melihkagan

part100

@tamam daa amk, eyvallah panpam, allaha emanet.

@anarcheist dur bakalım hele panpam

Kıroya mı bağladım lan biraz?..

Olabilir.. berdan mardini terk diyorsunuzdur.. doğrudur…kıroyum ama aşk bende…

Ya benimsin ya kara toprağın ulen! (:

Seviyoruz be abi.. valla…ne diyeyim daha…seviyorum la…bildiğin seviyorum…ne söyleyebilirim daha başka.. hangi süslü kelimeyi kullanabilirim? Nasıl bir edebiyat parçalayabilirim? Yok işte.. ötesi yok?

“Ebru, seni seviyorum”..diyorum mesela…e hadi, koy bakalım üzerine bir kelime de göreyim..koy? daha kuvvetlisini, daha gösterişlisini, daha etkilisini söylesin biriniz de göreyim?..

Yok abi..

Daha ötesi yok..

Varsa bilen söylesin, ben de öğreneyim.. hodri meydan..

Aşktan öte köy yok..

Allaha bir kez daha şükrettim, içime bu duyguyu yerleştirdiği için…bak, diğer pek çok kötü duygu için sitem edebilir, öfke duyabilirdim belki. içimde, aslında kendi sureti olan bir ruha ve onun konağı olan bedene, o muhteşem uyuma ve birlikteliğe olan aşk olmasa..

Allah sağlık, sıhhat versin..

Allah hastalara şifa versin..

Rızıksıza rızık versin..

Ama bir de aşk versin..

Sevebilme duygusunu da katsın hamurunuza..

Geceleri, gözleriniz tavanda, uyumayı beklerken, adını, yüzünü, suretini düşündüğünüz, hayal ettiğiniz biri olmadan zamanın akışına kapılmak ne feci şeydir..

Kimseyi sevememek.. kimseyi gerçekten sevememek…kalbinize sindirememek..

Ne büyük bir lanettir..

Belki her türlüsüne sahiptim böyle gönül işlerine dair lanetlerin ve talihsizliklerin..ama neyse ki sevebiliyorum..
Sevebiliyor muşum?!

Allah kimseyi aşksızlıkla imtihan etmesin..

Belki aç, susuz bile bıraksın da, aşksız bırakmasın..

Beden gıdasını elbet bulur..ama ya ruhumuzu ne ile besleyeceğiz?..bilmez miyiz ki, o bedenden daha hassas ve kırılgandır?..bir kaç gün susuz, belki bir ay yemeksiz dayanırsınız da..aşksız kaç zaman dayanabilir bir ruh?..

Gerçekten kimseyi sevemeden?..

Belki de bugün, gencinden yaşlısına, insanların bu derece paraya ve maddeye iman etmesinin nedeni budur..

“Zamanın birinde, haberleri olmaksızın, içlerinde aşksızlıktan ölen ruhları”

Yoksa, düşünüyordum da, anlayamıyordum yani..

Bir adam, bir kadınla, nasıl olur da sırf bedensel güzelliği için birlikte olur?

Bir kadın, bir adamla, nasıl olur da sırf maddi imkanlarının yüksekliği için birlikte olur?..

Şimdi anlayabiliyorum..

Ölmüş ruhlar..

Onların da seçimi değil ki bu?

Kim bilir ne ara, hangi katile kurban gittiler, farkında olmadan..

Ruhlarınızın ölmesine izin vermeyin.. arayın aşkı gerekirse.. mecnun gibi çöllerde arayın, Ferhat gibi dağlarda arayın.. çaba gösterin..

Hele ki genç yaşta kaybetmeyin sevebilme yeteneğinizi.. deniz yıldızının, kopunca yeniden çıkan kolları misali, kırılsa bile tamir edin kalbinizi.. hayatın sizi robotlaştırmasına izin vermeyin.. maddiyatın, çıkarların ve menfaatlerin esiri olmayın.. ille de alınacaksa özgürlüğünüz elinizden, aşk alsın.. aşkın esiri olun..ne keyifli bir esaret!

Sevebilmek..

keşke hep bu şekilde yapsaydım lan anlatımı, hem böylece şu anda olduğu gibi muhabbete de katılabilirdim, sizden de "çabuk yaz parmağını sikeyim" diye küfür yememiş olurdum..

ama vakit yoktu, düşman çoktu be panpalar (:

@anatoli, vardı tabi ki panpam
bu tarz girişimlere duyurularımla destek veriyorum zaten. maksat yazılanlar insanlara ulaşsın. dediğim gibi, asla bir maddi çıkarım yok. tamamen manevi olarak huzur buluyorum.

gelmiş geçmiş en uzun günah çıkartma manifestosunu okuyorsunuz aslında (:

http://fizy.com/#s/1aiucb 

Güzel..çok güzelsin ebru..

Bunu, bu kadar insanların gözüne sokmak ayıp değil mi? (:

ille de ben olacağım demiş gibisin bu gecenin en güzel kadını..benim nazarımda, zaten dünyanın en güzel kadınısın da, bunu diğer insanlara da kabul ettirmeden rahat edemeyecekmiş gibisin bu gece..

Kırmızı bir elbise giymiş..koyu, şarap kırmızısı..bordoya yakın biraz..kan kırmızısı..dizlerinin biraz üzerinde biten, vücudunu çaprazlama kuşatan bir elbise.. omuzları yine açıkta, bir roma asilzadesi havasında…bütün kızlar, saçlarını yaptırmak, daha da kokoş, daha da iddialı, daha da gösterişli olmak için daha akşam üstünden kuaför sırasına girmişti de, bizim kız kendi saçını kendisi yaptı..öyle de bir kız işte..fönledi, mönledi, oradan aldı, buradan tokaladı derken, hasta etti, hayran bıraktı beni..

Daha iyisi olabilir miydi bilmiyorum..benim o dalgalı, vienetta misali kıvrımlı, alışkın olduğum incin saçlarını bu gece düzlemiş, perçemle, topuzla süslemiş..

Karşısına geçip, öylece oturup..hiç kımıldamadan, saatlerce izleyebilirim onu..bir onu, bir de fenerbahçeyi izlerim zaten öyle..beni saatlerce kilitleyebilecek iki şeyden biri ebru…sadece baksam yeter..dokunmasam bile..

Onun koyu kırmızısına karşılık, gri-siyah-beyaz kombinasyonundan oluşan ve yine, her zamanki gibi, klasikten ziyade spora yakın bir takım elbiseyle cevap veriyordum bende..babam zevkli adamdır, sağ olsun, kafa kafaya verdik, çok güzel giydirdi beni..iyi ki bu kombini yapmışız..

Son hazırlıklarımızı yaptık..

Hafif bir makyaj yaptı ebru, gözlerde, yüzde, öyle çok dikkat çeken rimeldir, fardır, fondötendir yok..zaten benim kadınımın onlara ihtiyacı da yok..aslında hiçbir şeye ihtiyacı yok da..adettendir diye süsleniyor işte..

Maskarayla kirpiklerini kaldırırkenki konsantre halini keyifle izledim..tam, “demek en azından makyaj konusunda sadelikten yana, eh bu elbise ve bu saça daha da fazla bir şey eklerse zaten kanatlanıp huri niyetine cennete uçabilir” derken, elbisesinin rengine uygun kan kırmızı rujunu yaydı dudaklarına..

Esintili havada açık iki pencere arasında kalmış gibi, çarpıldıkça çarpılıyorum..

Dudaklarını büzdü,

“öpeyim mi?” 

güldüm..

Ben kendi işimi yarım saat önce bitirmiş, parfümümü sıkmadan evvel onun hazırlanmasını izlemiştim o ana kadar..

“çok güzel oldun” dedim yutkunarak..

Kızın güzelliği karşısında utanmaya başlamıştım resmen..sıcak bastı..bir de yan yana yemek yiyeceğiz, dans filan edeceğiz..nasıl yapıcam lan..çatalı kaşığı düşürür, bardağı devirir, dans ederken ayağına basarım kızım ben senin..ne yaptın böyle cin çarpmışa 
çevirdin beni allahsız..

“teşekkür ederim..çok şıksın sende..” dedi..yaklaştı..kalbim, sanki ebru ilk kez yanıma sokuluyormuş gibi gümbürdemeye başladı..

Ellerini yakamın üzerinde gezdirdi..yanağımı okşadı..

“hazır mısın sende?”

“hazırım..”

“hadi çıkalım o zaman yavaş yavaş..”

Sağa sola çarpmamaya azami dikkat göstererek ilerlemeye başladım odada..dizlerim tutmuyor lan..hıaaaaaaa ıhahaha…

tüm bu ifşaların da, beni gaza getirmek için kurulmuş bir komplo olduğunu düşünmeye başladım :p

neyse ki inatçı, korkak ve prensip sahibi piçin tekiyim (:

@ this is riks, e yazdık ya panpam, çakamadık işte aq..vicdan sahibiyiz ya hani hıaammına...

http://fizy.com/#s/1ahmr7 

Aynada kendime baktım..saçım düzgün demi?..yakam..hah…vay amk..azıcık daha uzun olsaydım daha mı iyi olurdu ki..ya da burnum daha düzgün olsa?... gözlerim renkli olsaydı mesela babamınkiler gibi?..sağlam olurdu..ebeni sikiy….lan…millet yanında güzel kızla dolaşırken özgüveni tavan yapar, benim de tam tersine düştü iyi mi?... vay anasını ya..kendine gel tsigalko..niye kızardın hem sen bakayım? Amın oğlu esteban..akıllı ol…bir derin nefes al…heyecan yapma..sakin..içinden ona kadar say…

“tsigalkoo? Niye bekliyorsun bebeğim?” diye seslendi ebru kapıdan..

“ge..geliyom dur..”

Yanına gittim,

“iyi miyim la..ha..doğru söyle kız iyi miyim?”

Güldü,

“iyisin tabi ya ne oldu gelinlik kız gibi stres oldun?”

“iyisin” derken teselli eder gibi mi söylemişti lan yoksa? Hani böyle, çocuk eyler gibi?..

“kızım…iyi miyim cidden..bak..valla..”

“iyisin dedim ya aşkım?..birine beğendirmeye mi çalışıyorsun kendini benim haricimde anlayamadım yaniii (:”

“yok..yanına yakışmaya çalışıyorum..niye bu kadar güzelsin la bu akşam..ayıp ya..ben de insanım ya…ben insansam..sen nesin..sen insansan..ben ney..”

Gülmeye başladı..

“oof of..mıncırıcam şimdi yüzünü gözünü de, kızarmasın diye dokunmuyorum bak... manyak şey ya.. (: ..gel..”

Sarıldık birbirimize..

“çatlak..(:”

Ayrıldık, hayranlıkla baktım yüzüne..güldü bu gene..utandı da..

“çok mu iyi harbiden?” dedi kendini kastederek..

“çohhk..” dedim ağlamaklı bir şekilde..

Eliyle ağzını burnunu kapadı..güldü gene..kaşlar havada..

“e hadi gidelim artık..sıcak bastırdın bana da..(:” dedi yalandan azarlayarak..

Kol kola girdik..ağır adımlarla lobiye ilerledik..

Aşağıda bizim sınıftan bir grupla karşılaştık..ooh..maşallah, kızlar şıkır şıkır, erkekler de janti..hey yavrum hey (: nerde o sınıftaki tişörlü, bluzlu makyajsız, saçları jölesiz filan tipler..nerede bu artizler (: siz bu kadar güzel, yakışıklı mıydınız lan? :p

Biz ne yapıcaz nasıl gidicez diye konuşurken, arkadan nilayla neco da geldi..

Ooo..nilay hanım..oh..maşallah..kleopatra gibi olmuş hatun..yuh..kızım napıyorsunuz lan siz kendinize? Sihir mi yapıyorsunuz, illüzyon mu yapıyorsunuz?..

Lacivert, gece mavisi bir elbise giymiş o da, tek omzu açıkta..koyu bir makyaj yapmış, gözlerde sürmeler, farlar filan aşmış, saçlar da öyle..tam kleopatra..belki biraz daha açık tenlisi..

Necati de de nilaya uyumlu lacivert bir takım var, iş adamı terk (: ..güzel olmuş ama, aferin lan..

“lan..neco…napıcaz olm biz bu kızlarla işimiz zor..”

“abi sorma ya (: ..dedim o kadar da çok süslenme diye ama..

“olm fotoğraf çekebildiğimiz kadar çekmemiz lazım, sonra hemen facebook a koyucam ben, böyle, bir yanımda nilay, bir yanımda ebruyla istiyorum, seni de öyle çekerim istersen, düşünsene yapacağımız havayı lan? ilkokul arkadaşlarım çatlayacak!! Zuhahaha”

Kızlar gülmekten katılıyor..biz gülüyoruz..gözümden yaş geldi..

microsoft word e göre, finalin üçte birlik bölümünü geride bırakmış bulunuyoruz panpalar,
giriş bölümünü bitirdik denebilir (:

http://fizy.com/#s/1m1iw6 

Balo yemeğinin ve gecesinin düzenleneceği yer, yürüyerek biraz uzak kaldığı için insanları minik, golf arabası gibi böyle sağı solu açık 6-8 kişilik araçlarla götürüyorlar..

Biz de yeni gelenlerden birine atladık gidiyoruz..yan yana oturduk necoyla da, birbirimizden destek alıyoruz (: karşımızda kızlar kıkırdıyor..

Gideceğimiz yere ulaştık..iki çaprazlama merdiven çıktık..havada pahalı parfümlerin kokusu, tıkırdayan topukların sesi... 

Bütün kızlar en güzel, en şık, bütün erkekler en yakışıklı olmak peşinde…

Merdivenlerden çıkınca, havuz başına ulaştık..dışarıda, içeride masalar var..camekandan içerisi komple görünebiliyor..garsonlar masaları hazırlıyorlar..insanlar,havuz başında dostlarıyla anı ölümsüzleştiriyorlar..

Görmek istemediğim dört insanı da dört dakikadan bile kısa bir süre içinde görerek rekor kırdım sanırım..bok varmış gibi hepsiyle de göz göze geldim..mine uçuk pembe bir elbise giymiş, eteği katlı böyle..düğün pastalarının üzerindeki şekerden bebeklere benziyor..öbürü de simsiyah giymiş gene..amk cadı sila sı..yavşaklar da takım giymişler işte..klasik janti..

Geceye bir iki hocamız ve asistanlardan da katılan olmuş, ay ne kadar şirin..

Hemen gidip bölüm başkan yardımcımız Nuran hanımla fotoğraf çekindim..yıkama yağlamaya devam..gerçi mezun da oldum ama..işte referans filan gerekirse güzel şey etsin diye..tabi olm..hep menfaat bunlar :p..

Oradan oraya sürüklenip durdum bir süre o fotoğraf senin bu poz benim..

Herkes birbirini çekme, çektirme telaşına düşmüş..facebook a koyacaksınız demi lan ben de koyucam valla..akşam iyice çöküp, içeride 
hazırlıklar tamamlanınca masalara geçmeye başladık..on ikişer kişilik masalardı yanılmıyorsam..14 de olabilir..

Haa bu arada, hayatımda ilk defa tam anlamıyla güneşin batışını seyrettim hem de dakikalarca..hem de ebruyla..çok güzeldi be..

Herkesin masası belli, onur denen eleman organize etmiş bu masaları..tabi epey itina göstermesi gerekmiş zira kimin kiminle küs, kiminle husumetli olduğu gibi konular var, şimdi düşünsenize benim ayşenle, serhatla filan aynı masaya oturduğumu…ne gerek var dimi?..

Zaten dediğim gibi, herkes iletmiş kimi isteyip kimi istemediğini, benim haberim yoktu, sağ olsun nilay halletmiş o işleri hepimizin adına..

Güzel bir masamız vardı, çoğunluğu sevdiğim insanlarda, birkaç tanesi de selamımın olduğu, nötr takıldığım ama genel olarak pozitife yakın tiplerdi..yerleşimimizi güzel yaptık, yanımda ebru, karşımda nilay, onun yanında Necati, ayrıca masanın mükemmel açısı sayesinde görmek istemeyeceğim hiç kimseyi de görmeyeceğim..direkt sahneye bakıyor masa, canlı müzik olacak..bizim üniversitenin eski mezunlarından bir hanım efendi, bölüm başkan yardımcımızın ricası ile bizlerle birlikte olmayı kabul etmiş. Kadın çok efendi duruyor yalnız, tsm söylemese bari (: hayır ben tsm ye bayılırım da, şimdi ne bileyim, bu gecede gönül serdar ortaç ister, demet akalın ister, murat boz ister..pop isterik..dıp tıs dıp tıs müzik isteriz..güzel dans parçaları da olabilir böyle slow…eaglesten hotel Kaliforniya, scorpions still loving you, eric claptondan layla filam..

Şekil olur yeeanii (:

Menü de çok güzel pirzola tavuk var bir kere..tavuk iyidir, yerli içki de sınırsız..rakı söyledik..

Müthiş keyifliyim ve her şey harika gidiyor..süper yani..ancak bu kadar olur..

Eh..ama bu işte bir yanlış var gibi değil mi?

Bence de öyle..

@ asosyal buyur panpam?

@anatoli, xhamstere yükleyeceğim onları x)

@kimsin sen çık dışarı, gözünü toprak doyursun be panpam..50 word sayfası diyorum lan, bir gecede?! daha ne yazayım

@ dogan görünümlü porche,
supernatural daki garth e benzettim, doğru mudur?

http://fizy.com/#s/1ahk2x 

Kibar kibar yemeğimizi yiyoruz, solist hanım efendi açılışı yunanca hareketli bir parçayla yaptı, iyi hadi tsm ci değilmiş bari (:

ilk şarkıdan sonra çeşitli teşekkürler, bizlere iyi dilekler vb.

Kendimize ait bu gecede, kendimize ait bu yerde, otelin geri kalanından soyutlanmış gibiyiz. Hatta otelde bile olduğumuzu unuttuk, sanki lüks bir restoranda kutlama yapar gibi hissediyoruz. Garsonlar vızır vızır, masalara şaraplar, rakılar gidiyor, tabaklar, kadehler bir doluyor bir boşalıyor. Bardaklarımızı tokuşturuyor, muhabbet ediyoruz, kızlar “onun elbisesi ne modelmiş, şunun saçı nasıl olmuş” dedikodusu kanatıyorlar, biz de necoyla ortamı genel olarak değerlendiriyoruz. Arada masanın öbür ucundan selamlar alınıyor veriliyor, göz kırpılınıyor, ortak muhabbetler çevriliyor..

Birkaç “akşam yemeği fonu” şarkısından sonra, tatlı tabakları henüz gelmeye başlamışken ve ikinci duble rakının son yudumu dikilip, benim kafa da hafiften feza da yaylanırken, dans müziği çalmaya başladı..”seninle bir dakika” hiç unutmam..

Bölüm başkanımız ve eşi, alkışlarımız eşliğinde açılışı yaptılar..sonra bir iki çift daha kalktılar sahneye.

Ebruya doğru, soluma çevirdim kafamı güzel profiline baktım..o da çekingen bir bakışla beni süzdü..

“dans edelim mi?” dedim gülümseyerek..

“olur” dedi neredeyse duyulmayacak bir sesle..

Ayağa kalkıp avucumu ona doğru uzatırken, neconun da ayaklanıp aynı şekilde nilaya elini açtığını gördüm..

Güzel eliyle benimkini yakaladı..zarifçe kalktı ayağa..

Daha önce bizim evde çıldırıp rock&roll yapmışlığımız vardı doğrusu, spontane gelişen kısa, küçük danslarımız da mevcuttu ama, ilk kez böylesine bir dansı yapacaktık..ben heyecanlıyım..o heyecanlı..anlaşılabilir bir durum bu..

Yavaşça sahneye ilerledik..ortalarda bir yerlerde, diğer çiftlerin arasına karıştık..ellerini omuzlarıma koydu, ben de beline doladım kendiminkileri..

Şarkının hafif ritmi eşliğinde bir sağa, bir sola yaylanıyoruz..gözlerimiz birbirine kenetli..bir rüyanın içinde yüzer gibiyim..allahım..bu günleri de gördüm ya..

@ asosyal, git gel lan, donu dolduracaksın bu gidişle,

beyler yapmayın adam altına sıçacak ahahahhahsdagsad

http://fizy.com/#s/3woyim 

Az sonra biraz daha yaklaştı bana..başını omzuma yaklaştırdı..gittikçe kalabalıklaşan sahne, gittikçe duygusallaşan müzikler..

“düğünümüzün provası olsun bu” dedim sırıtarak.

utangaç bir gülümsemeyle yere eğdi gözlerini..tekrar kaldırdı sonra,

“daha çoook prova yaparız, ben bu geceyi ayrı kabul ediyorum” dedi bilmiş bilmiş..

“işime gelir

üç şarkı sonra filan, nilay-neco ikilisiyle yan yana geldik,

“beni unuttun bakıyorum?” dedi nilay gülüp sözde trip atarak..

Çiftler değişti, nilay beni ebrudan teslim alırken, necoyu da ebruya ödünç bıraktı..

“kleopatrayla da dans ettim ya gama yemem :p”

“benzemiş demi, konseptim oydu evet canım tişikkürler :p”

“çook..onun biraz daha kontrastı açık olan versiyonu (x”

“yaa azıcık daha vakit olsa ben bronzlaşacaktım da, anca işte :p” dedi, “çok güzel olmuşsunuz siz ikinizde..çok yakışıyorsunuz tsigalko cidden kendiminken daha fazla seviniyorum sizin mutluluğunuza” diye ekledi.

“sağ ol bitanem..ben de aynı şekilde..neler atlattık, nelerden geçtik ama..yani şu dörtlüyü görüyorum ya..hepsine değmiş diyorum..”

“kesinlikle değdi..şimdi başka mücadeleler var sırada..iş bulmaydı, hayata atılmaydı..yuva kurmaydı..ama tek başımıza değiliz neyse ki..”

“çok sağlam yoldaşlarımız var” dedim..

“öyle..birbirimizi de unutmayalım ama olur mu?..illa ki dört bir yana dağılacağız ama..öküz öldü ortaklık bozuldu olmasın (:”

“biliyorsun ben pek vefalı bir tip sayılmam (: ..ama sizler bambaşkasınız..sen, bizim çocuklar…hep böyle klasik, gerçekliği şüpheli sözler verir insanlar yolları ayrılırken, “birbirimizi unutmayalım” diye ama..bu seferkilerin gerçeklik payı çok yüksek bence..söz..herkes unutsa bile, ben unutmayıp, hatırlatacağım hepinize, grubu ben birleştireceğim gerekirse..”

“listenin başına beni yaz o zaman

“sen her zaman liste başımsın zaten (:”

Sevgiyle baktık birbirimize..

Etrafa bakındım şöyle bir, kim kiminle, ebrular nerede gibisinden..

“ne çok çift oldu ya son son demi?” dedi nilay,

“hee…millet içinde biriktirmiş herhalde baksana..son sene nerden baksan sadece bizim sınıfta 5 tane filan çift oluştu..”

“kıyamam ya..aslında en sağlam da onlarınki olur bence..onca zaman nasıl dayanabilmişler..yani..çok büyük bir sabır ve yürek 
gerekir..”

“tıpkı neconunki gibi” dedim..onların da hikayesi farklı değildi..çocuk yıllarca içine atmıştı..üstelik onun sebepleri, “ya reddedilirsem” den çok daha zorlu ve karmaşıktı.

Nilay utandı..gülümsedi..

“ahh…Necati bir şans bana resmen..hiç hak etmediğim halde hem de..”

“aman aman, öyle söyleme..klişe ayrılık bahanesi sözleridir bunlar, “benden daha iyisine layıksın bla bla bla..”

“hahaha..yok be..ben o anlamda kullanmıyorum ki (: ..ben samimiyim o konuda..gerçekten farklı bir çocuk o..ama ben de hiç trip atmıyorum..daha doğru düzgün tartıştığımız bile olmadı, bir dediğini iki etmiyorum, layık olmaya çalışıyorum yani (:”

Aynı benim ebrunun sevgisine layık olmaya çalıştığım gibi..

Onların ilişkisinde de, nilay benim rolümdeydi..yani daha fazla sevilen, sevildiğini daha fazla hisseden taraf..

Bu ise bizi, pek çok insanın aksine “garanticiliğe” sevk etmiyor, aksine daha da kamçılıyordu. Bizlere kalbinin kapılarını tereddütsüz ve sonuna kadar açan bu insanlara, biz de elimizden geldiğince iyi konuk olmaya çalışıyorduk..bazen ezilsek de o misafirperverliğin altında, genel olarak bizim de sevgimizin ve iyi niyetimizin onlardan aşağı kalır yanı yoktu. Sadece, ilk adımı onlar atmış, ilk ateşi onlar yakmıştı,

Ama aynı şiddette yanıyor, aynı hızda koşuyorduk şimdi..el ele..yorulmak nedir bilmeksizin..

@1000s2megez50m panpamızdan da açıklama geldiğine göre, bu konuda bir sıkıntı-soru işareti kalmamıştır umarım gari

http://fizy.com/#s/3xxxlm 

Solistimiz ara verip, canlı müzik de yerini bant yayını gitar sololarına bırakınca masalarımıza döndük tatlılarımızı yemek üzere. 

Herkesin yüzünde gülümseme..suratlar, alkolün, mutluluğun ve romantizmin etkisiyle pembeleşmiş..
bu sefer ebru benim karşıma oturdu, ben de esasen neconun yerine oturmuştum, o benim yanımdaydı, nilay onun karşısında..böyle karıştı biraz ama neyse..
hanımlar elleriyle kendilerini kibar kibar yelliyorlar, peçeteyle alnımı kuruladım ben de..sıcak basmıştı birden.

Yeni oturduğum yer itibariyle bu sefer sahneye değil, havuza doğru bakıyordum..bu lanet olası görüş açısı ise bana gece başından beri görmemekten memnun olduğum bazı suratları da görme imkana yarattı ki, yaratmaz olaydı.

Serhat masasındaki, ikinci öğretim kızlarla goy goy yapmakla meşgul..kaltaklar zaten “a” desen gülecek modalar, kafalar da yeşillendi ya tabi..neyse takılsın o kendi kendine bana bir zararı yok..

Ozan götü uslu uslu oturuyor, yanındaki bir elemanla bir şeyler mırıldanır gibiler..

Mine, tanımadığım ama yüzüne aşina olduğum, kendi sınıfından bir çocukla karşı karşıya oturmuş, mutlu mutlu cıvıldıyor..gözlerim o haline takıldı. Belki de ben fazla büyütüyordum olayları..kız gayet mutlu mesut yaşayıp gidiyordu işte?

Allah bilir aklına bile gelmiyordum son birkaç yıldır..ama nedense o, pişmanlık anlarımda hiç aklımdan çıkmıyordu benim.

Katil vicdanı işte..ölen huzurlu..ölenin düşünecek bir şeyi yok..o rahat..ama katil, yaşadığı sürece gözlerinin önünde görmek zorunda o ölümcül sahneleri..son yalvarışları..yakarışları..kendi acımasızlığını..

Ayşen de, itiraf etmeliyim ki çok güzeldi siyah elbisesinin içinde..siyah-beyaz..tam bir kontrast…cadı sila filan diyorum da..sonuçta cadı sila da taş gibi hatundur yani. Ayrıca bu kızın beni bir zamanlar parmağında oynattığını ve hayatımın bir koca senesini de sikip attığını unutmamak gerek..

Gözlerim boşluğa daldı..geçirdiğimiz günah gecesine ait flashbackler zihnimde canlandı..ellerim bacaklarının arasında, göğüs uçlarının etrafında dönüp dururken üzerimde kıvranışı..boynumu, dudaklarımı sömürdüğü, benim, kalçalarını ellerimin arasına aldığım sonsuz saniyeler..bileklerinden başlayıp beline, oradan da ensesine kadar çıkan dokunuşlarım..sesli solukları..inleyişi..parmaklarımı sırılsıklam edişi..saçlarının göğsümün üzerini gıdıklaya gıdıklaya dolaşması..o hisler…o sesler…kokular..

Flashback in bitimi ile, benim karşı masadaki sınıf arkadaşım olan çocuklardan biriyle göz göze gelmem, onun bana kaş göz yapıp selam vermesi, benim karşı selamım ve ebrunun iki saattir nereye baktığımı öğrenmek için arkasına dönüşü çok büyük bir şans eseri aynı saniyenin içine denk gelmişti..

Ebruya aldırmadan çocuğa yine gülerek kaş oynattım, o da gülüp mimik yaptı, hem beni hem de sanırım ebruyu selamladı başıyla..

Ebru tekrar bana doğru dönünce istemeden bir “ee ne oldu yani? Kime bakıyor muşum öğrendin, rahat ettin mi?” demek isteyen imalı bir bakış atmış bulundum..utanarak aceleyle yere indirdi gözlerini..

Oysa gene ben kabahatliydim..ne bakıyorsun olm kızlara? Bakma?..aklına da abuk subuk şeyleri getiriyorsun..iki rakıyla kafa oldun zaten..mal..

@ this is riks, yorgun bir anıma denk gelmiş olabilir, doğru diyorsun, "değer mi hiç?" diye şarkısı bile varken, böyle bir hata yapmak olmaz.

düzeltelim onu, türkçeye azami ölçüde dikkat ediyorum biliyorsunuz uyarı için teşekkürler.

http://fizy.com/#s/3y7p8a 

Tatlının üzerine masada kalan meze tabaklarının doluluk oranının da verdiği cesaretle, bir duble daha söyledim, ebru da bana katılmak istedi,

“iki tane içmedin mi sen?”

“eee evet, ne olmuş?”

“tamam kızım iki tane yeter..daha akşamdan sarhoş mu olmak istiyorsun?”

“yaa zaten dörtte üçü su be..hiç bir şey hissetmiyorum ben, daha çakırkeyif bile olmadım”

“emin misin?” dedim imalı bir şekilde..biraz bozuldu…

“tamam bundan başka içmem, söyledim artık..”

Bir şey demeyip dirseğimi masaya, yüzümü de elime yasladım..

Biraz sonra ebru,

“niye dalgınlaştın sen?..sarhoş mu oldun yoksa?” dedi gülümsemeye çalışarak..

Aramız, nedensizce gerilmişti birkaç dakika içinde..

Negatif bir elektrik, ters giden bir şeyler vardı.

“ne yapayım?” dedim, “amuda mı kalkayım, oturuyorum işte” dedim ince bir alayla..

Bir şey demeden, ifadesiz yüzünü takındı..

Rakılar geldi, bu sefer de ben bardağımı tokuşturmak için ileri uzatıp gerginliği bitirme yolunda bir adım attım..

Alttan sertçe tosladı bardağı benimkine, gözleri üzerime dikili..birer büyük yudum aldık..lan ben bazen bira bile içerken hafifçe titreyip yüzümü ekşitiyorum..hatun tek yudumda bardağın yarısına geldi neredeyse, gık demedi..

Peynir kesip ağzımıza attık..mütemadiyen de birbirimizi süzüyoruz..o aradaki gerginlik, yavaş yavaş seksi bir havaya doğru kaymaya başladı..eğer yalnız olsak, bir dakika içerisinde baya çatır çutur birbirimize girerdik..

Masaya eğildi biraz..şuh bakışlarını daha da kuvvetlendirdi..

“diskoya inecek miyiz yemekten sonra?”

“ineriz istersen? inmeyelim mi?”

“bilmem..fark etmez..”

“bir bakarız olmadı, sarmazsa çıkarız odaya..yada sahilde yürürüz..ne dersin?”

“olur..hepsi uyar bana..”

Masanın karşısından uzanıp elimi tuttu..sıktı avucunun arasına alıp..güven dolu bir şekilde gülümsedi..

Biraz kafası kaymaya başlamış olduğunu anlayabiliyordum bu hareketlerinden..bir duble daha içmesi halinde el ense çekecek kıvama gelirdi (:

bazı sahneleri yazarken gözümün önüne gelenler benim jr.tsigalkoyu da esas duruşa geçirtmiyor değil. insan fizyolojisi çok tuhaf lan, harflere puntolarabile kabarıyoruz bazen..

@100s2megez50m, ben bir tane beleş istiyorum ama ona göre bak o e-book şeysinden

@anatoli, onda onay vermelik ne var amk sende (:

@this is riks, 4 seneden fazla zaman geçti, henüz pişman olmadım panpam, belki bir 15-20 sene sonra anca

@zenginpicoz, olm parasından değil de, ödemeyi nasıl yapıcaz amk? sahte kredi kartı mı çıkarttırayım, sahte paypal mı açayım? (:

bana ne, beleş isterük..

http://fizy.com/#s/3wap0x 

Solist yeniden sahneye gelip, yeniden hareketli parçalarla açtı ikinci devreyi..bir kısım insan mini bir halay oluşturdu..oyun havaları çalınmaya başlandı, biz de kalktık bir kez daha o zaman..az önce gayet romantik ve slow takınılan sahnede, şimdi yavaş yavaş bir düğün coşkusu oluşmaya başlamıştı..herhalde gecenin finali de böyle hızlı ve coşkulu bir şekilde yapılacaktı. Yarım yamalak zeybek oynadık becerebildiğimiz kadarıyla, Ankara havaları, efe oyunları derken kan ter içinde kaldım anasını satayım..pek hanım kızlarımız da alkolün etkisiyle kendilerini dağıttılar, bir kıvırmalar, bir kıvırmalar, görmeyin gitsin hele..vay gözünü sevdiğimin mühendisleri vaaay..sizde ne numaralar varmış öyle (:

Seneler boyunca kafasını kitaptan kaldırmayıp, paso kotla gezen hatunların, rengarenk mini elbiselerinin, abiyelerinin içinde resistansı kireç bağlamış çamaşır makineleri gibi bir o yana bir bu yana kıvırıp sallanmalarını, erkeklerin üzerlerine, birbirlerinin üzerlerine neredeyse kucak dansı modunda abanıp durmalarını gördükten sonra dedim ki,

“hacı..kadın, kadındır..her kadının içinde asgari miktarda şehvet ve vamplık vardır”..

inanamazsın yani..okulda saçı başı birbirine girik, zerre makyaj olmadan gezen o kızın nasıl salladığına, o poposunun loblarının nasıl böyle keşkül gibi titrediğine inanamazsın..valla helal olsun..

Bir de bizim türk kızını beğenmiyorlar..lan, dünyada, istediği zaman bu kadar değişip evrimleşebilen, üç saniyede sıfırdan yüz kilometre hıza çıkabilen başka bir kız türü daha var mı aq? Ha? söyleyin var mı?

Kıymetini bilin olm…sürprizlerle dolular (:

Biz de ebruyla epey yakınlaştık ama, etraftaki insanlar hep tanıdık, sonra hocası var, asistanı var filan..fazla da abartmıyoruz..ama resmen kollarımın üzerinden kayıyor..adeta sahnede paten buz pateni yapıyor..gençlik temalı, abartı reklam filmlerindeki gibi göstere göstere, kıpır kıpır dans ediyor millet..

Yine yunanca olduğunu tahmin ettiğim oldukça hareketli bir parçadan sonra bir de western melodileri geldi ki, o ara tamamen kendimizden geçtik..daha iki saat önce “seninleee birrr dakikaaaaa umuuuuutlandırıyoooorrr beniiiii” yi dinleyip başlar omuzlarda dans eden çiftler, şimdi “go johny go” ile götüne purzi kaçmış gibi tepiniyor (:

Yorulup boku çıkan kalabalığı hafif tempolu müzikle dinlendirmek için “mustang sally” ye girince, gece sonunda gidip solist ablanın ellerinden öpmeye karar verdim..mübarek insan, allah seni başımızdan eksik etmesin lan, düğünüme de çağırıcam..gelirsin demi? x)

@daikin yakışıklı çocukmuş lan valla, kızlar, görün

@zenginpicoz, seni yakalamayayım o zirvede x)

@ceronim0 eyvallah be panpam, sizlerin de gözlerine, yüreğine sağlık. okuyan olmadıktan sonra, yazmak neye yarar? gören göz olmadıkça, güzelliğin hiç bir şeye yaramayacağı gibi.

asıl teşekkürü ben etmeliyim derdime ortak olup içimi dökmeme yardımcı olduğunuz için (:



next--->
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=