde, beynim iflas edip, bununla beraber elimdeki hiç bir planın da mükemmel olmadığını (hatta mükemmele yaklaşmadığını bile) görünce..vazgeçtim hepsinden... 

evet evet!... bütün planlarımdan vazgeçtim... 

en iyi plan... plansızlık olmalıydı benim için... 

çünkü bütün planlar ters gidebilirdi?

ama bir plan yapmadıysan şayet, onun ters gitme ihtimali de olmazdı zaten... 

doğaçlama takılmaya karar verdim... biraz da, işimi kadere bırakmaya..

aklımda bu düşüncelerle geldim bu sabah okula işte... 

heyecandan, verilen her ders arasında tuvalete gittim... işemem gelip duruyor... 

sonunda öğle arası oldu..ellerim ceplerimde, çıktım sınıftan dışarı... gazamız mübarek olsun... sonumuz hayrolsun..

http://fizy.com/#s/1dejs4 

yeaah... go tsigalko..go go... 

kafam bomboş..

koridorda insanlar dolanıyor..

usulca, camın dibindeki kalorifere yaklaştım..ellerimi sıcaklığına uzattım..

ne güzel... 

yandıkça kaçırıyorum hafif hafif parmaklarımı... zevkli..

peteklerden yayılan tatlı sıcaklık beni mayıştırdı..gözleri, dışarıda, hayatlarını yaşayan, gülen, eğlenen, ya da sakin sakin yürüyen insanlara takıldı..biraz daha yaklaştım pencere..bacaklarımı da dayadım kalorifere..

çok huzurluyum... 

nedendir bilinmez ama aniden bir mutluluk..huzur çemberi çevirdi etrafımı..kendimi bıraktım... gözlerim daldı insanlara... ne kadar da mutlu görünüyorlardı?

dertsiz..tasasız... sıradan insanlar... sakin hayatlar... imreniyorum monotonluklarına... keşke onlardan biri olsam..aralarına karışsam..beni, sevgiyle kucaklasalar... 

dalgın dalgın dışarıyı izlerken zamanın geçtiğini fark etmemişim..çıkmalarını beklediğim yan sınıf (alt sınıfımız, buselerin sınıfı) boşalmış bile..

farkında değilim..değildim yani..omzuma dokunan bir el yeniden hayata dönmemi sağladı,

"pişt..naber?" dedi elin sahibi sakin bir sesle,

kafamı çevirince gülşenle göz göze geldik,

"ha?..iyiyim (: ..senden naber?" dedim mahmur mahmur..

"iyi bende (: dalmışsın hayırdır? (:"

"hiiç öyle takılıyorum ya (: ..bitti dersiniz her halde?"

"ayyh evet, bıraktı nihayet :/ (: ..yemek yemeye gidiyoruz biz, gelsene sende?" dedi, çoğul ifadesinin sebebi, hemen bir kaç adım ötesinde başka bir kızla laflaşarak bize yaklaşan buse olmalıydı..

"olur (:" dedim neşeyle.."bizim kantinde mi yiyeceksiniz?"

"hı hı (:"

buse de yanımıza vardı, gülümseyerek selamlaştık birbirimizle, sonra da dördümüz yan yana kantine doğru inmeye başladık konuşaraktan..

gece boyu yaptığım, ve başlangıcında "buseyi öğlen beraber takılmaya çağırabilmek" konusunu barındıran onca planı, hazırladığım onca senaryoyu düşününce, kendi kendime gülümsedim..

ah tsigalko... bırak... her şeyi kontrol edemezsin ya?... bazı işleri kadere bırak... 

mutlu mutlu indim ilerledim kantine..planın..daha doğru iptal ettiğim planların, ilk aşaması kendiliğinden gerçekleşmişti böylelikle..
şimdi sıra öğlen yemeği, ve orada edilecek uygun bir teklifte..

ha şey..plan değil tabi bu ama :p ...

http://fizy.com/#s/1dlbyr 

elimizde tavuk sote dolu ekmekler, önümüzde sodalar..kolalar..her hangi bir masadan farkımız olmaksızın, kantinde oturmuş dört arkadaş gibi laflıyoruz..

esasen gülşeni bile pek tanımıyorum... yani bir şey paylaşmışlığımız yok öyle..öbür kızla da anca merhaba merhaba... buse..zaten onu arkadaş olarak görmediğimi sayfalardır bağırıyorum (:

acaba şu kantinde... bu masalarda..benim gibi hisseden bir başkası var mı daha?... bırak kantini, bütün kampüste... hatta bütün şehirde... 

kalbi benimki gibi çarpan biri daha var mı?..gözleri benim gibi görebilen?... 

muhabbet arasında, çok da fazla uğraşmama gerek kalmadan, bir şekilde yine yaşadığımız-okuduğumuz şehre geldi mevzu..sanırım hava durumu muhabbetinden geldik oraya da x)..

hazır şehirden bahsedilirken ve yanımda şehre yabancı sayılabilecek biri varken, 

bundan daha iyi fırsat olamazdı her halde?..ağzımı açtım..inanın kelimeleri daha sıraya bile koyamamıştım..öylece çıktılar ağzımdan..hesapsızca... kasmadan..

"buse? daha önce geldim demiştin ama, sen hala yabancısı sayılırsın buraların, şehri seve seve gezdirebilirim :p" dedim sempatik olmaya çalışarak..

güldü, "olabilir (: kızlarla bir kaç yere gittik gerçi ama, iyi bir rehbere hayır demem (:"

"yarın, okuldan sonra işin yoksa... "

daha cümlemi bağlayamamıştım ki, kızların ikisi birden "aaa" yaptılar, gülşen,

"oğlum yarın sevgililer günü değil mi bee x)" diyerek gülmeye başladı... 

salağa yattım bende, evet, burada, şu anda saf oğlanı oynuyorum

"aa..doğru yaa (: ..var ya o kadar dalmışım ki..farkında bile değilim.."

"yuh ya..:p" dedi gülşen pek inanmamış bir şekilde... lan..bir bırakın da kız konuşsun amk?!

"gerçi benim için de bir önemi yok bu senekinin ama..(: gayet aklımda :p"

yaptığım patavatsızlık (?) dan dolayı pişmanmış gibi garib garib baktım buseye, en mahcup gülümsememi takındım,

"kusura bakma ya :/ :}..unutmuşum ben... "

kız sakince gülümseyip,

"sorun değil (:" dedi..

devam ettim,

"vay be arkadaş... herkese plan yaptıran 14 şubat, bize plan bozdurdu iyi mi? :p (:" deyip güldüm..kızlar da güldüler..gözlerim, hala busenin gözlerinde... sanki, masadaki diğer ikiliden bağımsız olarak, ona özel bir şeyler anlatmak için çırpınır gibiler..yüzümde karmaşık duygular var..

hem beni anlasın istiyorum... delicesine..

hem de anlamasından korkuyorum..utanıyorum... duygularımı...

... gülünüp geçildi bu pot kırışım (!)... başka muhabbetler döndü bundan sonra masada..

olmamıştı..

başaramamıştım..

sanki, kazayla, farkında değilmiş gibi, çaktırmadan yapmaya çalışmıştım ama..

gerizekalı kızların da katkılarıyla, amacıma ulaşamamıştım..

o andan sonra fazla konuşmadım.. söyledikleri şeyleri kısa cümlelerle onayladım, bir de sahte, solgun bir gülümsemeyle öğlen arasının sonuna kadar idare etmeye çalıştım..

olmadı be beyler..

napalım... 

acemiceydi zaten davranışım.. kabul ediyorum... ama kasmaya da dayanamadım... ben, oyunlar oynayarak, kasarak, üzerinde düşünerek sahip olmak istemiyorum ki bu ilişkiye?... doğal yollardan olsun istiyorum... kolayca... sanki birbirini tamamlayan bir legonun parçalarıymışçasına.. otursun birbirinin üzerine hayatlarımız... 

aranın sonunda sınıflarımıza doğru çıktık.. bunları sınıflarına kadar geçirdim.. kendim de dönmüş, ağır, keyifsiz adımlarla sınıfıma doğru ilerliyordum ki adım seslenildi, onu duymayı en çok sevdiğim ağız tarafından,

"tsigalko?"

hemen döndüm? buse kapının eşiğinde durmuş, sonra bir iki adım daha atıp mesafeyi kapattı,

"efendim?" dedim içten bir gülümsemeyle..

yanıma geldi iyice, aramızda bir adımlık mesafe kalıncaya değin hemde..oh..küt küt seslerini şakağımda hissediyorum... 

"şey diycem ya..demin aşağıda kızlar gır gır geçmesin diye demedim de, yarın, akşam.. dışarı çıkabiliriz.. benim için sorun olmaz yani..ne olcak ki? takmam böyle şeylere pek.."

felç oldum galiba..

cevap vereyim istedim ama, daha çene kaslarımı bile oynatamıyorum.. yutkundum..

"senin için de sorun olmazsa tabi(:" diye ekledi gülerek..

nefes almaya çalışarak (zira bir kaç saniyedir unutmuş durumdayım),

"yo..yok.. olmaz canım.. niye olsun" dedim.. rahatlamış bir gülümseme yerleşti yüzüme, dudaklarıma..

"tamam..o zaman? (:" deyip tatlı tatlı gülümsedi.. benim olayı netleştirmemi bekler gibiydi,

"eeaaa... şey yapalım... (: ... ben.. seni yurdundan alayım?..kaç gibi istersen.. (:"

omuz silkti, başını hafifçe yana yatırdı.. çok hafif.. öyle şımarıkça değil.. daha ziyade refleks gibi..

"fark etmez?..yedi gibi iyi midir? (:"

"i..iyi? süper? (: ..o zaman..ee... yarın yedide?"

"tamam (: anlaştık"

"yurdunun önündeyim? x)"

"x) peki"

"iyi dersler (:"

"sana daa (:"

ardında ölümcül bir gülümsemesini de bıraktı ve süzülerek sınıfına girdi tekrardan..

üzerine beton dökülmüş gibi sabitlenip zemine kilitlenen bacaklarımı çözmek bir kaç saniyemi aldı... tuvalete gittim, yüzüme bir su çarptım.. sonra da kabinlerden birine girdim, sessiz bir çığlık eşliğinde 90+2 de gol atmış solskjaer sevinci yaptım, yumruklarımı sıktım, oley çektim, üçlü çektim (beklentilerinizin aksine, 31 çekmedim yani), sonra sevincimden yumruğumu ısırdım bir de üzerine..

yaptığım absürt hareketlerin dağıttığı üst başımı toparlayıp, gayet muntazam ve sakin şekilde çıktım kabinden, bir kez daha ellerimi yüzümü yıkadım, aynadaki görüntüme gülümsedim, kendime göz kırptım, saçlarımı elimle kulağımın arkasına attım, banka reklamlarındaki müşteri temsilcisi öz güveni ve iş bilirliğiyle çıktım tuvaletten, o sırada sanki alın yazımın sesi yankılandı kulaklarımda,

"başka bir arzunuz? "

panpalar, bu gecelik bu kadar olsun

yarın kısmetse, unutulmaz olaylara sahne olan o özel günü paylaşacağım sizlerle, zihnimde canlanan hatıraların haddi hesabı yok, yıllar sonra bile gülümsetmeyi başarıyorlar beni,

gençlik güzel şey be..genç olmak, aşık olmak, aşık bir genç olmak... 

çok güzel şey... 

hepinize iyi geceler..

şair arkadaş gene döktürüyor maşalllah

herkese selamlar panpalar, buralarda mısınız? başlayalım mı? x)

5-10 dakikaya yazmaya başlıyorum, yerlerimizi alalım

harbi lan, o sevimli çocuğun büyümüş haline başka birini bulamamışlar mı aq..

ek: orospu karolin

http://fizy.com/#s/12a7bo 

... mutluluk sarhoşluğu..

benimkiler biraz kısa sürer ama genelde..ne yapayım? bünye müsait değil..

anında çalışmaya başlar beynimin "negatif" "gamlı baykuş" bölgesi..

her şeyden dram çıkarmaya hazırdır doğuştan adeta..

ne güzel, mutlu mesut evime gitmişim, bütün gecem güzel geçmiş, arkadaş tam yatağa yattım, beynimin, az önce tarif ettiğim malum bölgesinden bir ses konuşmaya başladı,

"çok mu kolay oldu sanki?"

öyle mi olmuştu?

normal bir insan, beyni normal çalışan bir insan, ertesi akşam, uğruna yanıp bittiğini iddia ettiği kızla buluşabileceği için mutluluktan, sabırsızlıktan uyuyamaz..

ama gerizekalı tsigalko endişeden uyuyamıyor..neden?..

beynimin karanlık yanı, kızın bazı sözlerini özellikle "kalın ve italik" harflerle vurgulayarak bana baskı yapıyor:

"takmam ben öyle şeylere"... "ne olacak ki?"

bunlar klasik, hoşlanan, ama belli etmemek için rahat takılan bir kızın cümleleri mi?

yoksa durumu hiç siklememesinden kaynaklanan bir rahatlığa sahip kızın cümleleri mi?

asıl soru bu..

buse, benim ona karşı olan (ve bana göre gayet de belli ettiğim) hislerimden memnun olduğu için mi böyle kolayca beni kabul edebildi,

yoksa, aramızda zaten nasılsa bir şey olmasını mümkün görmediği için mi böyle rahattı?

bazen sizde şahit olursunuz 2. seçenekteki durumlara, mesela kız çok güzeldir, ama aynı zamanda samimi olduğu, son derece çirkin (görsel olarak) erkek arkadaşları vardır etrafında..kız bunlara iyi davranır, samimi olmakta sakınca görmez, çünkü zaten kıza göre, çocukla aralarında bir şey olması imkan dahilinde değildir... o nedenle böyle rahat olabilir kız... kardeştirler onlar kardeş demi?..kankadırlar..

götümün kankası..

nah kankasınız siz..

o çocuk senin için geberiyor belki de, ama o da biliyor senin ona bakmayacağını..o yüzden, oyunu senin kurallarına göre oynayıp "kanka ayağı" yapıyor işte..çünkü ona göre, senin yanında bulunabilmesi, masana oturabilmesi, seninle konuşabilmesi bile bir lütuf..

zaten sen de öyle düşünmüyor musun güzelim? etrafında pervane, ayak işlerini yaptırabileceğin, paralı asker misali, köle misali "arkadaş" lar, "kanka" lar..

hıh..

yalan dünya..

işte beyler, benim saplantılı beynim, bu kez de buna takılmıştı..mutlu olmak, rahat etmek varken..

her daim kendimi dramatikleştirecek bir şeyler buluyorum..ender bir yetenek olsa gerek..

o gece uzunca bir süre, kendimi yenmekle uğraştım. nihayet, buse ye olan saf ve samimi duygularım çatışmadan galip çıktı da uyumayı başarabildim..

zaten şu "en güzel aşk zor olandır" felsefesini kafamıza sokan arabesk geleneklerimizin de te amına koyasım var..

hayır arkadaşım, en güzel aşk, sahip olduğun aşktır..

zor olanmışmış..

ammann! sevenler hiç kavuşamasın amına koyim.. leyla ile mecnunlar, aslı ile keremler, ferhat ile şirinler..

hiç biri mutlu olamasın..bir bok oluyor öyle olunca çünkü.. marifet oluyor..

hiç bir hikayemiz mutlu sonla bitmesin sakın..ee, ne de olsa doğuluyuz biz türkler, neşeli avrupalılardan bir farkımız olsun..

yemin ediyorum, dünyada şu ortadoğu-anadolu kültürünün aşk-kavuşma durumlarına yaptığı kadar sapıkça yorumlar ve fanteziler üretebilen başka bir kültür daha yok arkadaş..yok yani..

varsa yoksa acı, gözyaşı bizde..

resmen bunlarla besleniyoruz anasını satayım..

ertesi gün öğle arasını iple çektim gene, kalorifer önünde bekledim gene..bu kez o geldi yanıma, gülümsedi, sadece ikimiz, indik kantine.. sanki gecenin provasını yapar gibi, sohbet ettik.. yalnız..sadece o... ve ben.. yaşadığım duyguları, tüylerimin diken diken oluşunu, göğsümün içinin hipodroma dönüşünü, uyuşup hissizleşen parmaklarımı, parmaklarımın ucunu.. mümkün değil anlatamam size..

tarif etmeye korkar en ihtişamlı kelimeler bile, muhakkak bazı anlar vardır, anlatılamaz hiç bir tasvir ile..

... 

yan yana sınıflarımıza çıktık tekrar, onu sınıfına uğurlayıp döndüm ki, nilayın yarı gülümseyen bir yüz ifadesi, tuvaletten çıkmış, sallana sallana bana doğru geldiğini gördüm, başıyla "vay vay" hareketi yaptı, sonra da sınıfa girdi..

içeri, beraber oturduğumuz sıraya geçtim, duvar kenarını vermedi bu sefer,

"olayı iletletmişsin?" dedi imalı imalı..

"öyle oldu biraz (:"

"hıı (: .. şu öbür kızı komple sildin yani ha?"

"hangi kızı?"

"oohooo (: sen uçmuşsun be oğlum (: ..burçin i diyorum, hani şu hemşire "

"hee... evet.. onla görüşmüyoruz artık.."

"aslında tatlı bi kızdı o da?"

"yaa ya..ne demezsin.."

"niye lan? daha iki gün öncesine kadar ağlanıyordun bana?"

"geçti o günler.." deyip elimle salla gitsin hareketi yaptım..

"ben o kızla tanıştım biliyor musun? (:" dedi nilay..

bir anda kan beynime sıçradı,

"ne?..ne zaman!"

"bir kaç gün olmuştur.. hatta geçen hafta sonu işte ya..geçen pazar.."

neeee!!!

şok halde bakakaldım nilayın yüzüne..bu,

"ne oldu ki o kadar aşırı tepki veriyorsun?"

"nasıl tanıştınız? ne zaman? tam olarak ne zaman? saat kaçta??"

bu sefer şaşırma sırası nilaydaydı,

"ya..bi sakin ol be..ahaha.. manyadın ha... bilmiyorum akşam üstüydü..biz necoyla oturuyorduk senin çaldığın yerde işte... "

necoyla mı oturuyordunuz?..al bir şok daha... dur daha neler duyacağız hele..

"e... eee?"

"bu geldi, bayağı morali bozuk gibiydi..ben de göz aşinalığım olduğu için selam verdim..bu da gülümsedi filan (: ... şaşırdım aslında, hemen yan tarafa oturdu, ben masaya çağırdım bunu işte..o ara 1-2 saat, tanışıp konuştuk..bu kadar..ne var bunda bu kadar büyütülecek?"

yaa..ne var bunda büyütülecek tabi?... tabi..

ne var demi beyler? hiiiç bir şey yok amına koyim.. hiiç...

beyler bi sıçıp geliyim ya..moturu bozmuşum aq..

http://fizy.com/#s/1ahsgi 

..derin bir nefes aldım..söyleyeceklerimi şöyle bir aklımda sıraladım, çünkü çok seri sıkıcam birazdan, uzi gibi boşaltıcam yani, o yüzden sıralı olmaları iyi olur..

"nilay!" dedim yüksek olmayan, ama otoriter ve net bir ses tonuyla, "bir daha o kızla görüşmeni istemiyorum..hatta yan yana aynı kaldırımdan geçmeni bile istemiyorum..ayrıca necoyla ne işiniz vardı pazar akşamı kafe de?"

kızın yüzü asıldı, sonra küskün bir biçimde, "ne..ne biçim konuşuyosun ya.." dedi, "allah allaah..ne oldu sizin bu kızla bu kadar aranızda da düşman kesildin böyle? hem görüşmek, görüşmemek ne ya? alt tarafı iki muhabbet ettik, tanıştık biraz, o kadar..yok necoyla ne işin vardı, yok o kızla görüşme..peki abi? gece de sütümü içerek yatayım demi?"

sinirli sinirli duvar kenarına kaydı, 

tam saldırmaya devam edecektim ki hoca geldi..

ders boyu tek kelime etmedik, arada bir baktım göz ucuyla, yüzü mahkeme duvarı gibi, dünyayla alakasını kesmiş, bastıra bastıra tahtadaki formülleri geçirmekle meşgul..

e be nilay... neyse, ben sana sorarım bunların hesabını nasılsa sonra..dua et bu akşam özel bir randevum var, moralimi yüksek tutmak zorundayım..

ayrıca, o burçine de iki çift lafım olacak, ya kızı çıkaramadık arkadaş hayatımdan yaa..var mı böyle bir şey? tam ben kurtuluyorum derken bu sefer de arkadaşlarıma saplandı..bela mıdır, manyak mıdır nedir anlamadım ki..

iyi akşamlar dilemeksizin (o yüzüme bile bakmadan yanımdan geçip gidince ben de bir şey diyemedim haliyle) ayrıldık nilayla, gerizekalı tripcan..

ben de yol aldım hızlı adımlarla..2 saat vaktim var buluşma için..hızlı hareket etmem gerek..önce bir yere uğrayacağım..sonra da eve..duş,giyinme, mental hazırlık, kızı almaya gitme... sikiyim..çok sıkışık oldu böyle be..

yolda cüzdanımı kontrol ettim, içinde taa pazartesi gecesinden ayarlanmış ve benim için para ve kredi kartlarından daha değerli olan bir şeyler var..aman,..olmaları gereken yerde olduklarını görünce mutlu mutlu gülümseyip, evden önceki durağıma doğru ilerlemeye başladım..

http://fizy.com/#s/1agmkd 

zamanında ilk fak badimi bulmama ön ayak olan(unutkanlar için v.02: ayçayla tanıştığımız mekan), sonrasında da çok kere uğrayıp, hem eğlence çeşitliliği hem de atmosferinin samimi olmasından ötürü "mekanlarım" listesine aldığım kafe&bar a uğradım..

tıpkı sokaklar gibi, burası da çiftlerle dolu..çok güzel lan..her yerde aşık insanlar..sevgililer..karı kocalar..nişanlılar.. "havada aşk kokusu var" cümlesi, tam da bu gün için söylenmiş olmalı..

kasaya yaklaştım, 

"merhabalar? (:"

hakkında mekan sahibi olduğunu düşündüğümüz, orta yaşlı hoş, sarışın ablamız (teyzemiz dersek alınabilir) iç tarafta oturduğu yerden önce öylesine uzattı kafasını, kulakta kocaman halka küpeler, elde sigara, saçlar topuz..oohh, tam patroniçe valla (:

sonra beni hatırladığını-bildiğini gösteren bir gülümsemeyle "merhaba (:" dedi, bir zahmet tanısın aq, hiç ödemediysem 10-15 kere hesap ödedim kendisine..

"ya ben reserve yapabiliyor musunuz diye sorucam ama? (:" dedim sempatik olmaya çalışarak, kalktı gülümseyerek rafın önüne geldi,

"reservee..bu gün çok kalabalık olur ama tatlım , zor biraz reserve yapmamız :/"

"aynen, farkındayım onun, zaten o yüzden ayarlabilirsiniz belki diye şey ettim :}"

güldü, devam ettim,

"akşam 8 gibi şu yola bakan masalardan birini tutmanız mümkün olmaz mı?" deyip sırıttım..ısrar ediyorum..

iç çekti hafifçe, "ah gençler" der gibi gülümseyip gözlerini kırptı, 

"bir de yola bakan masa olacak yani (:"

güldüm, "ya, olursa işte :p"

"peki..bir tane tutucam senin için, ama yol tarafındaki olur diye söz vermiyorum..geç kalırsan da kaptırırsın ona göre, 5 dakikadan fazla beklemem (:"

neşeyle sırıttım, oley be, "yok yok..8 de buradayız (:"

"peki (:" deyip bir şeyler karaladı önündeki kağıda,

"isim vereyim mi?"

"gerek yok, ben buradayım, biliyorum seni (:" diyerek rahatlattı beni,

"tamam o zaman, çok teşekkür ederim (:"

"rica ederim" deyip bilmiş bilmiş güldü..

hızla çıktım mekandan, şimdi istikamet ev..mekan işini hallettim..hiç bir şeyi şansa bırakmamak lazım

... 

veeeeee... hamileyiiiimmmmm hamileyiim hamileyim haaaaamileeeeyimm..

ehehe..

veee,

sonunda hazırım, kendimi terletmemek için fazla hızlı hareket etmeden kız yurduna doğru ilerliyorum.. şimdiden pır pır etmeye başladı kalbim..

of lan.. ölmemem lazım.. sakin biraz..

ne konuşucam acaba lan.. nelerden bahsedicem kıza?... vah amk..ne zor iş... hiç böyle olmamıştım lan? (bunu 20. kere söylemiş olabilirim, ama her seferinde de hiç öyle olmamıştım ) kızla ne konuşacağım konusunda bile endişelenebildim ya, resmen bir yaşıma daha girdim yani..

yediye beş kala kapının önündeydim, telefonu çıkarıp mesaj attım,

"geldim ben (:" 
*

cevap geldi,

"iniyorum hemen (:"

son bir kez saçımı başımı, üzerimi kontrol ettim, ellerimi sakallarımda gezdirdim şöyle bir.. uzun ya, bir şey filan varsa toz-hav bilmem ne, düşsün..

derin derin nefes aldım bir kaç kez.uff.. için için üşüyorum lan..hem üşüyorum, hem de sıcak basıyor aynı anda..

bu gün sevgililer günü ve ben buse ile dışarı çıkabiliyorum?

..mükemmel olmalı..

her şey mükemmel olmalı..

yaşadığı, yaşadığım, yaşanılan en mükemmel sevgililer günü olmalı.. allahım yardım et..acı bana.. biraz olsun yardım et..amin

http://fizy.com/#s/1ajcsx 

..binasından çıktı..

bahçe boyunca ilerledi..loş beyaz bekçi kulübesinin önüne geldi, iznini aldı..gözlerimi bir saniye bile ayırmadım..her saniye değerli benim için..

onu gördüğüm her saniye..ziyan etmeye kıyılamayan pudingler gibi..hani kasenin dibini yalarsınız böyle..aynen öyle... her anı kıymetli bu gecenin..

gülümseyen bir yüzle dış kapıyı da açıp çıktı dışarı, 

"selam (:"

"selam (:" dedim, gülümsemekten yanaklarım yırtılacak lan..julia roberts dan halliceyim..

gündeki teyzeler öpüşmesi..sarılış kısmı belki 1 saniye daha uzun yalnız..bilerek uzattım x)

yarım dakikadır içimde tuttuğum nefesimi derin bir rahatlama eşliğinde verirken, "nabersin (:" dedim salak salak..lan..çok salağım aslında ya..o kadar salağım ki, kıyamaz seversiniz beni..

"iyi (: senden naber :p" dedi, e öyle salak girişe böyle alaylı cevap gelir zaten..

güldük..benim heyecanıma ve saflığıma..ama, bence o da heyecanlı..o da mutlu..valla lan?..gözlerinin içi gülüyor... canım benim..bir tanem..sevimlim..

"napalım? hava biraz soğuk gibi ama? kordonda yürüyelim mi? üşürmüsün?"

"yoo, sıkı giyindim (:" deyip montunun yakalarını kavradı, bana gösterir gibi yaptı (: 

gülüştük,

"tamam o zaman..güzel oluyor yol bu saatlerde zaten..bugün daha da güzeldir..insanlar..(:"

"(: hıı ım, sevgilisi olanlar yaşadı (: ..romantik anlar filan x)"

bayılıyorum böyle içten konuşmana benimle..

utangaç utangaç gülüştük gene..

kordona varınca deniz tarafına doğru saptık, kenardan yürüyoruz..hafif rüzgar ikimizin de saçlarını, benim atkımı uçuşturuyor..hoş ışıklandırmanın altında aheste aheste yürüyoruz..bizim gibi yürüyen, ama büyük kısmı bizden daha samimi görünen (kol kola, el ele, omuz omuza) çiftlerle yan yana, karşı karşıya... anın tadını çıkarıyoruz..güzel duygular bunlar..endorfin tavan yapmıştır şimdi kanımızda.. (:

"atkımı verebilirim, üşüyor musun?"

"haayır hayır (: ..üşürsem söylerim..ama sadece atkıyla kurtaramazsın o zaman x)"

espri yapan dillerine kurban..ellerimi iki yana açtım, "abi atletime kadar x)" dedim "atletime kadar yani,hiç sorun değil" 

koptu bu..eliyle kibarca yüzünde, sakinleştirmeye çalıştı kendini,

yan yana yürüyoruz..tabi her hangi bir temas yok..ayıp olmasın diye şey etmiyorum ben zaten hiç..kendisi şey ederse anca işte..

http://fizy.com/#s/1d77sb 

bir süre sonra gül satan bir çingeneye denk geldik..şaşırdım mı? tabi ki hayır..

sıradan bir günde bile kordonda en az 3-5 tanesi olurken, böylesine bir günde sayıları 10 misline çıkmış olsa şaşırmam..peki itirazım var mı?

lan?

manyak mısınız ne itirazım olacak, ahaha, hoşuma bile gitti, işime geldi lan x)))

hafif tombik, güzel yüzlü çingene kızı, biz genç çifti görünce hemen yapıştı,

"abiğ, güzel ablama gül almaz mısın?"

buse şaşkınlıkla bana sokuldu,

ben gülmeye başladım, bir iki şaşkınlık ünlemi yaptım filan (ki dediğim gibi hiç şaşkın değilim, bunun böyle olacağı belli, ama yanınızdaki insan şehrin yabancısıyla şaşırması doğal tabi)..

"güzel ablama güzel kırmızı güllerimden almaz mısın?"

buseye baktım, kaşları havada, ağzı yarı açık-güler pozisyonda..tamamen şaşkın..

"almaz olur muyum ya?" dedim gülerek, çiçekçi kız hemen boyun kırdı, gül demetinin içinden, müşterisine karpuz beğenen pazarcı edasıyla bir tane gül seçti güya itina ile (: ..

buse kolumu tuttu hafifçe, baktım bir an,

"yaa gerek yok (:" dedi hem telaşlı, hem utanmış hem de şaşkın..gülümsüyor bir yandan, kaşlar havada..

"olsun" deyip göz kırptım, olsun..olsun tabi ki? neden olmasın? (:

çiçekçiye parasını verdim, alt tarafından tutmalık yeri folyoyla sarılı gülü almak için uzattım elimi..aferin, dikenler, narin parmaklarını hırpalasın istemem..

çiçekçi, "ablama veriyorum (:" deyip beni çalımladı, gülü buseye uzattı, kız bir bana, bir çiçekçiye bakıyor..ağzı kulaklarında ama bir yandan da hala tereddüt içinde, kaşlar da inmiş değil yani x)

neyse aldı sonunda, 

"allah mutlu mesuud etsin abiğ 
* " dedi gerdan kırarak işveli çiçekçi kız,

kafamı çevirip son son, "eyvallah p:" deyip sırıttım,ehehe, len ne kıyak oldu be x).. yürümeye yeniden başlarken, elindeki güle hala şaşkın şaşkın bakmakta olan buseye döndüm sonra,

o da bana baktı, "gerek yoktu ya (:" dedi epey mahcup şekilde,

hemen şakadan itiraz ettim,

"aa..olur mu? buse hanım? madem bu kutsal günde sevgili çiftlerimizin arasına sızdık, o zaman kurallara uymak zorundayız! kamuflaj şart! x)"

gülmeye başladık tekrar..kafasını sağa sola salladı, gözlerini kırpıştırdı..ağzımız kulaklarımıza varıyor ikimizinde..

"peki öyle olsun (: ..uyum sağladık demi şimdi? (:"

yalandan düşünüyormuş gibi mimikler yaptım,

"eeaaa... yani..iyi gidiyoruz evet.." sonra eğilip fısıldadım, "aman ha, çaktırmamamız lazım ajan olduğumuz "

tekrar gülüşmeler..

biraz daha yürüdük..biraz daha lafladık..

saat sekize geliyor..kafeye de yaklaştık..yavaş yavaş yönümüzü yola doğru çevirelim bakalım,

"bir yerlere oturalım mı ne dersin? (:"

"olur? fark etmez? sen mi üşüdün yoksa :p"

"yoo (: daha yürürüz gece gene, yormiyim dedim seni (:"

"tamam oturalım o zaman..ama bir şartım var?"

"nedir efendim? (:"

"içecekler-yiyecekler benden"

"eeeımm..söz vermeyeyim o konuda (:"

"aa olmaz o zaman..hani uyum sağlıyorduk?"

"ama uyum sağlayacaksak benim vermem gerekiyor busecim :]"

"hiç de bile..sen, sevgiline gül hediye ederek romantik bir jest yaptın, şimdi o da bu şekilde elinden geldiğince durumu dengelemeye çalışacak..demi yani? x)"

"ııı... yani.."

"öyle öyle..itiraz yok (: ..valla anlarlar bak sonra ona göre :p"

güldüm..

"peki..ama sırf uyum sağlamak için bilesin :p"

"tabi canım..çaktırmıyoruz :p"

gülüşerek yol tarafına ilerledik, saat tam sekize beş kala, güç bela reserve ayarladığım yerin önündeydik,

"burası nasıl?"

"iyiii? gibi ama..boş yer yok galiba..amma dolu haa..bilindik mekan heralde.."

"bir bakalım ya? ne olur ne olmaz, yoksa başka yere gideriz.."

"eh iyi, ama hiç sanmıyorum (:"

içeri doğru ilerledik..

ohaaa..

vay amına koyayım beyler.. şaka falan olsun.. yazık ulan?

harbiden ölümlü dünya be beyler.. adam benimle yaşıt ulan? kalp krizi ha?..oha diyorum.. hemşerim çıktı bir de..olaya bakar mısın?

bu gecelik burada kesebiliriz isterseniz, valla yemin ediyorum bütün hevesim kaçtı şu an..

arkadaşlar bu gecelik bu kadar olsun, benim de yazasım kalmadı inanın.. gencecik, üstelik sporcu bir adamın ölmesinin üzüntüsü bir yana, üstüne bir de hem yaşıtım, hem hemşerim olunca etkisi katlandı resmen..

ölümlü dünya görüyorsunuz.. hiç birimizin yarına çıkmaya senedi yok. bunu bile bile insanların nasıl hırsla gözleri dönüyor anlamak mümkün değil..

hepinize iyi geceler panpalar, yarın gece görüşürüz kısmetse eğer.

selamlar panpalar, 00.00 dan sonra buluşalım (:

selamlar panpalar,
başlayalım

bir de, bugün özel bir şey mi var anlamadım, herkes çarşamba gecesi uzun yaz deyip duruyor da, bir şey mi kaçırıyorum acaba? (:

next--->

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=