melihkagan

part58

oo jack sen uğrar mıydın buralara yau

eve girdiğimiz andan itibaren hemen kendisini v.i.p kategorinden ağırlama çalışmalarına başladım.. bunu çok vurguluyor olabilirim, belki gözünüze batıyordur ama olması gereken budur beyler, eve gelen misafire, hele ki bu misafir, hakkında bir takım duygusal beklentiler olan kadın kısmı ise, özen göstermek gerekir, ben ailemden böyle gördüm, misafir kutsaldır..

ben gene üzerime düşeni yapıyorum elbette, artık okumaya alıştığınız klasik seremonimi yazmama gerek yok. bilgisayarın başında takılıyoruz, ekşiydi, yonjaydı, buralarda dönen muhabbetlerdi, buna asılan barzoların arkasından yaptığı geyikler, benim hemcinslerimi koruma çabalarım (!) derken muhabbet iyice ısındı.. omuzları omuzlarıma bitişik, divana her geçen saniye biraz daha yayılıyoruz, dakikalar saatlere doğru ilerledikçe, daha da gevşiyoruz.. üzerindeki stresi hemen hemen attım sayılır, ama ben de kararlıyım beyler..bu gece bir atak yapmaya niyetim yok..ha, ondan bir şey gelirse, o zaman duruma uyarım, ama bin bir türlü laf arasından dolandırarak evime davet ettiğim bu kızı daha ilk geceden ürkütmek niyetinde değilim.. bırak..o bir şey yaparsa eyvallah, yoksa ben valla elleşmiycem.. söz..

"film izler miyiz? " dedim.

"olabilir, ama çok uzun sürer mi ki?"

"yoo 2 saat en fazla, neden?"

"e ben nasıl gidicem evime minibüsler bitiyor gece bir saatten sonra (:"

"haa..yaa ben seni bırakırım canımmm, sen ona ne takıyorsun.. işin filan varsa bilmem de, onun dışında saati sorun etme yani (:"

"gece gece seni taa oraya niye yürüteyim, hazır araba varken giderim işte (:"

"valla ben üşenmem (: ama sen bilirsin, ısrar etmiyorum"

"saat kaç şimdi.. oohoo 11 olmuş bile?? bence filmi başka sefere bırakalım, olur mu?"

"sen nasıl istersen, teklif var ısrar yok (:..başka sefer mi? başka sefer derken? x)" bulduğum açıktan hemen ofansa geçmiştim gene, alışkanlık işte ne yaparsın..ben öyle gevrek gevrek sırıtınca bu da güldü,

"başka sefer işte canım allah allahh (:" deyip yalandan atarlandı..şu masaya yumruğunu yalandan vuran hallerine hastayım.. dayı ya (:"

"gene gelirsin yani? (:"

"çağırırsan.. geliriz (:"

"haa çağırırsam.. tamam, ben de bir an musallat oldun kurtaramıycam sandım :p"

":p çağırmazsan da çağırma be"

sevimli sevimli gözlerini kırpıştırdı.. çok tatlısın amk..ve aramızda sadece santimler olmasına rağmen ben daha elimi omzuna bile atamadım.. yine de birbirine hafifçe bitişik vücutlarımızın paylaştığı sıcaklığı seviyorum..bu bile iyidir şimdilik..

"madem film izlemiyoruz..o zaman, normalde filmden sonra göstermeyi düşündüğüm bir şeyi gösterme zamanı "

"allah allah, neymiş o? (:"

"küçük tsigalkoyla tanışmaya hazır ol "
"ney?" dedi bu mahmur mahmur,

yerimden kalktım, dolabımı açıp kitapların arasından, tamamen planlı bir şekilde, özenle seçip, şu son gelişimde evden getirdiğim fotoğraf albümünü aldım..

"aaa küçüklük fotoğrafların mı var??" deyip sırıttı, neşeyle gözlerinin parladığını görmek hoşuma gitti.. kızlar sever böyle şeyleri..

"aynen" dedim, elimde albümle yeniden divana zıplayıp yanına sokuldum, görseniz beyler, öyle saf, öyle zararsızım ki, adeta çüksüz gibiyim lan.. böyle saçlar da uzun hani, sakalları da eve gidiyoruz diye yeni kesmişim, böyle dışardan bak, zararsız, karı gibiyim lan resmen.. efendim şirinlikler, devamlı gülmeler filan..

ama içeride ne fırtınalar kopuyor sen bir de bana sor.. ulan şu divana oturtup da bu kadar uzak kaldığım bir kız olmadı daha be..ayçasıyla, elifiyle seviştik, begümle, nilayla bile daha yakındık, gerçi onlar hep şakalaşma, arkadaşım ya hani onlar benim ehehe..

ama bu kıza dokunamıyorum.. sanki, böyle avcumun içi koluna bile değse büyü bozulacak, sıkıntı yaşanacak gibi geliyor içten içe.. sikeyim..hep bu şeytan ve nilayın yüzünden.. kafama türlü türlü şey soktular..ben bildiğim gibi yapsam şimdiye sevişiyor olurduk belkide..

belki de kafama çantayı yerdim tabi o da ayrı bir ihtimal..

sayfaları beraberce çevirmeye başladık, tek başıma, kumda oynarken ("git kumda oyna amk" demişler belli ki) elimde futbol topuyla, kamyonla, plastik küreklerle, ayağımı ağzıma götürmüş yalarken, babamın omzunda, annemin, anneannemin kucağında..bir sürü resimler..

"oha..ne kadar sarıymışsın küçükken, tam bir civ civv x)" deyip gülmeye başladı bu..

"evet şu, "ben küçükken sarışındım" efsanesi bende gerçek gördüğün gibi x)..ayrıca gözlerim güneşte yeşil, gölgede mavi, floresan altında sarı olur :p"

"hahaha.. hastayım öyle tiplere de ha..(: ama cidden sen baya civcivmişsin..şu kim?"

"e annem de açık tenli babam zaten sarışın.. olsun o kadar..o babamın bir arkadaşının oğlu, aileler beraberce tatildeyken"

"burası nere?"

"didim olması lazım..ben de çok hatırlamıyorum ya, orada 2-3 yaşındayım en fazla, didim olması lazım ama"

"evet.. sevimli bebekmişsin be (: bir de şimdiki hale bak :p"

"yeaa.. demek öyle, sağ ol :p"

fotoğrafların her birinde ayrı ayrı gülüp yorum yaptık, epey ilgilenmiş göründü, o arada yaşananlar bizi biraz daha yaklaştırdı birbirimize.. artık neredeyse yanak yanağayız..

"çıplak pozlarım var " dedim, "biraz daha ilerde x)"

"küvette mi? hahaha..o da klasiktir zaten, bakiyim, nerdeler.."

bir kaç sayfa çevirince benim pipili mipili, şamdan dergisine poz verir misali fotolarımı bulduk,

kıkırdamalarla geçen dakikalar, benim bel seviyesinde bir iki esprim, kıza sıcak basması, gülerken tıkanır gibi olmamız derken albümün sonuna geldik,

"çok güzelmiş albümün" dedi tatlı tatlı, "herkesin masum olduğu bir zaman varmış demek ki? :p"

"eyvallah (: da, şimdi çok mu hainim yani?"

"çook çok (:"

"aşk olsun, ne hainliğimi gördün? (:"

"bilemiyorum, onu sen hatırla (:"

"tabi, söyleyecek bir şey olmadığı için "bilemiyorum bla bla" hemen x)"

"tamam, söyle, hangisini söyleyeyim, söyle! x)"

"elim sağlam diyorsun? (:"

"tabi canım! ben seni bozmayayım şimdi diye geçiştirdim yani :p"

"peki, madem hain, hin cin adamın biriyim, o zaman niye şutlamıyorsun beni hayatından "

göz göze geldik.. çok yakınız beyler.. hadi burçin.. ıslat şu dudakları artık.. hadi bebeğim benim..

"bir umut belki adam ederim diye" dedi gülümseyerek.. gır gır yapar gibi bir hali yoktu.. samimi bir gülümseme.. samimi bir ses tonu.. belli ki az önce hakkımdaki gerçek düşüncelerini duymuştum, belki de ilk kez..

ben onun için düzeltilebileceğine inanılan bir çeşit anomaliydim..

aklıma ister istemez ceyda geldi bir anlığına..

vay arkadaş..hep aynı hikayeler? yani bu kadar mı belli oluyor benim anormalliğim? alnımda mı yazıyor amına koyim? ve bir de şu kadınlardaki "düzeltme" takıntısı.. hepiniz doktorum kesildiniz bir anda öyle mi?

yoksa bu, sizin, kendisi masum, erkekleri çakal gösterme amaçlı, genel yaklaşma şekliniz mi?..

ayarı baştan veriyorsunuz yani..

siz kaka..

biz pak..

biz o kadar iyiyiz ki,

bu iyiliğimiz, sizi bile düzeltmeye yeter,

kıymetimizi bilin, yamuk yapayım demeyin ona göre ha!

yoksa bulamazsınız bir daha bizim gibisini..
burçini, bu sıcak ve aramızdakilerin (her ne ise onlar) olgunlaşması açısından faydalı geçen, ama biraz kısa sürmesi sebebiyle tadı damağımda kalan gecenin ardından yine durağa götürüp uğurladım.. gelirken önce tokalaşan, neredeyse yanak bile vermeyen kız, giderken sarılarak ayrıldı..

giden minibüsü bir süre dalgın dalgın izledikten sonra evime yöneldim, tam düşünceler zihnime şimşek gibi doluşuyorlardı ki, net bir şekilde set çektim önlerine.. yeter lan.."düşün düşün, boktur işin" derler.. yeter bu kadar düşündüğüm.. artık düşünmek istemiyorum.. gidip, tam da bu kafayla, hiç bozmadan uyumak istiyorum.. yeter..tamam işte..iyi kötü bir gece bitti..koy kafanı yastığa, düşüncelere değil, uykuya dal bu sefer..

tam da bu kararıma uygun hareket ediyordum ki, dalmak üzereyken odamın kapısı tıkladı, ardından açıldı,

"tsigalko?..uyumuş mu la?"

"yok lan yok uyanığım.. noldu hacı söyle" (gelen nuriş)

"ha, abi uyandırdım mı ya, kusura bakma?"

"yok aga dalmamıştım daha, noldu? gel gel yak ışığı"

"aga, bizim yarın ki program iptal, onu söyleyeyim diyecektim, ilkay aradı da beni, bu cuma yokmuş canlı müzik"

"ha..iyii.. yorgundum ben de valla iyi oldu"

"murat abi yılbaşındaki program için istiyormuş bizi"

"hadi ya? nasıl ki o program, saatleri filan..hay anasını, lan yılbaşı da geldi ha, bir sikim ayarlamadık.."

"aga işte onu konuşmaya gidicez yarın, ilkay bir şeyler söyledi ama tam anlamadım bende. üç gurup çıkıcakmış galiba, biri de biz olucaz eğer anlaşabilirsek"

"e iyi madem.. yarın gider konuşuruz?"

"aynen aynen, gene bir araya geliriz de, gider bi bakarız ne iş"

"tamam hacı eyvallah haber verdiğin için "

"hadi iyi geceler.."

"iyi geceler..ne yapıyonuz siz, hepiniz aşağıda mısınız?"

"evet..bir şey yapmıyoz bea.. takılıyor öyle herkes işte"

"tamam.."

"hade kaçtım"

"hadi güle güle (:"

biraz daha döndüm yatağın içinde, ama az önce üzerime çöken uyku, bu sefer de kaçıp gitmişti.. indim aşağıya, gaza getirdim bizimkileri, gecenin köründe gene takımları kurup dota attık... heey gidi gözünü sevdiğimin öğrenciliği.. ertesi gün herkesin dersi vardı, hiç kimse gitmedi.. (:
http://fizy.com/#s/1dejw1 

ertesi gün akşam üzeri kafeye gittik ben ilkay nuriş, ömerin acil işi çıkmış gelemedi, ama ne yaparsanız ona uyarım diye de teminat verdi bize,

neyse konuştuk..murat abi önce "çıkmaz istersiniz çıkın çocuklar, yani zorlama yok, ama siz olursanız iyi olur" diyerek alttan alta gazı verdi, e çıkalım be abi, hem bizim için de farklı, unutulmaz bir yılbaşı olur..insan kaç yılbaşında sahnede olup insanları eğlendirirken, onlarla beraber coşarak yeni yıla girebilir ki?..

kabul ettik, ayarladık programı, ücret de geceye özel, normalin iki misli..oh, paranında amına koyduk, eyvallah.. (:

program, yılbaşı dolayısıyla diğer günlerden biraz farklı, ilk olarak 9.30 da biz başlıyoruz..molasız, 11 gibi bitiriyoruz..11 de ikinci grup çıkıyor, perşembe programında berber çaldığımız rakçı tayfa, onlarla yılbaşına girdikten sonra, 00.30 da bayrağı gitarist kız-solist çocuk ikilisine bırakıyorlar, onlar da artık 02.00 ye kadar filan, coşku sonrası sakinleşme-romantizm vb. anlarıyla geceyi kapatıyorlar..

ilk çıkmamız iyi oldu, çünkü böylece yılbaşına girilen saniyelerde, arkadaşlarımızın arasına kaynaşmış olabileceğiz, el ele, kol kola, omuz omuza sayacağız 10 dan geriye..ne güzel lan..şimdi iki gece uyku tutmaz beni amk (: ..ah bir de burçin ailesinin yanına gidiyor olmasaydı..beraber girecektik yeni yıla..

ama belki de hayırlısı oldu be beyler..o zaman da kaç yıllık arkadaş gurubumdan ayrı kalmış olacaktım..gerçi ben burçini de onların arasına sokardım mutlaka ama, işte bütün ilgim ve dikkatim onun üzerinde olacaktı..tek kişiye bağımlı bir gece geçirecektim..

oysa şimdi, masadaki bütün dostlar, bütün bayanlar, bütün baylar, bütün gaylar benim x)

o cuma ve cumartesi kayda değer bir gelişme olmaksızın, burçinle ve nilayla mesajlaşma, bizimkilerle takılmaca şeklinde geçti..

en nihayetinde 31 aralık gecesi gelip çattığında, her zamankinden daha da fazla bir özenle giyindim, saçımı başımı düzelttim, her zamankinden daha fazla oyalandım aynanın karşısında (artık o nasıl mümkünse (x ) ve tahmin edebileceğiniz üzere her zamankinden daha fazla heyecanlıydım..

sanki yine ilk gecemize çıkarkenki gibi..bütün dostlar orada..bir kaynaşık ortam..sesler..görüntüler..bulanık..loş..samimi..sıcak..biraz dumanlı (lanet olsun ki)..

gece öncesi nilayla konuşurken şaka yollu eda nın mevzusunu açtım "geliyo mu bizim kız :p" gibisinden..başta hemen çemkirse de (burçin muhabbetinden dolayı) sonradan ikna oldu..elbette geliyor aq... sanki ben sormasam gelmeyecekti..ama nilay ihaleyi kendine yıkmak istiyor, başta naz çekmesine rağmen işine de gelen bir durum hatta..aslında neden ısrarla bana kız ayarlamaya çalıştığını da tam anlayamadım, acaba bana borçlu gibi mi hissediyor kendisini ya da yoksa bende bir yamukluk fark etti de, "bu beni sikmeye çalışmadan evvel şunun başını bağlayayım" diye mi düşünüyor?
valla sende gözüm yok nilay, varsa gözüm çıksın yani..aman.. (:

neyse ne işte..çok da fazla sorgulamamak, detaylara takılmamak lazım bea..bunca zaman kılı kırk yardık da ne oldu..bırak anasını satayım..rahat takıl biraz..düşünme bu kadarrr..relaks..bak, önünde dostlarınla harika bir gece var..muhtemelen bir daha bir benzeri olamayacak tarzda bir gece..fazla düşünme... çok sorgulama..yargılama ve keyfini çıkar..

bu rahatlatıcı telkinlerin eşliğinde bizimkilerle beraber çıktık evden, beşimiz birden,biraz erken çıktık önce manitalarla buluşulacak (tabi manitası olanlar... benim gibi yalnız ezikler değil :/ )..biz biraz erken kaçıcaz nurişle, ilkay ve ömerle bir araya gelip sahneyi ayarlamaya başlayacağız..gelenler gidenler filan derken..ortalık epey karışacak artık ama sikerim..hiç düşünmüyorum valla..kafam rahat, o an, o saniye neyi gerektirirse onu yapacağım..

hani ben de, rahatım filan ayağı yapıyorum da, böyle yolda giderken filan, bizimkilerden birbirinin omuzunu sıkan mı dersin, kolunu atıp sırtına şaplatan mı dersin, omzunu yumruklayan mı dersin (: herkes bir kıpır kıpır..heyecanlarını ve coşkularını böyle böyle dağıtmaya çalışıyorlar..içi içine sığmıyor lan insanın (: ..allah ağzımızın tadını bozmasın..masal gibi bir hayat yaşıyorum bir kaç aydır adeta..

tek eksik, kara bir nokta gibi duran çözümsüz ve kronikleşmiş yalnızlığım..ah..ah işte bir de sevdiğim..gerçekten sevdiğim bir sevgilim olsa..resim tamamlanmış olmaz mıydı?..kusursuz mutluluk ve huzur..

ama belki de,bir şey dışında her şeyin bu derece mükemmel gitmesinin sebebi, benim o "bir şey" konusunda yaptığım fedakarlıktır..bir nevi veziri feda ederek mat etmek gibi... kazanıyorsun... en zor oyunları, en zor savaşları kazanıyorsun, ama en mükemmel kumandanın da ölüyor her seferinde..sanırım benim hayatım da, geri kalan %99 luk mutluluğu sağlamak adına, şu malum %1 lik kısmı feda etmekle geçecek..
hep kazanacağım..

ama asla tam, bir bütün olamayacağım..

ve hep buruk kalacak sevinçlerim..
aynen, bursaya tebrikler (: 

ben pek sevmem aslında bursasporu ama neyse, ayağım uğurlu geldi sanırım x)

panpalar, bu gecelik benden bu kadar,

yarın gece yıl başı gecesini anlatırım, vakit kalırsa da biraz okuldaki durumlardan bahsederim.

görüşmek üzere, iyi sahurlarrr
@cumming in, yok panpam henüz intihara karar vermedim (: (:
herkese iyi geceler, yarım saat sonra geliyorum, yerlerimizi alalım
tekrar selamlar, başlayalım (:
http://fizy.com/#s/1agtgr 

dokuz gibi kafedeydik, tam tahmin ettiğim gibi ortalık, akşamın soğuğundan içerisinin sıcağına girince birden bire ter bastı, sonra o terler soğuk tere dönüştü..ulan..bu ne arkadaş, bütün okul mu burada? içerdeki kaostan kurtulabilmek için bir umut kendimi begümlerin masasına attım hemen, bir kaç dakika soluklandım, dedim "bak gece bizim tayfanın masasına gelirsiniz gene" bütün dostlarım bir arada olsun istiyorum, hem, olası potansiyel "yeni dostlukları" da başlatmış, başlayanları pekiştirmiş oluruz, anlarsınız ya

sonra sahneye gidip bizimkilere yardım ettim, murat abiyle konuştuk hemen, adam sırf bu gece için fazladan 2 eleman daha ayarlamış, hatta kendisi de bakacakmış servislere, anca yetişiriz diyor, o sırada bizim tanıdık genç yanıma geldi, kulağıma fısıldadı,

"naber kardeşim, bir şey söyleyeceğim ben sana ama?"

"iyidir abi, heyecan coşku var işte x) söyle hayırdır?"

"ya geçen gün bizim müşterilerden biri senin telefonunu istedi benden, ben de sizi daha önce beraber gördüğüm için, tanışıyorsunuzdur diye verdim numaranı, inşallah sakat bir iş etmedik? (:"

"ha, yok ya, senden mi almıştı (: yok yok..iyi bile etmişsin eyvallah "

"iyi madem, bilgin olsun dedim hani (:"

"tamamdır, sağ olasın"

şimdilerde bursa da, ailesiyle olan burçin geldi aklıma, ah be kızım..bizim gecemiz olabilirdi bu gece..neredesin..

program öncesi koşuşturmacalar, ayarlamalar derken saat geldi, başlamadan önce son kez bizimkilerin yanına uğradım..anasını satayım..beyler bir masa var, kaç tane masa birleştirmişler valla yalan söylemeyeyim 6 mı 7 mi..10 muu..yuh..tolga agamızla beraber rezervasyonları ayarlamıştık zaten ama, ben bu kadar kalabalık tahmin etmiyordum doğrusu..

bir de yılbaşı özel program olduğu için aslında pahalı da..ama millet gelmiş, eh, yılda bir olan bir şey bu sonuçta..şimdi eğlenmeyecek de ne zaman eğlenecek, paraların turşusunu mu kuracak..kaldı ki, burası bar-disko-meyhane de değil, gayet nezih, sıcak, samimi bir ortam..aslında her kesime de hitap eden cinsten..zira daha önceden görmediğim, orta yaşa denebilecek kadın-erkek, pek çok yabancı da bu gece buradalar..
adamlar rezevasyonlarını yaptırmışlardır, icabında iş çıkışı iş arkadaşlarıyla gelmişlerdir yani..karı koca gelen vardır..gelinebilir..bizim kafe, fenerbahçenin stadı gibidir... kap çoluğunu çocuğunu karını, gel..

o ara masalar arasında dolanan murat abiye şaka yollu "abi sen burayı büyütmek zorunda kalabilirsin 1-2 aya haberi olsun :p"

"kat çıkıcaz kat x)" deyip omzumu sıktı..sempatik kel..

nihayetinde sahnedeyiz..tıngırdatmalar..seyirciye yavşamalar, komiklikler.."çok heyecanlıyız" demeler..şarkılar... türküler..molasız 1.5 saat..konser veriyoruz mübarek, umarım sahneye sutyen filan da atarlar x)
http://fizy.com/#s/1agtgx 

çok mutluyum lan..böyle her şarkıdan şarkıya geçtikçe..tempoyu adım adım arttırıp gaza geldikçe, sanki ciğerlerim, kalbim ağzımın içinden fırlayacakmış gibi oluyor..lunaparkta hızlı trene bindiğinizde, böyle yukarıdan aşağı inerken göğsünüz kımıl kımıl olur ya, sanki mideniz, iç organlarınız zıplayıp içinizden çıkmak isterler..içten içe gıdıklanırsınız..aynen öyle hissediyorum işte.. murat dalkılıç gibi, sırıta sırıta söylememek için zor tutuyorum kendimi (:

bu gece repertuvarımızı da özel olarak hazırladık, öncesinde yaptığımız iki stüdyo çalışmasında (ilkay allah razı olsun lan, sayende ortamlara giriyoruz ha) bunları pekiştirip zulaya atmıştık zaten..şarkılarımızın yarısı, genelde çaldığımız ve insanların en çok hoşuna giden, en gaz olarak gözlemlediğimiz parçalardan oluşurken, yarı da bu geceye özel, ilk kez çalıyoruz..zaten topu topu 14 şarkımız var bu akşam.

ben arada gevezelik ediyorum,mikrofon bulduk ya (: bizim masaya sataşıyorum, hiç alkış gelmiyor diye..sonra onlar kopup deliler gibi ıslıklar mıslıklar gaza getiriyorlar hepimizi..

ömerin yüzünden ben dahil herkes omuz gerdan kıvırmak zorunda kalıyor klarnet sololarında..adam ağlatıyor bildiğin, tam bir prof..zaten sonrasında çok iyi yerlere geldi bu çocuk..belki de farkında olmadan tanıyıp bileniniz bile olabilir

ritimler ilkay ve nurişten..sololar ömerden, sözler de bendeniz tsigalkodan..böylelikle yaklaşık bir buçuk saati geride bırakıyoruz, bir 10-15 dakika sonra yerimizi alıp adrenalini tavan yaptıracak olan pis rakçılar sahneyi bizden devralırken, ben de dağılıp ağzıma gözüme giren saçımı toplama ayrıca yine sucuk gibi olan atletimi değiştirmek için kendimi tuvalete atıyorum..amına koyaydım da böyle çok terleyen bir adam olmayaydım..

neyse..bizimkilerin masasına geçiyorum hemen..şöyle bir bakalımm..kimler var kimler yok, kimler nerede..kimler kiminle..gözünüzde canlandırmaya çalışın istiyorum..

kafemizin şeklini genişce bir " büyük t" harfi olarak düşünelim,

bu t harfinin üst, yani geniş kısmı sahne kısmı, bu kısma sırtı dönüp pozisyonda düşünürsek (yani sanki sahnedeymiş gibi..ben genelde öyle görebildiğim için o gözle yazayım dedim) sağ tarafımda, 5-6 metre yanda, kasa ve mutfak kısmı var..onun 2 metre kadar yanı da tuvalet..o tarafda masa daha az, ama arka tarafta loca tarzı bölümler de var, oradan sahne gözükmüyor, fakat ses gidiyor elbette..

sol tarafımda, ki genelde burçinin oturduğu paralel olur burası, daha fazla masa var, zira kasa-mutfak-wc gibi alan işgal eden şeyler yok orada, çok güzel motifli pencereler, yapay çiçeklerin ekili olduğu uzunlamasına saksılar..iki-üç kişilik geniş koltuklu, yerinden kıpırdatması zor olan ağır masalar ve koltuklardan oluşuyor bu kısım.

orta kısım, yani t harfinin üst kısmından itibaren uzanan ve gittikçe daralarak nihayetinde çıkış kapısına oradan açık kısıma, oradan da merdivenlere uzanan kısım ise daha portatif sandalyeler ve masalardan oluşuyor..daralma alanlarının köşelerinde ise yine sadece ikişer adet olmak üzere şu ağır geniş koltuk ve masalardan var..

bizim tayfa, sahne önününde, o hafif masaları tren yapmış vaziyette, bir, 20-25 kişi kadar varız diye tahmin yürütüyorum..
bir işeyip geleyim, ayaklarım üşüdü lan, esiyor balkon..
olsun panpam açılmıyorsa canınız sağ olsun, ben onları bonus olarak veriyorum zaten, siktir et

panpikler.. yavaş yazdığımın ben de farkındayım ama devamlı etrafınızda olanan ana-baba ve kız kardeş mevcutken ne derece hızlı yazılabilir ki aq? lütfen özel durumları dikkate alalım

devaamm..
kafe planı bu şekilde..bu da ne zamandır yazayım istiyordum, kısmet bu geceyeymiş iyi oldu görsellik açısında..

kimin nerede oturduğuna gelirsek, şimdi biliyorsunuz, ilkay da ömer de aramın çok iyi olduğu, canım grup arkadaşlarımdır benim.. fakat o adamların da kendilerine ait bir cemiyeti, kız arkadaşları vb. olduğunu göz önüne alırsak, bu gece sahneden sonra ayrı takılacak olmamız açıklanabilir diye düşünüyorum..

ömer, sevgilisi ve arkadaşları, demin bahsettiğim orta bölgenin köşesindeki koltuklu bölüme konuşlanmışlar.. ilkaylar locaya benzeyen iç tarafa geçtiler, daha özel eğlenmek istiyor olabilirler bilemiycem x)

bizimkiler ise maraton tribünündeler işte.. şöyle bir bakıyorum..biz, efsane beşli olaraktan (oo yeea) oradayız.. sonra, beril var, nurişin sevgilisi.. onun bir arkadaşı var.. dilara var, alperin manita.. begüm ve iki arkadaşı gene bizim masadalar, tolgayla yine yakın olmaları çok hoşuma gitti.. fakat tolganın sınıfından üç hıyarın onlara yakın olması hoşuma gitmedi, benim lan o kızlar! hişşt!
şaka bir yana, o çocukları da severim, bir kaç kere bize de gelip gittiler, iyi adamlardır. zaten tolganın arkadaşı olup da kötü olabilmek mümkün değil x)
alperlerin sınıftan 2 kız var, benim az çok tanıdığım.. alperin sınıftaki yancıları..bir tane de çocuk var yine kızların arkadaşı, onu da yine az çok tanıyorum derse girdiğim zamanlardan.. biraz kırık bir çocuktu, totoş yani.. pek kibar.. canım benim..

nilay ve üç arkadaşı da yine ayrıca masamızdalar ki bunlardan biri de eda..

kaç kişi saydım lan?..neyse.. belki 2-3 önemsiz figüranı atlamış olabilirim.. bilemiycem..

nilayın benim için tuttuğu sandalyeye oturdum, tahmin edebileceğiniz gibi edanın hemen yanı..lan insan karşılıklı ayarlar be kızım.. karşımda kendisi var..

benim bir yanımda nuriş bir yanımda eda.. karşımda nilay.. tolgayla begüm yan yanalar, benim hizamda, yine nilayın karşı tarafında kalıyor onlar da..nilayın bir yanında yurttaki kızlardan biri var, diğer yanında neco.. onun yanında alper..

baya bir çapraz, karşılıklı, yan yana eşleşme var..tam bir crossfire..bu gece sakatlıklar çıkmasa bari..

neyse bizler genel olarak bir aradayız.. sadace tolga biraz uzak kaldı bana, aramızda iki kişi var, o yüzden, bir de müzik sesleri eklenince, recep ivedikle salih abi gibi haberleşmek zorunda kalıyoruz..hem ibne ne bok yiyor net göremiyorum.. aslında nilayla yer değişsek tam süper olacak.. boş ver hadi.. böyle de güzel.. takılmama bakayım ben..
biz sahnedeyken zaten başlayıp, giriş bölümünden gelişme bölümüne doğru yol alan muhabbete yarı yolda entegre olduk nurişle beraber.. benim arkamdan epey muhabbet dönmüş, onun taşağını yaptılar, devamlı gülüyorlar lan bana, tolga ayrı gır gır geçiyor, nilay makas alıyor.. ensemi sıkanlar filan..amk..ben de mazlum mazlum bakınıp gülüyorum ne yapayım (: resmen tokatlanıyorum amk... 

eveet evet.. sevilen bir simayım sağ olun.. tamam..zaten varlığı tartışmalı olan karizmamı tamamen sikertmeyin, lazım olabilir ilerde zira..

nilayın özel olarak ayarladığı "eda yanı" sandalyemde, bir süre sağdan soldan gelen laflara cevap yetiştirip ortak muhabbetlere salça olduktan sonra, sonunda edaya dönebildim..

beyler kız, aslında fena değil lan?..renkli gözlü.. böyle..buğulu bir mavi.. yeşil gibi.. benim peder beyin gözlerine benziyor.. buğday tenli, kumral bir kız.. kazağın altından yine kendini belli etmeyi başaran cicişleri de gayet sağlam daha önce belirtiğim üzere x)

fakat beni pek şey etmedi.. nasıl diyim.. elektrik alamadım (ahaha)..anladınız mı? yani, "oo kız, amı var, götü var" mantığıyla giderseniz, zaten bu kıza bakmayanın çükünü keserler..ama ben o mantıkla, sadece kaşarımtrak tayfayı düşündüğüm için, böyle cici kızları araya karıştırmak istemiyorum.. çünkü işte, bu da yine mine gibi, ebru gibi bir kız yani.. anladınız mı? bu kızlarla oynayamazsın.. sonra çok kötü oluyorlar.. senin de çok kötü hissetmene neden oluyorlar.. ayrıca ne emmeye ne de gömmeye gelir bu hatun..onu da hissedebiliyorum..

ama böyle, el ele romantik romantik gezmeceli, tatlı tatlı bakışmacalı, arada kaçamak kaçamak öpüşmeceli, yılış yılış, sevgi pıtırcıklarına yaraşır bir ilişki istiyorsanız (ki bu günümüz gençlerinin ilişkilerinin %90 ına filan tekabül eder) tam aradığınız kız bu kız..tam sevgili olmalık..tam, seviyeli bir ilişki yaşamalık..

yani bana göre değil..

tabi bunları öyle hemen gördüğümün ilk saniyesinde fark etmedim aq..alında yazmıyor sonuçta.. konuşuyorsun..belli şeylerden.. vücut dili, hareketleri, gülüşü, mimikleri.. yaptığı her hareket karşınızdakini ele veriyor.. yeterince pratik yapmanız halinde yeni tanıştığınız bir kadının genel hatlarıyla hangi kafada olduğunu bir-iki saatlik bir muhabbet sonunda anlayabilirsiniz..

her ne kadar yazının başında beri "insanları genellemek ve gruplandırmamak gerektiği" konusunda bas bas bağırsam da, ben ana hatlarıyla şöyle üç grup tespit ettim.. sadece fikir vermesi açısından yani.. yoksa hala kategorizasyona karşıyım..

birinci grup, rahat kızlar.. açılımını yapmama gerek var mı bilmiyorum..

diğer grup, rahat olmayan kızlar..bu da ilkinin tam tersi..

son grup ise yalancılar.. fake insan modelleri..ne rahat, ne da mesafeli... aslında ikisinden biri, ama diğeri olmak isterken, her iki grubun da ortasında kalıp hiç bir boka benzemeyen bir şey olmuşlar..

örnek vermek gerekirse.. kendi geçmişimden, ebru, mine, nilay, eda, tuğçe , seda, begüm gibi kızlar birinci gruptadır benim için..

rahat kızlar grubunda elif, ayça var.. daha da bulabilir miyim onlar gibisini bilemiyorum.. buna da şükür..

ve şu hiç bir sike benzemeyen yalancı orospuların, ruh hastaların bulunduğu grupta ise seribaşı olaral ceydayı yazabiliriz.. ayşen2 de kesinlikle bu grubun bir üyesi olsa gerek (vermedi ya, ondan hep bu kinim :p) ayşen i de buna dahil etmek isterdim aslında..ama sırf nefret ediyorum diye koyacak değilim.. çünkü, mesela şu sıralarda altına yatmakta olduğu ozan piçine göre de bir başka kategoride o kız..ona göre rahat..bir başkasına göre mesafeli.. bana göre kaşar... o yüzden ayşen i siktir edin..onu gruplara bile almıyorum.. turnuva dışı o kaltak...
saatler 12 ye doğru ilerlerken, masamızın kaynaşık ortamında her noktada bir başka konu, yer yer ortak sohbetler.. misal sen tam bir şey hakkında konuşurken, senin adın anılıyor ve "ne var la? noldu? ne diyonuz bakayım?" diyerekten dahil oluyorsunuz oraya da..

çok severim ben böyle kalabalıklar arasında kaybolmayı, onlarla beraber yoğrulmayı.. keyfim yerinde anlayacağınız..

ama bizim genel muhabbetimiz nilay-eda-ben arasında dönüyor.. nilay, bariz bir şekilde beni pazarlamakla meşgul..ben de edayı tanımaya çalışıyorum..eda arada nilayla paslaşıyor.. utangaç bir kız değil ama temkinli sayılır..ben de öyle, "kız nasılsa benden hoşlanıyormuş zaaa xd" şeklinde davranmıyorum zaten.. gayet dikkatliyim..bel altı espri zaten kesinlikle yapmıyorum.. normalde yapardım, yeni bile tanışmış olsak, girmediğim konular değil yani.. ama, şimdi yaparsam kız tarafından "bu kendine güven nereden geliyor?" diye yorumlanıp, nilayın bana bir şeyler fısıldadığına işaret olur diye özellikle kaçınıyorum..

kızdan biraz bahsetmem gerekirse, kendisi eşkişehirli.. eskişehir deyince gene anılar canlandı anasını satayım.. neyse..orada iki tane bomba gibi üniversite varken, buraya gelmek nereden çıktı gibisinden gır gır yaptım biraz.. aslında puanları tutuyormuş aynı bölüme, ama farklı şehir görmek istemiş..aah şu gençlerin aileden kaçma, farklı şehirde okuma tutkusu yok mu.. (:

kız peyzaj mimarlığı okuyor, ikinci sınıf.. nilayla beraber aynı yurtta kalıyorlar.. odaları yan yanaymış aslında geçen yıldan beri, ama bu yıl samimi olmuşlar..ee geçen sene nilayı tanıyabilen beri gelsin zaten.. kız kendini hayattan soyutlamıştı resmen..

ben "şimdi siz ağaç filan mı dikiyorsunuz :p" diye gır gır geçiyorum..şu kızları dalgaya alma huyumdan bir vazgeçemedim anasını satayım..ama çok eğlenceli lan ahaha.. eğer kız bilmiş bir tipse, o da benle dalga geçiyor, karşılıklı tenis maçı gibi oynuyoruz, misal burçinde olduğu gibi..ama genel olarak, hele ki bir de yeni yeni tanışmakta oldukları biriyse karşılarındaki, onun bu tarz ataklarına karşılık veremeyip sadece utangaç utangaç gülmek ve "çok fenasııaan" vb. replikler eşliğinde şakadan tripler geliyor ellerinden (:

yani tavsiye ederim, özellikle böyle cici kızlarla bol bol dalga geçerek (dozunu ayarlayarak tabi, sikmeyin yani espri yapıcaz diye) aradaki soğukluk ve kasıntılıkları minimuma indirebilir, yakınlaşma faslını kısaltabilirsiniz..

ha siz gayet dozunda şakalaşmanıza rağmen karşınızdaki bunu anlamayıp tersleyecek ya da bozulacak kadar odunsa, o amın feryadını direkt siktir edin zaten..

neyse işte..ben de böyle çaktırmadan dalga geçerek, fazla da sululaşmadan, yarı ciddi şekilde sohbet ediyorum kızla.. müziğin şiddeti arttıkça biz de birbirimize sesimizi duyurabilmek için daha çok yaklaşıyoruz birbirimize, kulaklarımıza eğilerek konuşuyoruz bir noktadan sonra..

sanıyorum ki benim tıpkı onu analiz ettiğim gibi, o da beni analiz etmekte.. öyle, istanbul beyefendisi ya da beyaz atlı şövalye modelinde biri olmadığımı anlamış olsa gerek.. muhtemelen dışarıdan "sempatik olmaya çalışan yavşak" gibi gözüküyorum sıradan biri için..ama kız benden hoşlandığı için bunu "sempatik çocuk" olarak rötüşlamış olabilir ehehe..

ben kasmayınca, o da fazla kasmıyor.. zaten ne o öyle, sanki iş görüşmesi gibi.. bazen yeni tanışan insanlarla bir arada bulunmak ya da kulak misafiri olmak durumunda kalıyorum da..ulan ne tipler var.. adam nasssıl kasıyor.. nassıl zorluyor kendini.. böyle yazı diliyle konuşmalar, fonetiğe, diksiyona özellikle dikkat göstermeler filan.. utanmasa konuşken virgül filan koyacak..lan sakin ol?..ana haber bülteni spikeri misin aq?..

tabi onların karşılarındaki kızın (şayet karşılarındaki kız ise) zaten kendilerinden hoşlandığını bilmedikleri için böyle kasıyor da olabilirler..ama ben de fark etmemiştir bu durum ya..demi?..ben öyle olduğunu bilmeseydim de o kadar kasmazdım her halde.. sonuçta o da insan evladı, ben de insan evladıyım lan ne olacak sanki..iki dilim sürçse, bir iki kelimeyi yanlış yerde kullansam idam mı edecekler beni?..rahat olun rahat.. çok rahat olmayın tabi.. kızların yanında küfretmeyin misal.. çok çok iyi tanıyor olsanız bile etmeyin derim.. ağzınızdan kaçarsa da bir şekilde utanmış gibi yapıp sırıtarak telafi edin...
"siz nilayla, birinci sınıftan beri yakınmışsınız sanırım? (:" dedi tatlı tatlı bizim kız,

"aynen.. takıldı peşime kurtulamıyorum bir türlü, bir şey değil, kısmetimi de kapatıyor" deyip güldüm, bu da gülüyor.. nilay tam duyamamış ama adının geçtiğini fark etmiş,

"ne diyo gene bu?" diye atarlandı yalandan,

eda masanın üzerinden eğilip "kısmetini kapıyormuşssunn" diye bilgilendirdi,

"ben mi?? bırak yaa, asıl o benim kısmetimi kapıyorr, kim bilir kimleri kaçırdım bunun yüzünden, bir türlü yakamı bırakmadı, musallat oldu x)"

"valla o da aynısını söyledii" diye sesini duyurmaya çalıştı eda,

"len? ne diyon sen beni arkamdan?" şeklinde çemkirince ben de dilimi çıkararak karşılık verdim.. çok ses var anasını satayım..şu rock grubunu sırf milleti "sesini duyurma" bahanesiyle birbirinin içine sokmak için koymadılarsa ben de bir şey bilmiyorum.. ulan murat abi..az çakal değilsin sen.. millet sayende, olması gerekenden 2 kat yakın birbirine..

"kardeşin var mı? yoksa tek çocuk musun?" diye sordum,

"bir tane ablam var, 6 yaş büyük benden (:"

"aa benim de kardeşimle 6 yaş var aramda (:"

"kız mı kardeşin?"

"evet, siz iyi anlaşıyor musunuz peki? aranız nasıl? (:"

"iyi ya, severim ablamı (: geçen yaz evlendi işte..bu aralar pek eskisi kadar göremiyorum ama benim eve döndüğümü duyunca o da geliyor hemen tabi gündüzleri filan"

"anladım (:"

"senin ki, lisede daha herhalde?"

"evet yeni başladı daha (:"

"sizin aranız nasıl (:"

"iyi bizim de, çok kafadır benim ki x)"

"kardeşin olması güzel bir şey ya..tek çocuk olmak zordur :/"

"aynen.. yaş farkı biraz olsa da, genel olarak iyi anlaşıyorsan çok iyi oluyor, o da bir arkadaş oluyor sana evin içinde, hem sonra ilerde de her zaman için senin canından, kanından biri, dayanağın yani, yarın bir gün gene seni en çok kollayacak insan, en çok halini hatrını soracak insan"

"evet ya..ablanın olması çok güzel bir şey ama (: küçük kardeş olmak daha ballı"

"yoo bence, o değişir bak, bizimkine de sorsan, en iyisi abinin olması der "

"o da güzeldir tabi canım (: kız kardeş abisi.."

"zor (: ... ikinci sınıftın sen demi?"

"evet, ama hazırlık sınıfı da okudum"

"kaçlısın o zaman şimdi, sen de 86 mı?"

"87 liyim, üç yıllıktı benim lisem..sen, anadolu lisesi miydi?"

"hı hı, ee sınıfla aran nasıl? seviyor musun sınıfını (:"

"yani, iyidir ya bizimkiler (: zaten pek kalabalık değiliz.. çoğunluğu da kız.. anlaşıyoruz bir şekilde (:"

"çoğunluğu erkek olsa anlaşamıycan yani?? :p"

"ya öyle demek istemedim x)"

"hadi hadi :p .."

"yok ya..erkeklerle de iyi anlaşırım ben (:"

"şekil 1-a diyorsun? (:"

"(: genel olarak zaten insanlarla iyi anlaşırım..pek sivri bir tip değilim çünkü, elime vursan şekerimi alırsın :p"

"hıı bunu söylediğin iyi oldu bak.. tamam..elinde şekerle görmeyeyim seni x)"

"ya (: mecazi anlamda dedim onu" (allahım tam saf ya afsadgad)

"peki :p sen yine de dikkatli ol..;)"

nilay o ara laflamakta olduğu necodan kafasını çevirip laf attı bize,

"gençler, kaynaştınız mı hemen? :p nasıl gidiyor muhabbet x)"

"aynen, nilay, arkadaşların da senin gibi canım" dedi eda hemen,

ben, "geveze mi demek istiyorsun yani bana?" diye üstüne gittim edanın şakasına, bu gene gülmeye başladı, palmface yaptı filan..

"tsigalko benden de beterdir, kendini alıştır bence x)" diye gır gıra devam etti nilay..

ortam güzel.. muhabbet kakara kikiri devam ederken götümde bir titreşim hissettim, hayır, zenciler değil.. telefonum..
panpalar, takip eden var mı, atalım mı 1-2 part daha?
telefona baktım, hazır eda nında dikkati üzerimde değilken..kim ki bu? burçin değildir, onunla akşam üstü konuştuyduk zaten..

mesaj, eliften..

"nabersin? yeni yıla hazır mısın (:"

hemen cevap yazdım kısaca, "iyi ya, program vardı, onu yaptık, kafede bizimkilerle eğleniyoruz (: sen naptın?"

ardından eda-nilay ikilisiyle sohbete devam ettim, bir dakika sonra tekrar titredi telefonum,

"iyi bende, biliyordum çalacağını ama kızlarla başka yerdeyiz bizde.. biliyorsun işte mine filan :s gelemedim o yüzden, nasıl kalabalık mı?"

"aslında gelmediğin iyi olmuş, şüphe çekerdi, biliyorsun işte nilay filan :s (: (:, evet acayip bir gece oluyor ya, her şey harika"

cevabı yollayıp gözlerimi ekrandan kaldırınca nilayın imalı-sorgulayan gözleriyle karşılaştım, sanki bana, "yanında eda varken böyle çatır çutur telefonla oynuyor olman ne derece mantıklı?" der gibiydi.. hemen sindim.. telefonu yeniden götüme 
* sokarak ortadan kaldırdım..

edayla konuşmaya devam ettim, o arada da ufak ufak masayı gözlemliyorum... bakalımm..

yan tarafta, tolga bütün hünerlerini begüm ve arkadaşları üzerinde deniyor gibi, ne zaman kafamı çevirsem kızı gülerken görüyorum, bir iki kere göz göze geldik, bana da sırıtarak göz kırptı.. yanımda nuriş ve beril kol kolalar, kız kafasını bizimkinin omzuma bırakmış, nuriş kulağına bir şeyler söylüyor, saçlarıyla oynuyor..
alperle dilara da benzer pozisyondalar..ooh.. hayat size güzel aq..nilayın, tolganın ve begümün sap arkadaşları kaynaşmaya çalışıyorlar işte..kah birbirleri arasında kah gruplar arası sohbetler..ama bir bok yiyemezler herhalde, amk pasifleri.. yumuşak eleman kızlara fal bakıyor.. nilayla neco konuşuyorlar, hayret ettim.. acaba bu yakınlaşma kimin fikri..

bence nilayın.. tolganın begümle yakınlığına bir misilleme sanki.. neco zaten dünden razı, çaresiz... lan.. inşallah abuk subuk şeyler olmaz.. gerçi, ben de çok pipirikliyim sanırım..ne var aq, iki sınıf arkadaşı yan yana oturmuş konuşuyorlar..ama işte niyet önemli.. neconun niyeti zaten belli.. eğer nilay da kendininkini tolgaya gönderme yapıcam diye bozarsa.. ayıp olur yani..ama şöyle de bir durum var, tolga şu an tamamen farklı bir evrende, ayrı bir paralelde.. nilayın ya da yapmaya çalışması muhtemel şeylerin pek farkında değil gibi.. tavşan-dağ meselesi..

biz de edaylayız işte.. nilayın diğer sap kız arkadaşları için üzgünüm.. yani onlar hakikaten baya vasatlar, eda gene iyi yani nilayın dediği gibi.. aktiflik olarak da bir numaraları olmadığı için gecenin büyük kısmını aralarında konuşarak geçiriyorlar.. beni ve edayı değerlendirip gözlemliyor olmaları muhtemel..el birliğiyle arkadaşınızı bana kakalayabilecek misiniz bakalım ha gayret (:

tekrar mesaj geldi..

eda ile konuşmamı bozmadan, sanki saate bakar gibi telefonu çıkardım, eliften gelen mesajı okumaya başladım,

"(: olağan şüphelileriz desene, ben sana gelemedim, gelemiyorum, ama sen başka bir yere takılmazsan bana gelsene kafeden sonra? biz çok geçe kalmayacağız"

hobaaa... 

hadi bak bakalım telefona saate bakar gibi şimdi yiyorsa..lan.. elif, yıl başı gecesi, eve çağırıyor beni.. yine... yeniden mi?..gitmem halinde, yeni yıldan fazlasına gireceğim belli.. gitmem mi lan? uçarak giderim... allah be!... sıcak bastı.. sakin ol tsi... iyi de, buradan zaten 2 ye doğru çıkacağız..ben bizimkilerle çıkmazsam hem ayıp olur, hem de soru işaretleri yaratır.. saat çok geç oluyor.. napıcaz?

ekrandan kafamı, düşüncelerden de beynimi zorlukla ayırıp yeniden edaya döndüm.. kız bir tuhaflık fark ettiyse bile belli etmedi.. kibar şey, kıyamam sana ben..

"arkadaşlarım" dedim, "yeni yıl kutlamaları geliyor şimdiden (:"

"hıı (: bir şey kalmadı ya, 10 dakika sonra 10 dan geriye saymaya başlıyoruz (:"

"rica etsem benimle birlikte sayar mısınız? :p"

"tabi ki efendim ne demek (:"

eda utangaç utangaç gülümsemekle meşgulken elife cevabımı yazmaya koyuldum,

"gelirim ama, biz burada 2 gibi filan çıkıcaz? geç olmaz mı?"

bu sefer telefonu masaya bıraktım.. ouff anasını satayım.. reddedilemeyecek tekliflere bile "ama" çekmek zorunda kalıyorum.. olaya bak..

biraz sonra yeniden mesaj geldi..eda umarım kıllanmıyorsundur..

"yoo, ben sabaha kadar ayaktayım zaten, eğer gelecek olursan mesaj atarsın bana, mutlu yıllar :*"

oof of..yutkundum.. gelicem ulan.. sabahlar olmasın.. gelicem..

"tamam canım o zaman.. gelirim, haber veririm gelmeden önce de, sana da mutlu yıllar " yazıp yolladım..

çok karışık duygular içerisindeyim be beyler.. pişmanlık gibi, sevinç gibi, kararsızlık gibi, coşku gibi..

kısacası, gene kafam, kalbim çorba gibi..
panpalar, burada kalalım, sahur vakti geldi,

yarın gece cimboma koyduktan sonra yılbaşı gecesinin ikinci yarısından devam ederiz,

not: olur da bir kaza olursa 1-2 gün görünemem buralarda ama ehehe..
olmamış bu sefer panpa, ben de yemedim valla 

*
iyi akşamlar panpalar, hayattan ve her şeyden bir anda soğuduğum dün gecenin ardından nihayet kendime gelmeye başladım. bu gece yazayım da biraz efkarım dağılsın anasını satayım..

gene her zamanki saatlerimize doğru gelirim devam ederiz

@kertenkeleyi kerden adam, haklısın panpam, elbette düşündüm bu konu hakkında, yani bence faydam da oldu kıza, hayatı öğrendi, olgunlaştı, ama daha önceden de dediğim gibi, daha duymanız gerekenler bitmedi ebruya ilişkin, fikirleriniz değişebilir
herkese iyi geceler, 10-15 dk ya başlıyorum panpalar
http://fizy.com/#s/1klror 

... bir boş vermişlik, rahatlama..

sandalyeme yayıldım biraz daha..iyice mayışmıştım, heyecandan uykusuz geçen geceler, sonrasında zorlu bir sahne performansı, kalabalık, gürültü..kafamı siken sert müzik, gözlerimi karartan sigara dumanları..

"durgunlaştın hayırdır?" diye laf attı nilay masanın karşısında..gülümseyerek bir ona bir edaya baktım..

"yeni yıla sakin, mazlum gireyim istiyorum ki tüm yıl öyle geçsin (: " dedim baygın baygın..

"oo, bu yıl fazla hareketliydi o zaman? bilmediğimiz ne hareketler oldu tsigalko bey? :p"

cevap vermeyip sadece gülümsedim, sonra edaya doğru çevirdim başımı, o da döndü, bakıştık bir kaç saniye, kaş göz hareketleriyle de destekleyerek, "yoruldum be valla" dedim, gülümsedi, "evet bir de çok kalabalık bu gece, gürültü var, o da yoruyor(:"

böyle nerden çöktüyse bir ağırlık yerleşti üzerime..boynuma hafif bir ağrı giriyor..başımı edanın omzuna yatırasım var..ona da ani bir sempati duymaya başladım birden..nasıl anlatsam bilemiyorum ama işte, böyle birden bire gelen bir mayışıklık, gerinme isteği, birilerine satılma isteği..herhalde gergin ve heyecanlı geçen onca günün ardından bir çeşit boşalmaydı bu, vücudum tandansını kaybetmişti..

birilerine sarılmaya, birilerinin bana sarılmasına ihtiyacım var..sanki yeterince şımartılmamışım gibi, bütün masanın beni aralarına alıp pişpişlemesini istiyorum içten içe..

kızla, masaya ilk oturduğuma nazaran çok daha yakınız, hatta omuzlarımız birbirine bitişik hale gelmiş resmen..şöyle bir çaktırmadan bakıyorum, kimin sandalyesi kaymış diye, benimki..ulan ne yavşak bir adamım ben be..keşke yanımda nilay otursaydı,şimdi ne güzel rahatlıkla kendimi onun omuzlarına atabilirdim..ama bu kıza ayıp olur..

rakçılar müziği kestiler, solistleri "eveeetaaarrkaaaşlaaarrğğ birdakiğğaaadan az bir süre kalmışşh.." dedi isyankar isyankar.."biradahhnn beraberrhhcheee sayıyyoruzzzhh" oou yee..saymaz mıyız bea..

"sayıyor muyuz :p" dedim edaya

"tabi ki efendim :p"

sahnedekilerin her bir rakama nota basarak, bizim de şımarık şımarık ellerimiz havada , sanki çok mühim bir bok yiyormuş gibi "oonnnn... dokuzzzz... sekizzzzz... yediiiii... " diye iştirak ettiğimiz içinde bulunduğumuz son saniyelerini geride bıraktık.."biiiirrrrr" den sonra ıslıklar, alkışlar ve baterinin tangırtıları, elektro gitarız cazırtıları aldı rakamların yerini..

evet, bir yılda daha geride kalmıştı işte..insan ömründen bir yıl daha..bir yıl daha yaşlanmıştık, ya da bir yıl daha büyümüştük..fark etmez..bizi bekleyen iyi-kötü günlere, evliliğe, çoluk çocuğa karışmaya, nihayetinde ölüme, bir yıl daha yaklaşmıştık yine..

ve bütün bunları çılgınlar gibi kutluyorduk... zamanın elimizden istavrit gibi çırpına çırpına kayışını, akışını, sulara, dalgalara karışıp gidişini kutluyorduk... 364 gün, darlığından ya da azlığından şikayet ettiğimiz zamanı, 365. gün, "ne de güzel geçiyor" diye övüyor, tebrik ediyorduk..

insanoğlu garip vesselam..
http://fizy.com/#s/1agtgu 

masadakiler birbirlerini tebrik ettiler, eller tokalaştı, çakıştı, yumruklar tokuştu..bu yeni yıla, böyle hep beraberce, sevdiklerimizle bir arada girmenin şerefine yüzümüze gülümsemelerimizi astık, geri kalan tüm duygular ve düşünceler kapı dışında kalmıştı artık.."bir aradaydık.." ve "mutluyduk"... ne kadar gerçek, ne kadar sahte bilemem..ama ben de mutluyum panpalar..hani, her şey sahte bile olsa, her şey yalan bile olsa, karşımda nilay, yanımda tolgası, alperi, nurişi filan... bunlar bile yeterli ve geçerli sebepler zaten kötürüm kalbimi mutlulukla doldurmak için..

bir kaç dakika sonra insanlar artık yeni yıl mesajları atmaya-almaya başlamışlardı, ben de masadan izin isteyip kalktım, kafenin dışına çıkıp bizimkilere telefon ettim, telefonu annem açtı, hepsiyle tek tek konuştum, yeni yıllarını kutladım, nerdesin? kimlesin diye sordular, "arkadaşlarla kafedeyiz" diye fiks bir cevap verdim, onlar da kendi fiks tembihlemelerini yaptılar, cümlelerinin başına ve sonuna "aman oğlum" u da ekleyerekten..(: ah şu ana babalar..seviyorum be sizi..beni bu dünyadan, belki de karşılıksız ve çıkarsız seven tek varlıklarım olduğunuz için seviyorum..karşılıksız ve çıkarsız olarak seviyorum..

aklıma burçin i de aramak geldi..ama sonra ailesinin yanında rahatsız etmek istemediğim için vazgeçtim..kızı zor durumda bırakmayalım..mesaj atmaya karar verdim, "mutlu yıllar canım (:" yazıp yolluyordum ki, acaba "canım" kelimesi çok mu samimi gibi oldu diye düşünüp kasmak zorunda kaldım..elim siler gibi oldu ama silmedim..aynen o şekilde yolladım..ne var aq..sıradan bir kız arkadaşıma yazarken bile tereddüt etmediğim kelime, nedense burçin e sıra geldiğinde kafamı karıştırıvermişti... hayır, sıradan arkadaşlarım kadar bile değer vermediğimden değil..tam tersi aslında..seviyorum ben bu kızı..hoşlanıyorum bildiğin..işte tam da bu yüzden bu gerginliğim..

tekrar içeri girdim,

gece boyu kendimi yine zamanın akışına ve insan kalabalığına bırakarak eğlendim..burçinin cevabı "beraberce nice yıllara canım (:" şeklinde olunca daha da bir mayıştım mutluluktan..içmeden sarhoş oldum adeta..saat bire doğru, o karmaşa ve coşku, yerini dinginliğe bıraktı, ece&selim 
* çiftinin de katkılarıyla..aşk şarkıları söylendi, eşlik edildi..sevgililer daha da yakınlaştı birbirine..sevgili olmayanlar da tabi..artık içerdeki insanların büyük bölümünün benim gibi hissettiğine eminim..böyle bir sakinlik..ağırlık..kaynağı belirsiz bir neşe ve huzur..huzur evet..anahtar kelime bu olmalı..herkes koyverdi kendini..günlerdir gerilen ip, nihayetinde kopmuştu..hepimiz rahatladık..girmiştik işte... yeni yıla..ya da her ne ise ona..

eda ile beraber eşlik ediyorduk şarkılara..ne ara o kadar samimi olduk bilmiyorum ama zaman zaman kendi kolumu onun sandalyesinin sırt kısmında, onun ellerini benim kolumun üzerinde, gülerken eğilen başını ve saçlarını omuzlarımda buluyordum..bu durumu pek sorgulamadım..yılda bir kere gelen ve böylesi hayatımızda muhtemelen "bir" kere gelmiş olan bu güzel geceyi sorular ve düşüncelerle mahvetmeye niyetim yok. yanımda, benden hoşlanan bir kız var, ben de kendisini sempatik buldum..eğleniyoruz işte beraber, kucağıma oturup, dudaklarıma yapışmadıktan sonra ne istiyorsa yapabilir..aslında onları da yapabilir de (eheh) sonradan şey olmasın yani..üzülmesin..çünkü aramızdaki yakınlaşmanın bir geleceği yok malum..

saat ikiye doğru artık kafe yavaş yavaş boşalmaya 
* başlamıştı, bizim de taa ebesinin nikahına kadar beklememize gerek olmadığını düşünüyordum..5-10 dakikaya biz de kalkalım... acelemiz var..

telefona baktım saati kontrol etmek için, o ara gelen mesajları gördüm, bursadaki vefakar kankalarımın "yeni yılın mutlu olsun, noel baba götüne koysun" minvalinden kutlama mesajları, yine uzaktaki bir iki arkadaşımdan daha tebrikler ve eliften de "biz eve döndük, mutlu yıllar )" şeklinde mesajlar gelmiş, baktım atılış zamanına, biri çeyrek geçe gibi..erken dönmüşler evet,

"birazdan biz de kafeden çıkıcaz, kızları yurda bırakırsak yarım saat sonra sendeyim (:" yazdım.

baktım bizim masadaki ahali daha hala istifini bozmuş değil, seslenme zorunda hissettim kendimi,

"gençler (: ..kafe kapacak 15-20 dakikaya,eğlenceye doyamayan dışarıda ya da diskoda devam edebilir :p" 

hemen konuşmalar kesildi, gülümseyen sıfatlarla bana bakmaya başladılar çıldır çıldır..ahaha, herkes kendinden geçmiş lan, tiplere bak adfadgfad

tolga,

"arkadaşlar kalkalım artık, sahibi kızmaya başladı" dedi beni ima ederek, millet yarıldı..piç ya bu çocuk (:

bir kaç kişi daha onay verince zengin kalkış yapıp topluca önce kasaya, sonra çıkışa yöneldik..başlangıçtaki masadan kalanlar bizim beşli, nilayların tayfası ve begümlerdi, tolganın kankaları ve diğer figüranlar gitmişlerdi..ha sahi bir de beril ve dilara var tabi..

çıkışta iki saat ne yapsak ne etsek diye karar vermeye çalıştılar, sikicem ha..acelemiz var dedikçe element uyduruyorsunuz..
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=